Bu Ne Yaman Çelişki Annem

Bir zamanlar "Garson Devlet" vaadiyle devleti yönetmeye talip olanların, milletinin topraklarına el koyması... ya da ağacını kesen şirketi devletin jandarmasının koruması... korumasından da vazgeçtim. Elindeki silahı halkına doğrultması... sizin de canınız yanmıyor mu? Siz de devletin "kamu yararı" diye bizlere yutturduğuyla halkın gerçek kamusal yararının çatıştığının farkındasınız, değil mi? Hakikatin gözümüzün içine baka baka böyle çarpıtılması, ne acı değil mi?

Bu Ne Yaman Çelişki Annem

Fethiye'den gelen haberler, Datça'da da ne yapılması gerektiğini yeterince anlatmıyor mu sizce de? Tıpkı Datça'da olduğu gibi orada da koyları yapılaşmaya açıyorlar. Yapılaşmaya açılan yerlerin hepsi, devlet tarafından da korunması gereken doğal yaşam alanları. Ama koruması gereken devlet, bu yaşam alanlarını korumak yerine özel sermaye eliyle yapılaştırıyor... En önemli görevi, canımızın-malımızın güvenliğini sağlamak ya bu devletin...  fakat heyhat, korumak yerine  adeta talana arka çıkıyor.
Ama Fethiye ahalisine helal olsun... hepsi ayakta, direnmeye çalışıyor. Koylarda kondurulmak istenen iskelelere, günübirlik rekreasyon alanlarına, mapa ve şamandıralara neden karşı olduklarını, hepimize tane tane anlatıyorlar...

Datça'da Yat Limanının faydalı olduğunu söyleyenleri hatırladınız mı?
Hani belki inşaat firmasının dolduruşuna gelip (bilmem ki: belki de samimiyetle) o limanın faydalı olduğunu savunan o gürültücü kalabalık, "Bizi Limana Sokmuyorlar... Denizimiz, kıyılarımız elimizden alındı, çalındı" diye ağlaşan Fethiyelilerin, Göceklilerin, Bodrumluların, Turgutreislilerin, Marmarislilerin sesini de duysa!  O kıyıları, güzellikleri kaybettikleri için, işlerinden aşlarından olanların haykırışlarını da duysa, işitse! Turgutreis'te denize girecek, kıyıda nefes alacak bir yerimiz bile kalmadı diyenleri de bir işitse... Bir gözlerini-kulaklarını açsa da, önceki örneklerin feryatlarını bir duysa, ağlamalarını bir görse...
Ah  üç kuruş para kazanacağım diye hakikati çarpıtan o inşaat firmasının dolduruşlarına gelmese!

Dün Fethiye'de Osmanağa koyundaki yapılaşmaya ses çıkartıp "bu koyları bu şekilde talan etmeye devam edersek yatçılık sektörü ölür" diyen eski Deniz Ticaret Odası Fethiye Şube Başkanı Şaban Arıkan'ı bir işitse! Fethiye Deniz Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Birliği Başkanı Güven Altuğ'un, “Aynı zamanda yapılan bu haksız, olumsuz veya yasal olmayan şeyi engellemeye çalışıyoruz” diye neden doğal ve kültürel sit statüsündeki alanlarda inşaat yapılamayacağını anlatmasını dinlese... Keşke deniz işletmecisi Ali Somyürek'in “buna bir ‘dur’ demek lazım, onun için buradayız, arkadaşlarımıza destek olmak için geldik buraya” diyen haykırışlarına da kulak verse. Keşke, daha geçenlerde Selimiye'ye yapılmak istenen yat limanı ve yanaşma iskelesine karşı, Selimiyelilerin nasıl karşı koyduklarını bir görse... Keşke Kille Koyuna yat iskelesi yapmak için ÇED onayı verenleri, yaka paça kovan Fethiyelileri bir duysa, bir görse!

Datça'da hala Yat Limanının yararına inananlar var ya... Keşke yerel mahkemenin atadığı uzman bilirkişinin raporlarını bir zahmet okusa, okuduklarını akıl süzgecinden geçirse...

Doğal yaşam alanlarının, yaşamlarının korunması için vergileri ile devleti besleyen yurttaşlar, yaşam alanlarını devletten korumaya çalışıyor... yazık ki! Devletin düşürüldüğü durum ne can acıtıcı! Ya İliç'te yaşam alanlarını siyanürle zehirleyen maden şirketine arka çıkan devlete ne demeli?  Destek verdiği altın madeninde çalışanının bile hayatını koruyamayan devletin nesine güveneceğiz? Trakya'da, Kastamonu'da, Eskişehir'de, Balıkesir'de, Fırtına Vadisinde, Antalya'da, Cudi'de, Dersim'de... Saymakla bitmez. Devletin içine düşürüldüğü duruma bak! Başını nereye çevirsen, devlet tarafından çarpıtılan gerçekler. Milletini hakir gören, halkını düşman belleyen bir devlet sanki?

Yukarıdaki video, Fethiye'de Osmanağa Koyuna giden Fethiyelilerin anlattıklarından derlenmiş, GündemFethiye tarafından. Ama bu haykırışlar sadece Fethiye'de mi? Akbelen farklı mıydı? Enerji şirketinden ormanını korumak için nöbete durmadı mı, Akbelen köylüleri? Hala bitmedi nöbet, Milas'tan son gelen haberler, yeniden nöbete durduklarını söylüyor Akbelenlilerin... Toprağını korumaya çalışan köylü kadınların gözaltına alındığı haberleri düşüyor önümüze... Ahalinin malını korumakla görevli devlet, köylülerin ellerindeki tek geçim kaynağına çöküyor: geçimlik topraklarına! Savaş zamanı uygulanacak bir yasa maddesini, acele kamulaştırma yasasını sözde "kamu yararı" bahanesiyle, köylünün geçimlik toprağına el koymak, hepimizi-gezegeni zehirleyen enerji şirketine peşkeş çekmek üzere hem de! Bu mu gerçek KAMU YARARI?

Ya son özelleştirme kararı çıkartılan, Datça'daki hastane arazisi...
Hani dibinde denizine girdiğimiz, güneşinde kumlarına yattığımız o Hastanealtı Plajına adını veren? Hani sadece yayalara açık olan çoluğumuz çocuğumuzla güven içinde yürüdüğümüz o Sevgi Yolunun başındaki belki de yegane kalmış kocamış ağaçlarıyla yeşili bol alan... Hani toplum yararına sağlık için gittiğimiz Toplum Sağlığı Merkezinin olduğu arazi... Hani içinde Adliye'nin... içinde bir zamanlar elimizi kolumuzu sallayarak gittiğimiz Kaymakamlığın olduğu o arazi... Kimbilir o Hastanede kimler doktorluk yaptı, kimler tedavi oldu? Kimbilir o adliyede ne vakalar dava edildi? Kimbilir o kaymakamlıktan kimler geldi, kimler geçti? Kimbilir kimlerin hafızalarına neler kazındı? Kamuya ait, kamu yararına kullanılan bir alandan söz etseniz? Değil mi, belki de istisnasız herkesin aklına gelecek tek yer: içindeki binalarla o taşınmaz, olacaktır. Siz ne dersiniz? Kamu yararı ise işte hafızalarımıza işlemiş kamu yararını haiz bir mekan daha, kamuya sorulmadan .iç ediliyor! 

Kamu yararından söz etmişken şimdi Kaymakamlık Binası nerede bileniniz var mı? Elinizi kolunuzu sallayarak girip çıkabiliyor musunuz, Jandarma'nın içindeki binasına?
Hatırlayanınız var mı, "Garson Devlet" özlemini dillendirenleri... Hani devlet, milletinin hizmetçisi olacaktı, bir garson gibi halkına hizmet edecekti. Devletin sahibi, milletti. Devlet ormanını koruyor diye milletinin önüne silahını kuşanmış jandarmasını dizmeyecekti... Hani milletine sormadan, kamu yararını gözeten binasını satmayacaktı, savmayacaktı!?

Sahi ne oldu da böyle oldu? Siz de muhakkak görüyorsunuz o "yaman çelişkiyi"? 

5 Nisan Pazar Saat 13.00'de Eski Hastane Binası önünde Datça Demokrasi Platformu,  basın açıklamasına çağırıyor!!! 

Video için kaynak: teşekkürler, Gündem Fethiye
 bkz : Yurttaşlar, Göcek Osmanağa Koyu’ndaki yapılaşma hakkında ne söylüyor?

 

Yazar ibo.a.bo

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış