Datça Yerelde Habercilik

Velhasılı kelam, Datça verimli bir toprak… Bitek mi bitek, habercilik açısından… Hele son zamanlarda… Bu yazı şimdiden çok uzadı… Daha habercilikle ilgili tezlerimi(zi) tartışmak ya da tartıştırmak niyetiyle kalkıştığım bu yazıda, konuya bile giriş yapamadım. Bu yazı, az biraz giriş öncesi malumatfuruşluk yapan bir önyazı gibi kabul edilsin. Sizlerle tartışmak istediğim “bir haber nedir, niçin ve nasıl yapılmalıdır”ı soran ve yanıtlar arayan asıl meseleyi sonraki yazıya (ya da yazılara) bırakmış olayım… İzninizle…

Datça Yerelde Habercilik

Haber ve Habercilik:
Haberin önemi nedir, nereden gelir? En temel saik, içinde bulunduğumuz (ya da başımıza gelmesi muhtemel) durumlar hakkında bilgi toplama ihtiyacından olsa gerek. Bu bilgi toplama ihtiyacı ne menem bir şeydir ki, bizi haber peşinde koşturur? Bu dürtünün kökeni: sanırım hayatla baş etmeyi kolaylaştırmak olmalı! Öyle ya, bizim de yaşadığımız bu dünyada, karşılaştığımız (ya da henüz karşılaşmamış olsak da karşılaşacağımızı bildiğimiz – ya da sandığımız) bilgi zerrelerine erişmeye ihtiyacımız var. Zaten başından beri başımıza gelenle (ve/veya gelecek olanla) baş etme, yaşamı yoluna koyma, hayat gailesinde hep bir adım daha atma ihtiyacı ile doğmuşuz… O bilgilere ulaşacağız ki, bizi nelerin beklediğini bileceğiz ve ona uygun adımlar atıp, halledeceğiz. O haberdar olduğumuz şey, bir sıkıntı yaratıyor mu, yaratıyorsa onu aşmak için… ya da ne bileyim bir sıkıntı değil de bizi gönendirecek bir yol gösteriyorsa, o hazzı tadacağımız o yola daha erken katılmak için, belki de!

En temel saik hayat gailesi olsa da… sadece bundan ibaret olmasa gerek haberdar olma arzumuz. Bu ihtiyacı besleyen başka saikler de var mutlaka. Mesela merak… Sadece kör bir merak! Ya da mesela eğlenmek isteğimiz…  Ya da derinden derine beslediğimiz, öfkemiz, hırsımız… Ya da ikisi birden. Mesela sevmediğimiz birinin başına geleni öğrenme, belki de içine düştüğü gülünç duruma gülmek, eğlenmek isteğimiz! Belki de güzele dair estetik kaygımız. Güzeli görmek, duymak, koklamak, tatmak… erişmek dürtümüz… Yüreğimizde büyüttüğümüz aşkımız… Belki de sadece hakka, hakikate ulaşma arzumuz… Kimbilir?

Haberdar olmak için ne çok dürtümüz ne çok kaygımız ve ne çok arzumuz, isteğimiz var!

Bunları tartışmadan önce özellikle yerel ölçekteki gazetelere (ya da gazetemsilere), haber sitelerine bir göz mü atsak?

Dünyada ve Türkiye’de İlk Gazete Örnekleri:
İlk haberciler, o yerleşkeden bu yerleşkeye gezen gezginler midir yoksa nerede ne olduğunu/olacağını kulaktan kulağa taşıyan dedikoducular mı? Rivayet muhtelif.

Ama gazete benzeri ilk el yazısı ile çoğaltılmış duyuruların Antik Roma’da, ahalinin toplandığı meydanlara asıldığına dair somut bilgiler var. Benzeri yazılı duyuruların Çin’de de hanedanın isteklerini halka duyurmak üzere yapıldığına dair bilgi ve bulgular da bulunuyor. Biz dahil Ortadoğu’da, daha ziyade haberler, halkın toplandığı alanlarda davul çalarak anonslarla ya da yine halkın toplandığı bitirimhane benzeri kahvehanelerde kulaktan kulağa, sözle yapıldığına dair de bilgilere sahibiz…

Artık aydınlanmanın yayılmasına da araç olan matbaanın icadı ve yayılması ile bildiğimiz anlamda “gazetecilik”, yerel ölçekte 17. Yüzyılda başlamış. İnternet’ten şöyle bir taratınca, ilk gazeteci Carolus’un aynı zamanda bir matbaacı olduğunu da öğreniyoruz… O zamanlar dini bir merkez olan Almanya’nın Strasburg kentinde Johann Carolus diye bir matbaacı ve kitap ciltçisinin aklına, Strasburg’a gelen gezginlerden topladığı bilgileri, haftada bir, "Relation aller Fürnemmen und gedenckwürdigen Historien" (Önemli İlişkiler ve Akılda Kalan Hikayeler) ismiyle basmak ve dağıtmak fikri gelmiş.  Carolus, bütün bir hafta boyunca gezginlerden topladığı-derlediği haberleri, haftalık olarak 8-16 sayfalık bir kitap formatında basmayı ve dağıtmayı akıl etmiş de… biz faniler, bildiğimiz anlamda gazeteyle tanışmışız! Hoş, Carolus icat etmeseymiş de… bence muhtemelen o sıralarda bir başkası da bu gazete fikrini akıl edebilirmiş!

Hülasa: modern anlamda gazetenin hikayesi, Strasburg’da, Carolus adlı ileri görüşlü bir matbaacı eliyle başlamış. Carolus yerelden topladığı haberlerle birlikte, gezginler eliyle tüm Avrupa ve dünyadaki siyasi, ekonomik ve toplumsal olayları da içerecek biçimde modern anlamdaki ilk basılı gazetenin de mucidi olmuş.

Kısanın da kısası: gazetecilik, aslında matbaanın icadından hemen sonra keşfedilmiş…

Osmanlı’ya ise matbaa, daha ziyade dini el yazması yayınları yazan-çoğaltan ustaların örgütlü olduğu loncaların geçim kaygısı ile gecikmiş. Bu gecikmede halk arasında okuma-yazma bilenlerin çok olmaması ve siyasette Abdülhamit gibilerinin dillere destan sansürcülüğü gibi etkin dinci kesimlerin kaygıları da rol oynamış. Böylece matbaa bizim topraklara iki yüz yıl sonra girmiş! İlk gazete olarak 1831’de Takvim-i Vekayi kabul edilse de bildiğimiz anlamda gazetecilik 1860’larda Tercüman-ı Ahval ile hayli geç vakitlerde başlamış. Kaldı ki sözünü ettiğimiz Osmanlı’nın siyasi yapısını yansıtan, Babıali gazeteciliği! Osmanlının merkezinde, okur yazarlığının görece çok olduğu bir yokuşta, siyasi iradenin dizi dibinde başlayan bir gazetecilikten söz ediyoruz, yine de…

Anadolu’ya yayılan gazeteler
Milli Mücadele ile birlikte İmparatorluktan Cumhuriyete doğru… öncesinde İstanbul’da “Yenigün” ile başlayıp Anadolu’da “İrade-i Milliye”, ardından “Hakimiyet-i Milliye” ve “Cumhuriyet” ile devam eden bir gazetecilik akımı da hızla yerellere yayılmış… Batıdakinin tersine, yerelden merkeze yayılan gazetecilik yerine, merkezden yerele taşınan bir gazetecilik örneği bizimkisi…

Ulusal’dan Uluslararası Ölçeğe:
Dedik ya, Batıda yerelde başlayan gazetecilik, kısa zamanda ulusala sardırmış. Küreselleşme ile birlikte uluslararasılaşmış… AP’ler, AFP’ler, CNN’ler, DW’ler, BBC’ler, El Cezire’ler… saymakla bitmiyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte basılı olandan, dijitale sardırmış bir gazetecilikten de söz ediyoruz, artık. Dünyayı saran bilgi ağları ile birlikte dijitalleşen; dünyada gazeteciliğin yalnız gazeteciler eliyle değil, bu dijital dünyaya erişebilen tüm yurttaşların da yapabildiği bir hale dönüştüğü bir çağda yaşıyoruz. Artık her yurttaş, birer haberci, gazeteci… Hatta şimdiden artırılmış zeka ya da öğrenen makinalar aracılığı ile gazeteciliğin makinalaştığı ve aradan haber veren gazeteleri değil ama haber peşindeki gazetecileri mesleksiz bırakacağı iddia edilen bir çağda yaşıyoruz!  

Datça’ya gelince…
Gazete geç girmiş, Datça’ya. 80’lere, 90’lara kadar yolu uzun mu uzun, ulaşılması hayli zor bir kasaba ya, Datça. En önemlisi: nüfus az, bir matbaası da yok. Okumaya alıştığımız ulusal gazetelerin öğlene doğru ancak geldiği, bir tatil kasabası sonuçta… Gazete bayilerinin önünde, gazete almak için sıraya girdiğimiz, eksik gelen gazete ya da dergiler nedeniyle, saç saça, baş başa kavgaya tutuştuğumuz zamanlar, çok da eski değil, Datça’da.

Datça’da ilk (basılı) gazete denemesi için 90’ların sonunu beklemek gerekmiş. Sinan Kara tarafından kimi zaman haftalık, kimi zaman 10 günlük sürelerde Marmaris’te bastırılıp, Datça’da dağıtıma çıkan “Datça/Dadya Haber” gazetesi, ilk örnek. 2003’e kadar Sinan Kara tarafından sürdürülen gazete, daha sonra Laçinlere geçmiş. Ağabey Laçin, AKP’de de Muğla İl Başkanlığı da yapan bir isim oldu, bilindiği gibi. Gazete bir dönem kardeşi Haldun Laçin’in yönetiminde kaldı (Haldun Laçin ile 2020’de, organizasyonu Belediye tarafından üstlenilen Badem Çiçeği Festivali için Muğla Büyükşehir Belediyesinin mali yardımıyla çıkarttığımız, Dayanışma temalı Festival Gazetesi için hoş bir söyleşi de yapmıştım. Bu arada bu Festival Gazetesi, Datça’nın en yüksek tirajlı tek basımlık gazetesi olmaya da adaydır her halde :). Söyleşinin kısa bir kısmı için bkz: https://www.youtube.com/watch?v=Dv0hDNUqeT8)   

Haluk Laçin’in gazetesi Datça-Haber’den söz ederken, gazeteden ayrılmış olsa da gazetenin haber peşinde koşan neredeyse tek muhabiri Sebiha Aslan’ın da adını anmamak olmaz…

Sinan Kara’nın Datça/Dadya Haber’iyle birlikte, bir süre sonra, başka basılı gazeteler de arkasından gelir. Kimisi kısa süreli denemeler olarak kalır. Mesela yine Sinan Kara’nın başlattığı bir Balıkaşıran denemesi de var. 1999’da yine Sinan Kara tarafından kurulan ve birkaç sayı çıkan Balıkaşıran Gazetesi, baskı ve kağıt maliyetlerini esnaftan reklam alarak karşılamayı kurgulamış bir gazetedir. Ancak Balıkaşıran Gazetesi, kadrosu ve yakın çevresine Can Yücel, Yusuf Ziya Özalp, Turgay Sönmez, Defne Günhan, Osman Akın gibi mürekkep yalamış birçok insanı da toplamış bir gazete olmasına karşın, maalesef bu deneme de çok uzun süreli olamamış; eh ne de olsa, en çok bin adet basılan bir gazeteye ilan-reklam almak başlı başına bir meseledir!

Datça’ya gazeteciliği sokan kişi olarak Sinan Kara’dan biraz daha detaylı bahsetmekte yarar var:
Çok okuru olmayan, küçük tenha kasabalarda basılı gazetelerin uzun dönemde, eğer cebinde paran yoksa, mali destek almadan çıkması pek mümkün değildir. Hele ki, ilan ve reklamların, siyasi otoriteler kanalıyla baskı altında olduğu ortamlarda… Datça gibi küçük bir yerde basılı gazete çıkartmaya çalışan Sinan Kara’nın da Siyasi İdare ile arası genellikle limonidir. Kaymakam Bey, verdiği bir iftar davetini haberleştirme tarzından dolayı Sinan Kara’nın yaptığı haberi gerekçe göstererek, Kara’nın terörle bağlantılı olduğu iddiası ile şikayetçi olur. Bununla da kalınmaz, bastığı gazetelerin İdareye verilmemesi gibi nedenlerle İdare tarafından usulsüzlük cezaları da verilir, Kara’ya. Yeter mi? Yetmez tabii… Kara’nın başına gelenler, bugün de çok tanık olduğumuz türden şeyler.

Sinan Kara’ya daha büyük ceza, Özer Uçuran Çiller’in oğlunun karıştığı bir bar kavgası dolayısıyla verilir. Kara, kavgayı fotoğraflamaya gittiğinde, makinasının kırıldığını iddia eder ve tazmin edilmesini ister. Çiller ise kendisine şantaj yapıldığını, para istendiğini söyleyerek şikayetçi olur. Kara, Mahkeme tarafından 1 yıl hapisle cezalandırılır. İkibinlerin başında artık Datça Gazeteciliğinde “Sinan Kara” dönemi kapanmıştır.

Aydın Erdoğan’ın Datça Havadis’i:
İlk Datça-Haber ve Balıkaşıran deneyiminden sonra Datça’ya yerleşen Mülkiyeli, eski kaymakam, RTÜK Daire Başkanlığı da yapmış Aydın Erdoğan’ın Dadya Gazetesi ve devamında da Datça Havadis’i var bir de (Bu arada Aydın Erdoğan’la da 2020 Datça Badem Çiçeği Festival Gazetesi için yapmış olduğum bir söyleşi var, bkz: https://www.youtube.com/watch?v=TqlpIv-xNOA).  

2021 yılında Aydın Erdoğan’ın ölümünden sonra Gazete, oğlu Aytun Erdoğan tarafından basılı olmaktan ziyade internet üzerinden dijital olarak çıkartılmaya çalışıldı. Bu arada Gazete’ye basımından - editörlüğüne uzun yıllar büyük katkı veren Celal Ersoy’un adını da anmadan geçmek doğru olmaz.  Datça Havadis deyince ismini anmadan geçemeyeceğimiz bir diğer isim de elinde fotoğraf makinası ile muhabirlik yapan Esmeri Alev Ekebaş’tır.  2022’de kaybetmiştik. Onu da anmadan olmaz!
Son olarak Datça Havadis’in son bombası, geçenlerde Datça Havadis’e katılan Osman Akın oldu. Osman Akın, uzun süre Datça Belediyesinde Basın Bürosunu başarıyla yürüten, hemen her Datçalının tanıdığı bir isim. Özellikle sosyal medya hesaplarının yönetiminde oldukça başarılı olduğu konuşulur.

Diğer Gazete ya da Süreli Bülten örnekleri:
Az sayıda basılan başka gazete ya da bülten örnekleri de var: mesela Basut’ların  GazeteSolucan’ı… Kendini “Gazete Sanan Dergi” Başlığı ile hayli mütevazi bir şekilde aramıza karıştı. Zaman zaman 15 günde ya da ayda bir, birinci hamur kağıda basılı olarak çıktı (nitekim eninde sonunda, o da dijitale teslim oldu). Başka? Hatırladıklarım arasında Datça'da da bir "Yarımada" gazetesi vardı ve özürler dileyerek, mutlaka atladıklarım da var...

Bir de en başından beri dijital olarak çıkan gazetemsiler var: “DatçaGündem” mesela, 2011’den beri Ferhan Umruk tarafından bir blok olarak çıkartılan DatcaGundem, zaman zaman yetişebildiği Datça haberlerini düzenli olarak verdi, eskisi kadar olmasa da, hala zaman zaman vermeye devam eder. Sonra kimi platformların ara ara çıkarttığı Haber Bültenleri de var: “MUÇEP’ten Haber Var”, “DKSD Haber Bülteni” gibi… Sonra Sedat Kaya’nın öncülük ettiği “Garaville” var…   Halen bilfiil Gökçer Karaağaç’ın dijitalde omuzladığı “Dadya Mecmuası” da var…

Basılı olarak da çıkan Datça-Haber ve Datça Havadis’in dijital haber siteleriyle birlikte, Ferhan Umruk’un “DatcaGundem.wordpress.com”u da Datça’da atlanmaması gereken en uzun soluklu dijital mecralardan biri, demiştik değil mi? Ha bir de 2018’den bu yana devam eden “Se-Datca” ya da “KayaSedattBlogspot” bloğunu da eklemek ve haklarını da vermek lazım…

Madem dijitalleri sayıyoruz:
Dijitale geçince, bir tür sayısal habercilik yapan ve adını anmamız gereken Facebook Sayfaları da var: “DatcaYerelGundem”, “DatcaGucBirligi”, “DatcadaNeVarNeYok”, “DatcaGuncelHaberler”, “DatcaninSesi”, “DatcaGundem”…  adlarını buraya yazmayı unuttuklarımız ne olur bize gönül koymasın, “hata ve unutma müstesnadır”, ne de olsa… Ya da daha güncel bir deyişle, “hatasız kul olmaz” deyip, benim hatama sayın!

Ah unutmadan, elbette Mehmet Erdal, Sebiha Aslan, Sedat Kaya gibi bizzat haber yapanların kendi facebook sayfalarını da bu dijital haber mecralarına eklemek doğru olur… Ve elbette çeşitli demokratik kuruluş ya da platformların da kendilerinden haber veren sayfaları var: bunlara eklenmesi gereken…  Öyle ya en azından kendilerince haber edilmesi gerekenleri haber yapan sayfalar, bunlar da!

Son dönemde bunların dışında haber sitesi olarak sayacağımız üç yeni web sitesi daha var:  kendilerini sosyalist ve komünist olarak adlandıran bir grubun çıkardığı, “Dayanisma-Datca”, yine Sedat Kaya’nın “DatcaninSesi” ve gazeteciliği Sabah Grubunda yapmış Oktay Bala’nın çıkartmaya başladığı “KeyifliDatca” web siteleri de var. Eğer bugüne kadar takip etmediyseniz. Takip etmenizde yarar var diyerek, vermiş olduğumuz linklere dokunmak suretiyle bu web sitelerine gidebilir ve bu haber sitelerini de izleyebilirsiniz…

Bir de Datça kökenli olmasa da çokça Datça haberlerine yer veren, Piray Akarer, Aydın Bodur ve Mehmet Erdal’ın katkılarıyla sık sık Datçayla ilgili haber yapan “HaberVeInsan” ile “GundemFethiye” haber sitelerinin de adını anmakta sayısız yarar var…

Bunlara son olarak Datça’da muhabir barındırarak haber yapan siteleri de eklemek lazım: Sedat Kaya ile HalkTv, Mehmet Evren Ersoy’la DHA ve Berkay Sağol ile Birgün Gazetesi… Datça’dan haber gönderilirse değerlendiren Evrensel Gazetesi, Sözcü ve Mezapotamya Ajansı vesilesiyle Yeni Yaşam gazetesini de ilave etmek gerekir, bu listeye.

Tabii Muğla ölçeğinde Datça’dan da haberlere sayfalarında yer veren Haber48, Muğla Devrim, Hamle, MarmarisManşet, AnterHaber, BodrumGündem vb. gibi yerel gazeteleri de anmadan olmaz.

Velhasılı kelam, Datça'nın gazetecilik tarihindeki gazeteler, son birkaç yılın içinde çoğalmış... Artışa bakılırsa: aşı tutmuş olmalı...

Bu yazı şimdiden çok uzadı… Daha habercilikle ilgili tezlerimi(zi) tartışmak ya da tartıştırmak niyetiyle kalkıştığım bu yazıda, konuya bile giriş yapamadım. Bu yazı, az biraz giriş öncesi malumatfuruşluk yapan bir önyazı gibi kabul edilsin. Sizlerle tartışmak istediğim “bir haber nedir, niçin ve nasıl yapılmalıdır”ı soran ve yanıtlar arayan asıl meseleyi sonraki yazıya (ya da yazılara) bırakmış olayım… İzninizle…

Şimdilik kalın sağlıcakla…

Yazar ibo.a.bo

Yorumlar (1)

ibo.a.bo

2 ay önce / 12.03.2026

Yazıya dair düzeltmeler: Yazıyı yayına koymadan kendimce düzeltmeleri yaptığımı sanmıştım. Ama yine de yanlışlar, eksikler çıktı. Bazılarını yayınlandıktan sonra okumalarımda ben buldum: mesela teker teker isimleri saymaya başlayınca arada kimi isimleri atlamak kaçınılmaz oluyor, yazık ki! İsimleri saymaya başlayınca, Doğan Haber Ajansına muhabirlik yapan Mehmet Çil’in adını anmamış olmak… Sonra Datça Detay’ı, Muzaffer Özgen’i ya da güzelim müzik yazıları ile Bianet’e yazan Özge Ç.’yi anmamak ya da Serbestiyet-Karar mecrasına haber geçen Serap Hanımı atlamak falan… iyi olmadı. Datça’da gazetecilik yapmasalar bile gelip yerleşmiş birçok gazeteci arkadaşları anmamak da öyle… Muhtemelen yarın bunu okuyunca, yeni hatırladıklarım da çıkacak ve yine üzüleceğim, bu işin sonu yok, maalesef! Bir de Balıkaşıran Gazetesinin Datça Haber’den daha erken çıktığı, ilk halinin maalesef çok uzun sürdürülemediği ve Sinan Kara’nın Balıkaşıran’ı sonradan aldığına dair Sevgili Osman Akın’ın da bir düzeltmesi var. Eksik olmasın. Muhtemelen, yarın yazıyı yeniden okuduğumda başka düzeltmeler de çıkacaktır :)

  |   Beğenmedim 0   |   Cevapla