GEÇMİŞTE BETÇE’DE EVLENEBİLMEK İÇİN BİR EV YAPMAK
Yakaköy’de bir genç, evlenme çağına geldiğinde, ona öncelikle bir ev gerek, yani başka deyişle ev yapması gerekli. Gerçi civar köylerde çok iyi ustalar var, ama ya genç garibansa.. kendisi bu problemi çözmek zorunda, buralarda. Büyüklerden dinlediğim kadarıyla; buralara eskiden kireç gelmezmiş, çünkü yol yok. Kireci de kendin üretmek zorundasın. Bunun için kireç olabilecek taşların bulunduğu uygun yer seçilmeli Kireç için Kumyer kalesinin arkasında özel ocaklarda kireç yapmak gerekecek. Önce bir ocak yeri bulunacak. Bu ocak yeri yakacak için kullanılacak malzemeye de yakın olması gerekir. Günlerce bu yakacak odunlar kesilir ve taşınır ocağa. Sonra kalenin kireç olabilecek nitelikteki taşları taşınacak bu ocağa. Duyduğuma göre; bu kaleden getirilen taşlardan çok kaliteli kireç elde edilirmiş. Şimdi bu ocak, bir usta tarafından çatılacak. Önce bir çukur ve bu çukura kireç taşları konacak. Üzerinde çalı çırpı ve odun çatılacak. Bu şekilde ocak, tam 36 saat durmaksızın yakılırsa, bizim ocakta taşlar kirece dönüşmektedir. Ancak gencin ocakta nöbet tutması gerekiyor. Sürekli odun ilavesi yapacak...
A- Marin’de Nalbant Dede evi
B- Yaka köyde Hamdioğlu tarafından yapılan Faik Yavuz Evi
C-Yaka Kumyer’de Kalaycıoğlu Evi. (Rumlar’dan kalma)
Evet; evin inşaatında harç yapımında kullanılacak kireç ocakta üretildi. Şimdi de genç dağa taş taşımaya gidecek, ancak bu iş için imece gerekiyor; yani köyde diğer gençlerle birlikte dağa gidilecek ve evin taşları taşınacak. Ayrıca köyün güneybatı tarafındaki Kızılkuyu mevkiinden eşeklerle özel toprak taşınacak. Duyduğuma göre, bu bölgede çömlekçilik yapılırmış. Zaten buraya yakın Çömlekçi diye bir mevkii var. İşte hep birlikte imece usulü ile bu işler becerilecek.
Şimdi en zor işlerden biri daha bu genci bekliyor. Çevrede ormancı korkusu her yeri sarmış. Gece gündüz ormancı her an karşına çıkabilir. Köylü yıllarca kolluk kuvveti tanımamış, ama ormancı korkusu hepsinin içine işlemiş. İşte bu şartlarda az sayıda genç, eşekle Gocadağ’ın Sındı köyü civarında; Gabataş mevkiinden dağa çıkacaklar. Hem de gece karanlıkta... Önceden belirlenen düzgün andız ağacı kesilecek ve aşağıda eşeğin bulunduğu yere kadar sürüklenerek indirilen bu ağacın gövdesi eşekle ya da eşek olmadan da köye taşınacak. Ben köyde yaşlıları dinlediğimde, bu düverlik ağaç gövdesi için tek başına da gidilirmiş, iki kişi de. Ne olursa olsun Gocadağ’ın zirvelerine yakın yerlerdeki andız ağacını kesip, gece vakti onu yuvarlayarak zirveden indirmek, büyük bir mücadele. Duyduğuma göre; civar köylerden de bu düverlik ağaçları kesmeye gelirlermiş. Bütün bu işler gece yarısı yapılırmış. Hatta Yakaköy’ün şakacı kişilerinden rahmetli Saldıray Öztürk; başka deyişle Dostlar restoranının kurucusu, o zamanlar köyde çoban imiş. Gece düver taşıyan gençleri beklermiş; uygun bir yerde saklanarak karanlıkta kimse hissetmeden, düverin üzerine biner, onu da taşırlarmış. Güya düver taşımaya yardımcı olacağım diyen Saldıray, düvere biner ve zavallı gençlere de köy çıkışına kadar kendini taşıttırırmış. İşte evin hatılına konacak en büyük düver bin bir zahmetle kesilip budanır, santim santim yerinden oynatarak yukarıdan aşağıya doğru sürüklenip inşaat yerine getirilirmiş. Evin orta düverinin üzerine sıralanacak diğer dallar da yine gençler tarafından Gocadağ’dan kesilir ve getirilirmiş.
D-Yaka köyde Abdullah Aydın Evi
E-Cumalı Köyde bir ev. Devşirme taşlar kullanılmış
Şimdi de sizlere ev yapım sürecinde daha da zor bir işlemi anlatacağım. Yine en az iki kişi olmak kaydıyla; bir gece vakti sessizce eşeği de alarak Gocadağ’a çıkmak üzere; Sındı köyü, Aktaş mevkiine kadar gidilirmiş. Eşek, daha yukarı çıkamayacağı için orada bırakılır ve yola karanlıkta devam edilirmiş. Zirveye doğru ellerinde calaskar denilen uzun testere ile çıkılırmış. Önceden tespit edilen çıralı çam kesilir ve yere yatırılırmış. Çamın düzgün gövdesi bir tahta uzunluğu kadar işaretlenip kesilirmiş. Yapılan işlem, o karanlıkta nasıl yapılıyorsa; çıralı çamın gövdesinin uzunlamasına kesilerek tahtalar çıkarılması işlemidir. Bizler bu anlatılanları dinliyoruz ve inanması zor geliyor, ama ne yazık ki bu olayların tümü gerçek.
Neyse biz devam edelim; evin ihtiyacı olan doğramaları, evin dolapları ile yerlere ve tavana çakmak için de tahta lazım. Temel Hoca’nın aktarımına göre; evde zahire ambarı olarak dolaplar da yapılırmış. Onun için de gencin birden çok çam devirmesi gerekiyormuş. Dediğim gibi sadece uzun testere ile gece zirveye yakın yerlerde tahta çıkarmak herhalde en zor işlerden olsa gerek. Yakaköy’de evlerin çatıları yok. Onun için kiremit de yok. O yıllarda ulaşım yokluğundan dolayı kiremit bulmak mümkün değilmiş. Bunun için evin tavanına sıralanmış düverlerin üzerine önce kargı sıralanırmış. Bu kargıların üzerine de çam pürçeği konurmuş ve onun üzerine de artık sıkı toprak getirilirmiş. Su geçirmeyen bu toprağı yine köyün güney batısından bulurlarmış. Bu malzemeler genç tarafından getirilince evi yapmak belki ustaya belki de yine gence kalıyor. Ben Yaka’daki evimizin tavanında gördüm. Özellikle çevrede bol miktarda bulunan ve bir volkanik lav oluşumu olan delikli ponza taşları mükemmel bir şekilde sıralanmıştı. Yörede, izolasyon için özellikle bu ponza taşlarının mükemmel bir malzeme olduğunu söylenir. İşte bu anlattığım uzun mücadeleler sonrasında genç, evini meydana çıkarmış demektir.
Dişi kuşa da evin içini ilmek ilmek döşemek kalıyor. Yeni bir yuva kurmaya aday genç kız da, milyonlarca ilmikle ördüğü oyalarını, makatlarını, ala sililerini getirecek o eve. Her tarafı rengârenk yapacak. İğne ile yapılan oyalar, yastık yorgan kılıfları... Yorganlar, döşekler... Bir gaz lambası altında uzun geceler boyu atılan ilmekler... Yuvayı yapan dişi kuştur misali verilen emeklerdir bunların tümü. Sonuçta güzel bir düğün ve giyilen gelinlikle sonlanır süreç.
Bu günlerde son model arabaların plakalarına yazılan “mutluyuz” ibaresi beni içten içe düşündürüyor. Oysa mutlu olmak için hangi emeği harcadınız? Bu mutluluk emek vermeden gökten mi iniyor? Üretmeden tüketmek, günümüz insanının alışkanlığı oldu. Hâlbuki sevgi emekle büyür, gelişir, kökleşir, sağlamlaşır. Son yıllarda büyük paralar harcanarak emeksiz kurulmaya çalışılan bu yuvaların yıkılmasının yanıtı herhalde yukarıda verilmiş olmalı.
Yorumlar (1)
Aliş
14 gün önce / 20.03.2025Kalemine emeğine sağlık
Beğendim 0 | Beğenmedim 0 | Cevapla