Datça Kadın Platformu “Savaş Yerine Barışı Getirmekte Kararlıyız”
Datça Kadın Platformu Barış ve Kadın Çalışma Grubu tarafından bugün (06 Haziran 2026) Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde ‘Ortadoğu ve Dünyada Savaşın İçinde Kadınlar’ konulu panel ve söyleşi programı düzenlendi. Yoğun ilgi ve katılımın olduğu panele Gazeteci ve Ortadoğu uzmanı Hediye Levent konuşmacı olarak katıldı. Bir diğer konuşmacı, Türkiye ve Orta Doğu coğrafyasındaki göçmenler, mülteciler ve radikal cihatçı örgütlerin iç yapıları üzerine yaptığı nitelikli dosyalarıyla tanınan gazeteci Hale Gönültaş, sinevizyon ile dinleyicilerle buluştu.
Gazeteci ve Orta Doğu uzmanı Hediye Levent, Ortadoğuda Suriye, Irak ve Lübnan bölgelerindeki yaşanan savaşların kadınlar ve çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini, derinleşen insani krizler ve görünmeyen psikolojik/sosyal travmalar üzerinden Sahadaki gözlemlerini aktardığı konuşmasında; Savaş ortamlarında kadınlar ve çocukların yiyeceğe, ilaca, temiz suya ve güvenli barınağa ulaşması neredeyse imkansız hale geldiğine vurgu yaptı. Güvenli alan arayışıyla yerinden edilen kadınlar, göç yollarında ve sığındıkları kamplarda her türlü istismara,tecavüze, şiddete ve güvenlik tehdidine açık hale geldiğine dikkat çekti.
Hediye Levent, sahadaki kadınların ve çocukların yaşadığı trajedilerin sadece fiziksel yıkımla sınırlı olmadığını, her gün derinleşen ve aktarılması gereken yeni insan hikayeleri de doğurduğunu belirtti.
Gazeteci Levent, Epstein dosyasına da dikkat çekerek savaş bölgelerinde insanlıkla hiçbir şekilde örtüşmeyen ilişkiler ağı içindeki insanların, yalnız kalmış savaş mağduru çocukların kaderini şekillendirdiğini belirterek, kimsesiz çocuklar, kamplarda başı boş kalanlar, kaydı bile olmayanlar, tecavüz sonucu doğup sokağa atılan kız-erkek çocukların başlarına bir şey geldi mi diye sorulmadığı binlerce savaş mağduru kadın ve çocukların organ mafyasıyla baş başa kalırken, Epstein adasına kaçının gittiği belirsizliğinin ürkütücülüğüne vurgu yaptı.
Gazeteci Hale Gönültaş ise, Özellikle çatışma bölgelerinde köleleştirilen, kaçırılan ve istismara uğrayan kadın ve çocukların trajedilerini ve göç yollarında nelerle karşılaştıklarını anlattı. Orta Doğu'daki kaos ortamından en çok etkilenen kesim olan kadın ve çocukların hikayelerini "kadın gözüyle" dinleyicilere aktardı. IŞİD’in 2014 Şengal Katliamı sonrası kaçırıp köle pazarlarında sattığı Ezidî kadın ve çocukların izini Türkiye’deki örgüt hücrelerine kadar sürmüş, bu kişilerin kurtarılma süreçlerini ve maruz kaldıkları hikayelerden bahsetti.
Datça Kadın Platformu panel sonunda, Demokrasi Evi önüne geçerek burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Semra Subaşı okudu.
Subaşı yaptığı açıklamada, ”Şubat ayında DKP olarak yakın çevremizde var olan savaşlarda yaşama tutunmaya çalışan kız kardeşlerimizle nasıl bir dayanışma oluşturabileceğimizi konuştuk. Daha sonra Datça'daki sivil toplum örgütlerinin kadın yapılarıyla geniş katılımlı arama toplantısı yaptık. Ortak önerilerle bugünkü paneli gerçekleştirdik ve savaşların kadınlar üzerindeki etkilerini konuştuklarını” ifade etti.

Subaşı, “Savaşlara karar veren, örgütleyen patriyaka ve otokratik rejimlerin tüm dünyada nasıl onarılmaz yaralar açtığını izledik. Kadınların ve çocukların hayatlarının nasıl söndürüldüğünü dinledik. Evde koltuklarımızda izlemeye tahammül edemediğimiz, izlerken bizim asla yaşamayacağımızı düşündüğümüz görüntülerin sahicilerini yaşamış, tanıklık etmiş gazeteci arkadaşlarımızın anlatımları ile savaşın gerçek yüzünü hissettik.” dedi.
Basın açıklamasının tam metni şöyle:
"Şubat ayında DKP olarak yakın çevremizde var olan savaşlarda yaşama tutunmaya çalışan kız kardeşlerimizle nasıl bir dayanışma oluşturabileceğimizi konuştuk. Daha sonra Datça'daki sivil toplum örgütlerinin kadın yapılarıyla geniş katılımlı arama toplantısı yaptık. Ortak önerilerle bugünkü paneli gerçekleştirdik ve savaşların kadınlar üzerindeki etkilerini konuştuk.
Savaşlara karar veren, örgütleyen patriyaka ve otokratik rejimlerin tüm dünyada nasıl onarılmaz yaralar açtığını izledik. Kadınların ve çocukların hayatlarının nasıl söndürüldüğünü dinledik.Evde koltuklarımızda izlemeye tahammül edemediğimiz, izlerken bizim asla yaşamayacağımızı düşündüğümüz görüntülerin sahicilerini yaşamış, tanıklık etmiş gazeteci arkadaşlarımızın anlatımları ile savaşın gerçek yüzünü hissettik.
Rusya-Ukranya savaşı 2022 yılından beri sürerken, Ekim 2023 tarihinde İsrail'in Gazze işgali başladı. Tüm dünya seyrederken Filistin halkına katliam yapıldı. 8 Aralık 2024 te emperyalist güçlerin organizasyonuyla Suriye'de ki Beşar Esad rejimine son verildi. Yerine cihatçı HTŞ yönetimi getirildi. Lideri Ahmed eş-Şara'nın ilk işi, adı değiştirilse de kravat takım elbise giydirilse de; Suriyeli Alevilere saldırmak oldu. Yüzlerce Alevi kadın kaçırıldı, tecavüze uğradı, insanlar öldü. 1 Haziran 2025 de ABD ve İsrail, İran'a saldırdı. On iki gün süren bu saldırıda da onlarca insan öldürüldü. İran'a ikinci saldırı 28 Şubat 2026 tarihinde yapıldı. İlk hedeflerden biri küçücük çocukların okuduğu bir okul oldu. Onlarca çocuk hayattan koparıldı. Ocak 2026 da Rojava'da Kürtler hedef alındı. Savaş ganimeti gibi gösterilmek istenen Kürt kadınlarının saç örgülerinin kesilmesi tüm dünyada kadınlar arasında bir direniş eylemine dönüştü.
Evet Ortadoğu, yani hemen sınırlarımızın komşu olduğu ülkelerde acımasız bir şiddet, savaş sürüyor. Emperyalist ülkelerin güç savaşına dönüştürdükleri bu savaşlarda olan halklara oluyor. Savaş baronları zenginliklerini arttırırken, geriye yıkık şehirler, ağlayan analar, ölümün körpe bedenlere vurduğu çocuklar kalıyor. Halklar köleleşiyor. Bu acımasız ortamlarda Arap, Ezidi, Azeri, Kürt, Afgan, Farsi kadınlar, çocuklar büyük acılar yaşıyor.
Kendi ülkemizde yüzyıldır çözülememiş ve büyük bedeller ödenen Kürt sorunu başta olmak üzere gittikçe ağırlaşan sorunlar içindeyiz. Ülkenin en büyük muhalefet partisi CHP üzerinde anti demokratik uygulamalar hergün yeni şekliyle sürdürülüyor. Ülke muhalefetsiz bırakılmak isteniyor. Ekonomik kriz katlanılamaz boyutlarda, hak, hukuk adalet, ekmek su kadar büyük bir ihtiyaç. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği hayatın her alanında. Bu cinnet halinin de bir yansıması olan kadın cinayetleri ise hızını hiç kesmedi.
Evet Dünyada ve Türkiye'de yaşam koşulları iç açıcı değil. Peki biz kadınlar, örgütlü mücadele sürdüren kadınlar umutsuz muyuz? Hayır kötülükle savaşıp yerine iyiliği koymak, savaş yerine barışı getirmekte kararlıyız. Dünya üzerinde savaşlarda bedel ödemekte olan kız kardeşlerimizin yaşadıklarını hissediyoruz. Barışın, demokrasinin, eşitliğin ülkemize, Ortadoğu'ya ve dünyaya yerleşmesi için mücadelemizi ve çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.
Yaşasın kadın dayanışması!"
Basın açıklaması sloganlarla son buldu.
Yorumlar (0)