Sağlık meslek kuruluşları Tıp Bayramında sağlık sektöründe yaşanan zorluklara dikkat çekti
Bilindiği gibi modern anlamda ilk Tıp Fakültesinin Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire’nin 14 Mart 1827’de kurulması nedeniyle Tıp Bayramı, Türkiye'de 14 Martlarda kutlanıyor.
Savaşsız ve Sağlıklı Bir Dünyayı, Barışı, Sağlıklı bir toplumu savunan Türk Tabipleri Birliği, 14 Mart’ Tıp Bayramı dolayısıyla yayınladığı açıklamada:
14 Mart’lar vesilesiyle hekimlik ortamının güncel ihtiyaçlarına göre şekillendiğini belirtti ve Tıp Bayramı ve Sağlık Haftasında son senelerde hızla bozulan sağlık sistemindeki çöküşün nedeninin politik hatalardan kaynaklı olduğunu belirtti ve “Başka Bir Sağlık Sisteminin Mümkün” olduğunu açıkladı… sağlık emekçilerinin mesleki özerkliğe sahip özneler olarak demokratik katılımcı tarzla örgütlenmelerine dayanan kamusal bir anlayışla; koruyucu sağlığı esas alan, şiddetsiz bir sağlık ortamı için mücadele etmeye; nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimini, gün içinde dinlenebilme hakkı ve ortamını, angaryaya dönüşmeyen nöbetleri, vergide adaletin sağlanmasını, güvenceli ve emekliliğe yansıyan temel ücret talebini ısrarla dillendirmeye devam edeceklerini de eklediler, açıklamalarına…
Gerçekten de sağlık sisteminde sistematik, neredeyse sağlık politikalarından kaynaklı-bilinçli bir bozulma yaşanıyor. Sağlıkta özelleştirme teşvikleri ile sermaye sahiplerine yeni alanlar açılıyor, sağlıkta ticaret öne çıkıyor. Sağlığa hakça ve eşit erişim giderek hepimizden uzaklaşıyor.
Türk Tabipleri Birliği yaptığı açıklamada bu zorluklara da dikkat çekerek, …“Herkese sağlık ve güvenli gelecek” yaklaşımını esas alan; herkese eşit, parasız, toplumsal yararı önceleyen sağlık hizmetini savunan; “Örgütlü emek - sağlıklı toplum” perspektifini yıllardır sürdüren biz hekimler 14 Mart 2025 günü, “Hekimliğin 2025 Tıp Bayramı Bildirgesi”nde demokrasinin, adaletin, laikliğin ve barışın egemen olduğu bir ülke ve iyi hekimlik değerleri ile mesleğimizi yaşayabileceğimiz, “Başka Bir Sağlık Ortamının” mümkün olduğunu ilan ediyoruz. Yıllara dayanan birikimimiz, özgüvenimiz ve iyi hekimlik değerlerinden aldığımız güçle, akıl ve bilimsel yöntemlerden şaşmadan, halkın sağlığı, hekimlerin ve tüm sağlık emekçilerinin hakları için 2025 yılında da mücadele kararlılığımızı sürdürüyoruz..” denildi (bkz: https://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=3260b462-00e6-11f0-b48b-18e01ce73658)
Datça’da sağlıkta neler oluyor?
Datça’da gözlerden ırak D sınıfı bir Hastane var. Hastanenin dört uzman hekimi var: dahiliye, çocuk, genel cerrah, kadın doğum (kadın doğumcu var ama pek uzun yıllardır, Datça’da hemen hiç doğum gerçekleştirilmemiş)… İki diş hekimi, bir de anestezi uzmanı var… Ameliyathane ve operasyon sonrası için yoğun bakım ünitesi de mevcut. 3-4 yataklı pek de kullanılmayan palyatif yatak servisi var. Diyaliz ünitesi de mevcut. Ama Datça’dan Marmaris’e-Muğla’ya diyaliz için tedaviye giden hastalar da çok!?
Hastanelerin sınıf kriterlerini belirleyen ne? Nüfus ve merkeze olan uzaklık, belirleyici. Görünen resmi rakamlara göre Datça’da diğer ilçelere göre yerleşik insan sayısı hayli az, 20binlerin az üstü. Oysa belediyenin hanelerde yaz-kış su kullanımına dair verilerine bakılırsa; nüfus, resmi verilerin en az iki katı. Üstüne üstlük Datça’da yaşayanlar, resmi verilere göre de epey yaşlı ve dolayısıyla sağlık problemleri de bir hayli fazla.
Datçalılar, uzun yıllardır en azından C sınıfı bir hastaneye kavuşmak için talepte bulunuyor, imzalar topluyor, gerekli makamlara başvuruyorlar… Henüz bir gelişme yok!
Datça’da Aile Hekimliğine gelince? Datça’da oldukça zor koşullarda hizmet veren 7 tane Aile Hekimi var. Datça’da da hastanede ya da diğer tüm sağlık merkezlerinde çalışanlar, hiç de kolay koşullarda çalışmıyor. Kapılarında kuyruk var. Çok kişiye hizmet vermek, çok hastaya bakmak zorundalar. Devletin sağlık politikaları, başlarının üstünde kılıç gibi sallanıyor. Verimlilik adı altında yıpratılıyorlar. Ne sağlık alan memnun, ne de şifa dağıtan!? Tüm yurtta olduğu gibi çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Datça’daki sağlık çalışanları da sık sık iş bırakmak zorunda kaldı. Birçok yeni mezun, genç sağlıkçı, ülkedeki sağlık politikasının handikaplarından dolayı artık Türkiye’de yaşamak, hizmet vermek istemiyor.
Son günlerde Datça’da sağlıkla ilgili haberleri şöyle bir karıştırırsak?
Datça’da da sağlıkta şiddet almış başını gidiyor. Sadece hasta yakınlarından değil, çalışma koşulları, merkezden atanan liyakatsiz amirlerin uyguladığı psikolojik şiddet de sağlık çalışanlarını hayatlarından bezdiriyor. Bilinçli olarak sağlık çalışanlarının kendi aralarındaki dayanışma ve sendikal örgütlülükleri de engelleniyor, çalışanlar yalnızlaştırılıyor ve “baskı ve şiddete” maruz kalıyor (bkz: https://dayanisma-datca.org/saglikta-siddete-son/).
Bir haber daha: Datça’da bir kupa ve hacamat merkezi açılıyormuş (bkz: https://www.datca-haber.com/haber/datcada-ozon-ve-kupa-hacamat-merkezi-acildi-5483). Açan kim, AKP destekçisi bir hekim? Tıpta modernleşme adınaı ilk adımların atıldığı 1827’den (modern tıp mektebinin kuruluşundan) bu yana 200 yıla yakın geçmiş. Hala hacamat ve kupa çekmek için “hekimler” neredeyse sıraya giriyor!? Bununla ilgili yönetmelik 2014 yılında AKP iktidarı tarafından “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği” adıyla çıkartıldı. Yönetmelik’le birlikte; Akupunktur, Apiterapi, Fitoterapi, Hipnoz, Sülük uygulaması, Homeopati, Kayropraktik, Kupa uygulaması, Larva uygulaması, Mezoterapi, Proloterapi, Osteopati, Ozon uygulaması, Refleksoloji ve Müzikterapi yöntemleri “geleneksel ve tamamlayıcı” uygulamalar kapsamında yasallaştırıldı ve bu uygulamaların ancak özel eğitim almış hekim ve diş hekimlerince, belli özelliklere sahip birim ve merkezlerde yapılabileceği biçiminde bir çerçeve çizilmiş oldu.
Neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu gelin Doç. Dr. Civaner’in makalesinden öğrenelim (bkz: https://www.ttb.org.tr/kollar/gatsu/makale_goster.php?Guid=972e55be-6819-11e9-a960-88f73c48b3ac) “Kadim tedavi pratikleri modern tıbbın parlak başarılarına rağmen varlıklarını tüm dünyada sürdürdü. Bu birlikte varoluş halini, eskinin logosunun terk edilmeyişini hemen yoksulluk ve eğitimsizlik ile açıklamak yeterince açıklayıcı değil; eğitimli orta sınıf ve varsıllar, belki de daha çok onlar, bu ürünlere giderek daha fazla yöneliyorlar.
Gerçeklik bilgisi için aklın değil, -tekrar- inancın referans alınması (Tersine rönesans denebilir buna), özelleştirmenin getirdiği yozlaşma, ilaç ve teknoloji şirketleriyle kurulan türlü çıkar ilişkileri ve sair nedenle modern tıbba duyulan güvenin azalması, sağlığı bireysel seçimlere bağlı bir hal olarak okuyup yeni bir pazar aracına dönüştüren “sağlıklı yaşam” dayatması; tümü de “doğal kaynaklı” (dolayısıyla yan etkisiz!) ürünlere / uygulamalara yönelişte etkili gibi duruyor.
Bu büyük talep pazar için iştah açıcı bir potansiyele işaret ediyor. Böyle bir ortamda geleneksel, alternatif ya da tamamlayıcı uygulamalar (GAT) piyasası; toplum yararına işlev görmesi beklenen bir aygıttan bir piyasa denetçisine dönüşmüş bulunan devlet eliyle düzenleniyor. 663 sayılı KHK, Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği ve değiştirilen Eczacılık Kanunu’yla birlikte bu yönetmeliğin, bir piyasanın düzenlenmesine yönelik hukuki dayanakları oluşturduğu görülebiliyor. “Ürün”ler ve uygulamalar, devletin yayımladığı özel düzenlemelerle, güvenli olduğu kabul edilen tüketici alışveriş alanına sokuluyor. Bir yönüyle de, gün geçtikçe daha fazla oranda cepten ödeme gerektiren modern tıp uygulamalarına erişemeyenlere alternatif yaratılıyor.
Yani temel motivasyon 21. Asırda da din-inanç kisvesi altında yine özel sermayeye yönelik "ticari kaygılar"!!!
Ve evet, Datçada da "Şiddetsiz bir Dünya'da, Sağlığa-Sağlıklı Yaşamaya Hakça-İnsanca-Eşit Erişim" hakkımız bile isteye bu politikaların ya da daha doğru deyişle: politikasızlığın kurbanı oluyor...
Yazı bitmedi, muhtemelen devam ederiz...
Yorumlar (2)
ibo.a.bo
7 gün önce / 27.03.2025Yazardan DÜZELTME: 1- UZMAN aile hekimi Ebru Hanım, SM'den sitem etmiş. Kendisinin de UZMAN Hekim olduğunu belirtmiş. Doğrudur. Kendisi Uzman Aile Hekimidir ve yazıda Aile Hekimleri arasında sayılmıştır. Keşke NANKÖRlükle suçlamasaymış, kendisi adına üzüldüm! 2- Yazı Kadın Doğum UZMANI Dilek Hanımın başarılı doğumları, operasyonları küçümseniyormuş gibi de algılanmasın... Dikkat çekilen nokta, kendisi gelmeden önce , ameliyathanesi olmasına rağmen uzun zamandır doğum-operasyon yapılmamış bir hastaneye dikkat çekmek amacıyladır. Nitekim Dilek hanım sayesinde hastanede yine uzun yıllar sonra olması gerektiği gibi başarılı operasyonlar yapılmış, Açıktan söyleyelim: Dilek Hanım da , tüm diğer hekimler gibi Datçalıların iltifatına mazhar olmuş UZMAN hekimlerdir. Yazının asıl amacı, uzman ya da değil hiçbir hekimi karalamak değil, aksine Datça'nın ihtiyacı olan daha çok branşta uzman hekimlerin olduğu bir Hastane talebidir. Bu talep uzun yıllardır imzalar da toplamış tüm Datçalıların talebidir!
Beğendim 5 | Beğenmedim 0 | Cevapla
Nurten Köroğlu
15 gün önce / 18.03.2025Teşekkürler ????
Beğendim 0 | Beğenmedim 0 | Cevapla