Çoklu Yol Çatalındaki Suriye

"Suriye’de geçici hükümetin belirleneceği Suriye diyalog konferansı 29 Marta Şam’da gerçekleşti. 1500 delegenin çağrılı olduğu söylenen konferansa yaklaşık 600 delege katıldı. HTŞ’nin belirlediği delegasyonun üçte , ikisinin katılmadığı ya da çağrılmadığı bir konferanstan çıkan geçici hükümetin bırakın dünya ya da Suriye halkları nezdinde kendi etkisindeki çevrelerde bile meşruiyetinin sorgulanması kaçınılmazdır."

Çoklu  Yol Çatalındaki Suriye

   Suriye’de yaşanan son gelişmeler ülkenin esaslı bir yol kavşağında takılıp kaldığını gösterir niteliktedir. Şam’ı ele geçiren HTŞ ile Suriye’nin gövdesini oluşturan toplumsal inanç ve kültürel dinamikler arasında yürütülen görüşmeler, sonucu varılan anlaşmaları yok sayan iktidar, anlaşmaların ruhunu zedeleyecek de facto adımlar atmaktadır. Atılan adımlar sürecin siyasal yolarla çözümünü imkansız kılmaktadır. Bu durum aynı zamanda ülkeyi iç savaş ile siyasi çözüm arasında bir ikileme yani  yol ayrımına sürüklemektedir. Siyasi anlaşmaları yok sayan adımlar;  Alevi katliamı, yeni anayasa metni, toplanan ulusal konferans ile belirlenen yeni hükmet şeklinde sıralamak mümkün.

   Alevi katlıya mı ile başlayan örgütlü şiddet yöntemi ve ardından atılan adımlar, biri birinden bağımsız ele alınmayacak bir kurgunun parçalarıdır. Yani düşünülmeden atılmış adımlar değil. Tam tersi üstünde epeyce kafa yorulmuş bir senaryo olduğu gün gibi açıktır. Önce savunmasız Alevileri katletmek, ardından yeni tekçi anayasa metni, nihayetinde tekçi bir iktidarla taçlandırılmak girişimi. Tekçi bir rejimi tesis etmenin yapı taşlarıdır. Ancak farklı toplumsal dinamikler tarafından daha baştan ret edilen bu girişimlerin bir kurgu olmaktan öteye gitmesi imkansız gibidir. Bu dolayımla uygulanması mümkün olmayan hamlelerde ibaret kalmaya mahkumdur.

   Geçici Hükümetin İlanı mı? Malumun İlamı mı?

   Suriye’de geçici hükümetin belirleneceği Suriye diyalog konferansı 29 Marta Şam’da gerçekleşti. 1500 delegenin çağrılı olduğu söylenen konferansa yaklaşık 600 delege katıldı. HTŞ’nin belirlediği delegasyonun üçte , ikisinin katılmadığı ya da çağrılmadığı bir konferanstan çıkan geçici hükümetin bırakın dünya ya da Suriye halkları nezdinde kendi etkisindeki çevrelerde bile  meşruiyetinin sorgulanması kaçınılmazdır.

   Kolani’nin açıkladığı geçici Şam hükümetinde Türkmenler hepten yok sayılırken,  Kürtlerden, Alevilerden, Dürzilerden, Hristiyanlardan  birer bakan var. Ancak bu bakanların sözü edilen topluluklarla herhangi bir organik bağı yok. Yani bu toplulukları temsil etmekten uzak kimselerdir. Hakeza tek kadın bakan Hristiyan azınlıktan seçilmiş. Böylece şeri yasaların emir buyurduğu gibi Müslüman kadına hükümete yer verilmemiştir. Hülasa tamamıyla kendi ideolojik duruşlarına uygun bir hükümet oluşturduklarını söylemek abartı olmaz.

   Kolani – Şam hükümetinin açıklaması ardından, salondaki misafirlerden Suveyda Sahanabla aşiretinin Şeyhi Suud Nayef El Nimr isyan ederek Kolani ‘ye seslendi ; “Suveyda’dan iki  aşiret şeyhi buradayız. İlk yönetimde de burada da marjinalleştirildik. Hükümet kuruldu ama çeteler var, hırsızlık yapıyorlar, insan öldürüyorlar, kararların değişmesini umut ediyoruz” dedi. Bunun özerine Kolani “tarım bakanı sizdendir" demesi tepkinin hiddetini dindirme noktasında kifayetsiz kaldı.  Bu aynı zamanda Dürzilerin Hükümeti meşru görmediklerini, dolayısıyla tanımayacaklarının ilk elden beyanıydı. Kolani’nin kapanış konuşmasında “herkesle her zaman uzlaşamayabiliyoruz” ifadesi içinde olduğu aciz durumun veciz bir ifadesi gibiydi. Bir taraftan HTŞ’nin paydaşı olan IŞİD artıkları milislerin  hoşnutsuzluklarından dolayı savurdukları tehditler,  diğer taraftan IŞİD ile  amansız mücadele eden toplumsal  kesimleri  aynı potada buluşturma imkansızlığının yaratığı yüksek gerilim cereyanında kül olup gitmeye yüz tutmak bu olsa gerek.

   Kolani –Şam hükümetinin ilanından sonra açıklama yapan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi “ Suriye’nin  çok kültürlü  yapısını yansıtmayan hiçbir hükümet, ülkeyi sağlıklı bir şekilde yönetemez “ açıklaması yaptı. Açıklamada  “ Hükümetin alacağı  kararları uygulama yükümlülüğümüz yok” ifadeleri ile geçici hükümeti tanımadıklarını ifade ettiler. Alevilerin katledilmesi ise hız kesmeden devam etmektedir.  Kısaca HTŞ cephesinde yeni bir şey yok. Her şey malumun ilamından ibaret gibi görünmektedir.

    Hükmet Değişikliği mi? Rejimin Demokratikleşmesi Mi?

   Suriye’de yarım asırdan fazla iktidar olan tekçi otoriter Baas rejimi yıkılmasına neden olan saikleri ortadan kaldırmadan, hükümet değişikliği ile işi geçiştirmeye çalışmak eşyanın tabiatına aykırı bir tutumdur. Zira Suriye halklarının geneli bütün kültürel farklılıkların kendilerini özgürce ifade edebileceği seküler bir sistem için yılarca savaştılar. Kolani’nin  bu gerçeğin üzerinden atlayarak mesafe alma çabası beyhude bir çırpınış olduğu gibi, Suriye’yi yeni felaketlere doğru sürüklemektedir. Bir dizi dışsal dinamiğin, farklı hesaplar yaptığı bir ortamda, oynadığı hükümetçilik oyunuyla yeni bir iç savaşa yelken açmaktadır. Zira Suriye halkları bu kadar mücadeleyi bir diktatör gitsin, yenisi gelsin diye yapmadı. Suriye toplumunun gerçeklerinden kopuk Kolani – Şam hükümetinin uzun zaman yaşaması mümkün değil. Şam- İdlib hattına sıkışmış bir hükümetin Suriye’yi bırakın yeniden inşa etmesini, ülkenin ayakta kalan kısmını da yıkması muhtemeldir. Rejimin demokratikleşmesini bir kenara itip hükümet değişikliğinde ısrar etmek, Suriye’yi yok oluşa doğru götürecektir. Suriye’yi inşa etmenin yegane yolu görece demokratik bir rejimin inşasından geçer.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış