Avrupa Arap Alevileri Federasyonu’ndan Hak Ve Adalet Çağrısı
Suriye’de Ahmet eş-Şara’nın yönetime gelmesiyle son bir yıldır, Alevilere yönelik soykırım sistematik olarak devam ediyor. Lazkiye, Tartus ve Humus başta olmak üzere Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde saldırılar, sivil halkı hedef alırken, kaçırma, öldürme, mülklere el koyma, yağma ve göçe zorlanan binlerce insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda bırakılıyor.
Suriye’nin Humus kentindeki bir alevi camisine düzenlenen saldırıda yaşanan ölümler son protestoların fitilini ateşledi. Alevi halkına yönelik saldırılar ardından Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazal Gazal, Alevilere barışçıl gösteri çağrısı yaparak, ”siyasal federalizm ve kendi kaderini tayin hakkı” talebini dile getirdi.
Gazal’ın çağrısının ardından binlerce Alevinin yaşadığı kıyı illerindeki kentlerde halk sokağa çıkarak saldırıları protesto etti. Barışçıl taleplerle sokağa çıkan Alevi yurttaşlara yönelik orantısız, keyfî ve silahlı müdahaleler sonucu ölümler ve çok sayıda yaralanmalar yaşandı.
Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Suriye’de barışçıl taleplerle sokağa çıkan Alevi yurttaşlara yönelik orantısız, keyfî ve silahlı müdahaleler sonucu ölümler ve çok sayıda yaralanmanın yaşandığını vurgulayarak, yazılı açıklamada bulundu.
Siviller İnanç Kimliği Nedeniyle Hedef Gösteriliyor
Suriye’nin kıyı bölgeleri ve Humus başta olmak üzere çeşitli şehirlerinde son günlerde yaşanan gelişmeler, Arap Alevi toplumunun can güvenliğinin ciddi ve sürekli biçimde ihlal edildiğini açık biçimde ortaya koymuştur.
Barışçıl taleplerle sokağa çıkan Alevi yurttaşlara yönelik orantısız, keyfî ve silahlı müdahaleler sonucunda ölümlerin ve çok sayıda yaralanmanın yaşanması, ağır bir insan hakları ihlali olmanın ötesinde, doğrudan cezai sorumluluk doğuran bir durumdur.
Sivillerin inanç kimliği nedeniyle hedef hâline getirilmesi; gösteri ve ifade özgürlüğünün baskı ve şiddet yoluyla bastırılması, hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz.
Alevi toplumu ne bir çatışmanın tarafıdır ne de bir bütün olarak cezalandırılabilecek bir topluluktur.
Güvenlik Söylemi Altında Keyfi Uygulamalar Yapılıyor
Güvenlik söylemi altında yürütülen keyfî uygulamalar, düzen sağlamaz; mezhepsel hedef göstermeyi derinleştirir ve yeni suçların önünü açar.
Gösteriler sonrasında Alevi sivillerin evlerine yönelik baskın, tehdit, sindirme ve fişleme iddiaları son derece ciddidir.
Bu iddiaların doğrulanması hâlinde, söz konusu uygulamalar açıkça uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku kapsamında suç teşkil etmektedir.
Bu tür fiillerin cezasız kalması kabul edilemezdir.
Federasyonun Talepleri
Avrupa Arap Alevileri Federasyonu olarak :
Alevi sivillerin derhal, koşulsuz ve etkin biçimde korunmasını,
Gösteriler sırasında yaşanan ölümler ve yaralanmalarla ilgili bağımsız, şeffaf ve uluslararası denetime açık soruşturmalar yürütülmesini,
Mezhepsel kimliği hedef alan her türlü nefret söylemi, tehdit ve şiddetin derhal sona erdirilmesi talep edildi.
Uluslararası İnsan Hakları Kurumlarına Çağrı
Uluslararası insan hakları mekanizmalarının ve ilgili kurumların süreci pasif izleyici olarak değil, sorumluluk üstlenen aktörler olarak ele almasını zorunlu görüyoruz.
Arap Alevi toplumu korkuyla susturulacak bir topluluk değildir.
Adalet, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve onurlu yaşam talebi, tartışmaya açık değil; evrensel, elden alınamaz ve asla vazgeçilemez bir haktır.
Federasyon Açıklamasında; uluslararası kamuoyunu, insan hakları örgütlerini ve vicdan sahibi herkesi, Suriye’de Alevilere yönelik bu tehlikeli gidişat karşısında sessiz kalmamaya, sorumluluk almaya ve açık tutum koymaya çağırarak, “Bizim oturma eylemimiz bir kıyamdır; diz çöküşümüz bir zikir” ifadeleriyle sonlandırdı.
Yorumlar (0)