Dostlar Korosu Yarım Asırlık Yürüyüş

Geçmişin sisli ufuklarından geleceğin aydınlık yamaçlarına uzanan bir köprü vardır. Kolonları seslerle yükselir, kirişleri ezgilerle örülür; her adımda melodi, her bakışta bir hatıra taşır. Bu köprü, tek bir insanın nefesinden doğmuş, yüzlerce boğazın birleşmesiyle güçlenmiş, zamanın rüzgârına karşı dimdik duran bir yapıdır. Adı Dostlar Korosu’dur.

 Dostlar Korosu Yarım Asırlık Yürüyüş

Ruhi Su –Dostlar Korosu

Geçmişin sisli ufuklarından geleceğin aydınlık yamaçlarına uzanan bir köprü vardır. Kolonları seslerle yükselir, kirişleri ezgilerle örülür; her adımda melodi, her bakışta bir hatıra taşır. Bu köprü, tek bir insanın nefesinden doğmuş, yüzlerce boğazın birleşmesiyle güçlenmiş, zamanın rüzgârına karşı dimdik duran bir yapıdır. Adı Dostlar Korosu’dur.

Her sanatçı geride bir iz bırakır. Kimisi taşlara kazır, kimisi tuvale renk serper, kimisi de sesin görünmez ipleriyle geleceği örer. Ruhi Su, ömrünü türkülerin derinliklerinde geçirmiş bir yolcudu. Halkın dilinden süzülen o eski nağmeleri, çoksesliliğin geniş ovasına taşıdı. Tek sesli bir yalınlığı, katman katman çoğalan bir coşkuya dönüştürdü. Ve bir gün, o coşkuyu tek başına taşıyamayacağını bildi. Dostlar Tiyatrosu’nun sahnesinde, Genco Erkal’ın önerisiyle filizlenen bir düşünce, 1975’in soğuk Aralık günlerinde ete kemiğe büründü. Sınavla seçilen altmış kadar gönüllü, onun çevresinde toplandı. Asıl meslekleri başka olan bu insanlar, türkü sevgisiyle birleştiler. Böylece koro doğdu; adı da o tiyatronun dostluğundan ilham alarak Dostlar Korosu oldu.

 Dostlar Korosu Yarım Asırlık Yürüyüş

İlk konserlerde Pir Sultan’ın isyanı, Köroğlu’nun yiğitliği yankılandı. Sonra El Kapıları açıldı, Sabahın Sahibi Var diye haykırıldı, Semahlar dönmeye başladı. Sümeyra’nın sesi Ruhi Su’nun sesine karıştı, koristlerin nefesleri o iki sesi daha da büyüttü. Albümler kaydedildi, sahneler doldu. Her provalarda, her konserde, o köprünün kolonları biraz daha sağlamlaştı. Kirişler melodiyle örüldü; geçmişin türküleri, geleceğin umutlarına bağlandı.

Zaman acımasızdır. Darbe rüzgârları esti, çalışmalar kesildi. Sonra usta aramızdan ayrıldı. Ama köprü yıkılmadı. Adına Ruhi Su eklendi, saygıyla. Yeni şefler, yeni sesler geldi. Timur Selçuk, Sarper Özsan, Hüseyin Tutkun ve daha niceleri o mirası omuzladı. Yüzlerce korist yetişti. Amatör yürekler, profesyonel bir ciddiyetle türküleri taşıdı. Beş yüzün üzerinde insan, o köprüden geçti; her biri bir iz, her biri bir not bıraktı.

Ve hâlâ o köprü ayakta. Elli yılı aşkın bir yürüyüşte, hâlâ aynı yolda. Repertuvarında  yüzelerce türkü birikiyor. Tek sesli yalınlıkla çoksesli zenginlik yan yana duruyor. Konser salonlarında, açık alanlarda, anma gecelerinde o ses yükseldiğinde, dinleyen herkes bir an için aynı nehri geçiyor gibi oluyor. Geçmişin acısı, geleceğin umudu, bir ağızdan söylenen türküde buluşuyor.

“Al giydim görünsün diye, mor giydim sevinsin diye…”

Bu dize, o köprünün taşlarından biridir. Sevda gibi, direniş gibi, umut gibi. Ruhi Su’nun yorumladığı, koristlerin omuzladığı her türkü, böyle bir dize taşır içinde. Görünmek için değil, sevinmek için; var olmak için değil, birlikte olmak için.

Sanatçı geride yapıt bırakır. Ruhi Su, yorumladığı eserlerin ötesinde, yorumlayacak bir eser bıraktı. Dostlar Korosu, onun en kalıcı yapıtıdır. Çünkü o koro, yalnızca bir topluluk değil; bir köprüdür. Geçmişten geleceğe uzanan, kolonları ses, kirişleri melodi olan bir köprü. Üzerinden geçen her ses, o köprüyü biraz daha güçlendirir. Ve her yeni ses, o köprünün ötesindeki ufka bir adım daha yaklaştırır.

Yıllar geçer, sesler değişir, şefler yenilenir. Ama o melodi hiç kesilmez. Çünkü o melodi, yalnızca notalardan değil, dostluktan, dirençten, paylaşılan bir soluktan doğmuştur. Ve o soluk, hâlâ üflenir. Hâlâ yükselir. Hâlâ köprüyü ayakta tutar.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış