Acımadı ki, Acımadı ki!

...Datça-Haber, 2 Nisan’ı Datça’da böyle görmüş, böyle haberleştirmiş! Datça-Haber’e göre, Datça’da, itiraz edenlerin başlattığı boykot, başarıya ulaşmamış ama Datça-Haber "olağanüstü olmayan bu durumu" sayfalarına taşımış. Enteresan değil mi: olağanüstü bir durum yaşanmadığını haber yaparak, aslında olağanüstü bir durumun Datça’ya yansımasını kendi cephesinden, sayfalarına taşımış :)...

Acımadı ki, Acımadı ki!

Datça-Haber Gazetesinden bir kupür… Hani “acımadı ki, acımadı ki” tadında bir haber :)…

Acımadı ki, Acımadı ki!

Simge Aybey’in haberine göre:
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından gençlerin başlattığı tüketim boykotunu CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in desteklediği 2 Nisan’daki “ticareti durduralım” çağrısı, Datça’da da beklenen ilgiyi görmemiş. İlçede esnaf kepenk kapatmazken, vatandaşlar çarşı ve marketlerde günlük alışverişlerine devam etmiş!.

Çarşı ve Marketlerde Hareketlilik Sürmüş

Datça’da sabahın erken saatlerinden itibaren çarşıda ve marketlerde olağan hareketlilik gözlenmiş. Temel gıda ve ihtiyaç ürünlerine talep devam etmiş. Vatandaşlar, her zamanki gibi manavlardan, kasaplardan ve marketlerden alışveriş yaparken, özellikle büyük marketlerde de gün boyunca alışveriş akışı sürmüş. Esnaf, iş yerlerini açarak satışlarını gerçekleştirmiş. Datça merkezdeki işletme sahipleri, herhangi bir olağan dışı durum yaşanmadığını ve işlerin rutin seyrinde devam ettiğini belirtmiş. Küçük esnaf, her zaman olduğu gibi müşteri kabul etmiş ve dükkanlarında hizmet vermiş.

“Ticaretin Devam Etmesi Gerekir”miş

Datça’da esnaflık yapan bazı vatandaşlar, boykot çağrısına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak ticaretin devam etmesi gerektiğini dile getirmiş. Yerel bir esnaf, “Bizim burada işlerimizi durdurmamız gibi bir durum söz konusu olmamış. Herkes günlük akışında işine devam etmiş. Zaten küçük bir ilçeyiz, ticaretin durması esnaf için zor olur” ifadelerini kullanmış. Datça’da boykot çağrısına katılımın düşük olması, günlük yaşamın olağan akışında sürdüğünü göstermiş.
 

Datça-Haber, 2 Nisan’ı Datça’da böyle görmüş, böyle haberleştirmiş! Datça-Haber’e göre, Datça’da, itiraz edenlerin başlattığı boykot, başarıya ulaşmamış ama Datça-Haber "olağanüstü olmayan bu durumu" sayfalarına taşımış. Enteresan değil mi:  olağanüstü bir durum yaşanmadığını haber yaparak, aslında olağanüstü bir durumun Datça’ya yansımasını kendi cephesinden, sayfalarına taşımış :).

Datça’da 2 Nisan’a dair benim kulağıma gelenler, pek de normal bir gün yaşanmadığı yönünde, oysa… Datçalılar da kepenk kapatmayı öğrenmiş... Datça’da da pek çok dükkan kepenk kapatmış.  Sivil hakları için önemli bir kesim insan, 2 Nisan’da da ayağa kalkmış. Ülkenin Batısında pek de denenmemişi denemeye çalışmış. Hani ülkenin Doğusunda sık sık karşılaştığımız manzaraları buralara taşımış. 3 harfli market zincirlerinde, satışlar epeyce düşmüş (hatta artan enflasyona rağmen mutlak değerlere göre bile günlük satışlar yarıdan fazla düşmüş bkz: https://t24.com.tr/haber/2-nisan-boykotundaki-harcama-yuzde-70-enflasyona-ragmen-gecen-yila-gore-dusuk-kaldi-2025-in-ilk-iki-ayinda-gunluk-daha-cok-harcama-yapildi,1230198).. İnsanlar pek de alışveriş etmemiş. Tıpkı ülkenin pek çok yöresinde olduğu gibi… Ha tabii bu arada birilerinin de üstüne vazife edinip, marketleri doldurduğunu, daha çok alışveriş yapmaya çalıştığını da  fısıldayanlar oldu kulağıma :)

Derdim, “ben/biz senden/sizden  uzağa gittim/k” tadında bir yazı yazmak değil. Zaten en baştan da belirttiğim üzere Datça-Haberin bu haberi, kavga sonrası ağzı-burnu “uf” olanın, “acımadı ki acımadı ki” diye dolanıp durmasına pek benziyor :)  Yani bu yazıda uzun uzun bu boykotun başarılı olup olmadığını, bu gazetemsinin açtığı yoldan tartışmanın anlamlı olmadığını düşünüyorum… Benim dikkat çekmek istediğim Datça’da olağan günler yaşanmıyor, birkaç haftadır! Tıpkı, İstanbul gibi, tıpkı Ankara, İzmir, Aydın, Denizli, Bodrum, Marmaris, Fethiye gibi… Datça sokaklarda… Datça’da hemen herkes, bu güç sarhoşu totaliter  iktidarın ve bu iktidara destek veren yandaşlarının hezeyanlarını konuşuyor. Sokaktaki herkes, İmamoğlu’na yaşatılan adaletsizliğe, tıpkı yanı başındakine ya da kendi başına gelen haksızlıklar gibi, onun için ses çıkartırken kendisiyle özdeşleştiriyor ve aslında kendisi için ses veriyor…

Boykotu tartışmaya kalksak, tartışılacak o kadar fazla veçhesi var ki, “başarılı oldu mu, olmadı mı”ya gelene kadar! Mesela 3 harfli marketleri boykot ederken, yerlerine ne koyabileceğimizi tartışmadık...  Dolayısıyla neden kızalım zaruri ihtiyaçlarını tedarik etmek isteyenlere ki? Kaldı ki, alışveriş yapanlara rağmen bu boykot başarıya ulaştı! Bir soru daha: tüketimden gelen güce gelene kadar, neden üretimden gelen gücümüzü kullanamadık? Neden bir genel grev örgütleyemedik? Neden X TV’sine boykot yaptık da, bilmem nerede vahşi madencilik yapan Y firmasını boykot etmedik? Hepsi bu sistemi beslemiyor mu? Sorular çok... Elbette tartışırız, değerlendiririz tabii ama şu aşamada hepsi önemini kaybetti!  Gördünüz mü bilmem, alanlarda dayanışma-takas çadırları kuruldu. Şehir merkezlerinde AVM’lere girmeden kapalı mekanlarda para harcamadan da çay ve kahve içilebileceğini  yeniden keşfettik.  Öğreniyoruz. Sokaklar öğretici. Datça-Haber de öğrenecek :)

Demem o ki: ortalık haksızlığa, çaresizliğe uğratılmışlarla doluyken, bunlar teferruattan öte değil, artık.  Bir süredir bir şeyler oluyor…  Hemen yanıbaşımızda… Orada…  Önemli olanın sadece ben/biz olmadığını görüyoruz… Varsayalım sistem içinden beslenmesine rağmen yanı başımızdakinin de haksızlığa uğradığını görüyoruz. Ve artık ona yapılana da sessiz kalmak istemiyoruz. Üstelik ona el verirken, bizatihi daha çok haksızlığa, daha çok şiddete, daha çok adaletsizliğe uğrayacağımızı bile-isteye destek veriyoruz!

Evet arada bir birbirimize giriyoruz, bazen-belki çoğu zaman son kertede amaçlarımızın uyuşmadığını da fark ediyoruz… Ama şu anda bir avuç azınlık dışında soluk alamıyoruz.. ben de, sen de, onlar da, hepimiz kaybediyoruz… Elimizdekileri bir bir kaptırıyoruz, fakirleşiyoruz, nefes bile alamıyoruz… Önceki gün (21 Mart) Muğla’da ya da dün (29.Mart) İstanbul’daki miting’de yanıbaşımda kurt işareti yapan da vardı, Mustafa Kemal’in Askerleriyiz diye bağıran da… Karşımda Yaşasın Halkların Kardeşliği diye bağıranlar da… Hatta hala AKP’den medet uman, bu alanların onun aklını başına devşireceğini sananlarla bile konuştum alanda!?  

Hepimiz hak hukuk adaletin herkese eşit mesafede olması gerektiğini başımıza vurula vurula öğrendik… Öyle bir zamandan geçiyoruz ki, başka bir zamanda olmaz denilen bile oluyor!

Neleri keşfettik yeniden yeniden şu kısacık zamanda: olmaz denileni oldurduk.. Saraçhaneyi, sokakları doldurduk. Olmaz olanı oldurduk.. Dersleri durdurduk.. CHP’nin sandıklarını doldurduk. Kimbilir ve kim ne ders desin:  kitlesel bir boykotu bile oldurduk..  Şimdi sırada ne var?

Bundan olsa gerek Datça-Haber gibi iktidara yaslananların “acımadı ki, acımadı ki” haykırışları…

Not: Aslı Odman ve Cihan Cinemre boykotu, olan bitenleri, Kutsal Motor'da Hasan Cömert'e anlatmış, vaktiniz varsa eğer izlemeye değer… ben kimi sorularımın cevabını buldum. Daha da önemlisi, sormam gereken sorularımı da çoğalttım... Kutsal Motor'a teşekkürlerimle...
Sizin için de buraya bırakayım:

Yazar ibo.a.bo

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış