Doruk Madencilik İşçileri Neden Ankara’ya Yürüyor?
Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçileri 12 Nisan 2026 itibariyle madenin bulunduğu Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinden yola çıkarak Ankara’ya doğru bir yürüyüş eylemi başlattı. Bu eylemin öncesinde yaşananların, Doruk Madencilik ve Yıldızlar SSS Holding’in siyasi ilişkilerinin, Türkiye’nin dört bir yanında sürdürdükleri kölece çalışma rejiminin ve işyerinin devralınması sürecinden başlayarak nasıl bugünlere gelindiğinin kamuoyu tarafından bilinmesi gerektiğine dikkat çeken Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, Doruk Madencilik ve Yıldızlar SSS Holding ile ilgili bilgi notu paylaştı.
Sendika açıklamasında; “Bu bilgi notunu; başta sorunun çözümü noktasında rol alması gereken yetkililer olmak üzere, gazetecilerin, işçilerin ve tüm emekçi halkımızın ilgisine sunuyoruz. Bu noktada gazetecilere özel çağrımızı da yinelemek istiyoruz: Sizden, Yıldızlar SSS Holding ve Doruk Madencilik’i araştırmanızı naçizane rica ediyoruz. Memleketin her yerinde bulunduğu her il ve ilçeyi nasıl sömürerek bugünlere geldiğinin hikayeleri olduğunu, siyasi ve ekonomik ilişkilerinin açığa çıkarılmasında kamu yararı bulunduğunu düşünüyoruz.” dedi.
Bilgi notunun tam metni şöyle:
BAĞIMSIZ MADEN İŞÇİLERİ SENDİKASI
DORUK MADENCİLİK VE YILDIZLAR SSS HOLDİNG
BİLGİ NOTU
Yıldızlar SSS Holding kimdir?
Yıldızlar SSS Holding, tüm Türkiye’de birçok maden ve enerji işletmesine sahip olup büyük bir tekeldir. Yıldızlar SSS Holding, Türkiye genelinde çok sayıda maden ve enerji işletmesine sahip olup, işçilerin ücret, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmemesi, işçilerin rızası alınmaksızın ücretsiz izne çıkarılması gibi uygulamalarla sıkça gündeme gelmektedir. Bu uygulamaların holding bünyesindeki işletmelerin tamamına yayılmış olması ve uzun yıllardır devam etmesi, söz konusu çalışma anlayışının sistematik bir nitelik taşıdığını göstermektedir. Holding, tüm sermaye birikimini bu pratiklerle elde etmiştir. Holding’le iş yapan şirketlerin, kendi bünyesinde çalışan işçilerin, yöre halkının, küçük esnafın, ezcümle herkesin bu sermaye grubundan alacağı bulunmaktadır. Doruk Madencilik işçileri de benzer şekilde ücret, özlük hakları ve ücretsiz izin uygulamaları nedeniyle ciddi mağduriyet yaşamaktadır.
Türkiye’nin ağır sanayi ve madencilik endüstrisi, özellikle 2000’li yılların başından itibaren neoliberal ekonomi politikalarının etkisiyle köklü bir yapısal dönüşüm sürecine girmiştir. Bu süreçte kamu mülkiyetindeki stratejik maden sahaları ve enerji üretim tesisleri, özelleştirme, rödovans ve ticarii bütünlük satışları gibi yöntemlerle özel sektöre devredilmiştir. Bu ekonomik dönüşümün merkezinde yer alan dikkat çekici ve örnek sayılabilecek aktörlerden biri Yıldızlar SSS Holding’tir.
Grubun faaliyet alanlarını ağırlıklı olarak; “Madencilik”, “Seramik-Granit” ve “Enerji-Petrol” sektörleri oluşturmaktadır. Holdingin kamu kaynaklarını kullanarak gerçekleştirdiği sermaye birikimi, işçi alacaklarına yönelik gasp stratejisi ve endüstriyel faaliyetlerinin çevresel etkileri Türkiye’deki holdingci güçlerin bir karnesi niteliğindedir. Yıldızlar SSS Holding’in yükselişi, neoliberal küreselleşme döneminde devletin üretimden çekildiği alanlarda oluşan boşluğu doldurma, özelleştirilen kamu kaynaklarını elinde biriktirme, emek sömürüsü ile sermaye oluşturma stratejisi üzerine kuruludur. Özellikle Doruk Madencilik örneğinde görülen kamu kaynaklarının özel sermaye eline geçiş biçimi, iş sağlığı ve güvenliği (İSİG) ihlalleri ve sistematik emek sömürüsü ile tüm kamuoyu gündemine taşınması gereken bir vakadır.
Sebahattin Yıldız’ın kurucu başkanı olduğu Yıldızlar SSS Holding, 2000 yıllarda Türkiye’nin en büyük madencilik ve enerji tekellerinden biri haline gelmiştir. Grubun faaliyetleri madencilik, seramik, enerji ve inşaat gibi ağır sanayi kollarında yoğunlaşmıştır. 1983-2000 yılları arasında inşaat ve taahhüt işlerinde aktif olan Sebahattin Yıldız ve ailesi, 2000’li yıllardan itibaren özelleştirme ihaleleriyle büyümüştür. Holdingin yönetim kademesi, aile bağları üzerine kurulu ve kararların merkezileştiği bir yapı sergilemektedir. Yönetim Kurulu, Sebahattin Yıldız’ın başkanlığında, aile üyeleri olan Vahip Yıldız, Sinan Yıldız, Cihan Yıldız ve Hilal Yıldız’dan oluşmaktadır. Bu kapalı yönetim yapısı, Holding’in finansal manevraları ve iştirakler arası varlık transferlerini yönetme konusunda 2 esneklik sağlamakta, ileriki başlıklarda görüleceği üzere Holding’in borçlarının icra yoluyla tahsilinde bir engel olarak kurgulanmaktadır. Holding'in ticari stratejisi, özellikle "sorunlu" veya "batık" olarak nitelendirilen ve atıl bırakılmış kamu varlıklarını düşük maliyetlerle devralmak üzerine kurgulanmıştır. Özelleştirme ihaleleri ile Holding 2012 yılı itibariyle, Türkiye genelinde 354’ü aktif 2.300’den fazla maden ruhsatına sahip hale gelmiştir.
Bu modelin en belirgin örnekleri Eti Gümüş ve Adularya (Doruk Madencilik) ihaleleridir:
Ancak bu rakamın ödenme biçimi, standart bir satın almanın ötesinde bir kamu kaynaklarına çökme örneğidir: Doruk Madencilik, ihale öncesinde Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve diğer finansal kuruluşlardan Adularya projesine ait kredileri ve alacak haklarını satın almıştır. Doruk Madencilik’in elindeki Adularya kaynaklı alacakların toplam değeri (yaklaşık 4,6 milyar TL), ihale teklif bedelini (3,155 milyar TL) fazlasıyla aşmıştır. Bu durum, Holding’in ihale bedelini nakit ödemek yerine, "kendi kendine olan borcu" kamu nezdinde mahsup ettirmesine imkan tanımıştır. Devasa tesis için kamuya nakit olarak yalnızca 1.104.689,78 TL ödenmiştir. Bu sırada Adularya’nın SGK ve Hazine’ye olan toplam borcu 192 milyon TL’nin üzerindedir. TEİAŞ verilerine göre, Eylül 2024 itibarıyla Yunus Emre Termik Santrali’ne "Kapasite Mekanizması" kapsamında 6.738.181,35 TL tutarında doğrudan kaynak aktarılmıştır. Bu mekanizma sayesinde Holding, ticari değeri milyarlarca dolar olan bir enerji-maden kompleksini, piyasadan topladığı "riskli" kredileri kullanarak, fiilen çok düşük bir sermaye maliyetiyle mülkiyetine katmıştır. Bu durum, kamu varlıklarının tasfiyesinde özel sermayeye tanınan imtiyazlı alanın genişliğini kanıtlamaktadır.
3 Holdingin büyüme seyri, eski Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın görev dönemleriyle (2009-2015) paralellik göstermektedir. 2012 yılında Maden Kanunu’nda yapılan değişiklikle ruhsat devirleri "Bakan Onayı"na bağlanmıştır.
Bu düzenleme, Taner Yıldız’ı ruhsat trafiğinde tek karar verici yapmıştır. Taner Yıldız ile kurulan sıkı bağ holding iştiraklerinde çalışan işçilerden yerel bürokrasiye ve belediye meclislerine dek açıkça bilinmektedir. 2013'te Holding'in kazandığı dev altın madeni ihalesi Kabil'de bizzat Taner Yıldız tarafından duyurulmuştur.
Holding’in devlet protokolü ile ilişkileri, Sebahattin Yıldız’a verilen TBMM Üstün Hizmet Ödülü gibi sembolik sermaye araçlarıyla güçlendirilmiştir. Törende Taner Yıldız, Bülent Arınç ve Recep Akdağ gibi isimler protokole eşlik etmiştir.
Ayrıca, holding yönetiminde veya danışmanlık kadrolarında siyasi partilerin (örneğin MHP) genel merkezleriyle bağlantılı isimlerin yer alması, kurumsal stratejilerin siyasi karar alıcılarla uyumlu yürütülmesine imkan sağlamaktadır. Geçmiş Dönem MHP MYK Üyesi Sezer Yozgat, Eski T.C. Avrupa birliği Bakanı Egemen Bağış gibi isimler Yıldızlar SSS Holding ile olan ilişkilerini sosyal medya platformlarında paylaşmaktan çekinmemektedir. Egemen Bağış, Doruk Madencilik’in devrinde aktif bir rol oynamıştır. Yıldız, 2020 yılında Sultan II. Abdülhamid’in Edward Prior marka altın saatini 1 milyon 100 bin TL rekor bedelle satın alarak kültürel alandaki nüfuzunu pekiştirmiştir. Sebahattin Yıldız Eğitim Vakfı aracılığıyla Bilecik, Kütahya ve Elazığ’da inşa edilen okul ve camiler, yerel bürokrasi nezdinde "hayırsever" imajı oluşturmak için kullanılmaktadır.
Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki işletmelerde hüküm süren çalışma rejimi, on yıllara yayılmış sistematik hak gaspı üzerine kurulu bir modeldir. Bu modelin temel karakteristiği; ücretlerin eksik ödenmesi ve geciktirilmesi, kıdem tazminatlarının ödenmemesi ve hukuki boşlukların kullanılarak işçi alacaklarının bloke edilmesidir.
Trabzon Yomra-Sürmene Maden İşletmesi: Trabzon Yomra ilçesine 2,5 km mesafede bulunan maden ocağından cevher çıkartılıp, Sürmene ilçesinde bulunan cevher zenginleştirme tesisinde işlenerek bakır konsantresi elde edilmektedir. 2025 yılında madende çalışan işçiler madenin çalışmasına rağmen 3 ay maaşlarını alamamıştır. İşten ayrılan birçok işçinin kıdem tazminatları ödenmemiş olup vefat eden işçilerin bile alacakları durmaktadır.
Giresun Şebinkarahisar Maden İşletmesi: Şebinkarahisar Maden İşletmesi, 2008 yılında Yıldızlar SSS Holding bünyesine katılmıştır. 18 Kasım 2021 tarihinde işletmeye ait atık havuzunun iç seti yıkılarak zehirli atıklar çevreye yayılmıştır. Havuzdan yayılan 4 bin 500 ton zehirli atık Darabul Deresi’ne ve Kılıçkaya Barajı’na ulaşmış, zarara ilişkin su analizleri 2026 itibariyle açıklanmamıştır. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan sadece 12 milyon TL ceza alan şirket 2024 yılında aynı bölgede yeni atık depolama ve cehver zenginleştirme tesisi için ÇED onayı almıştır.
Çanakkale Yenice Maden İşletmesi: İşletmede maaşlar ve tazminatlar hiçbir zaman düzenli şekilde ödenmemiştir. 2020 yılında aylardır maaşlarını alamayan işçiler kendi alacakları ve emekli olup/işten ayrılıp tazminatlarını alamayan işçilerin alacakları ve sendikalı oldukları için işten atılan 11 işçi için ocağı işgal etmiştir. 7 gün süren direnişin ardından işçiler Çanakkale Valisi Orhan Tavlı ve Yenice Kaymakamı Ahmet Başer’in "haklar ödenecek" sözü ve kefaletiyle dışarı çıkmıştır. Ancak Holding, hemen ardından işçileri tazminatsız olarak ve "ahlaksızlık" anlamına gelen Kod-29 ile işten atmıştır. 2025 yılında işten çıkartılan 70 işçi tazminatlarını alamamıştır. 30’a yakın işçi rızaları aranmadan ücretsiz izne çıkartılmış, maaşlar yine düzensiz hale gelmiştir. Maaş verilmeden çalıştırılan işçileri; haklarını aradıkları, sendikalaşmaya çalıştıkları için Kod-29 ile işten çıkarmak açık bir işçi düşmanlığı örneğidir.
Kütahya: 2004 yılında özelleştirme ile Yıldızlar SSS Holding’in eline geçen Eti Gümüş, Batı Asya’nın en büyük gümüş fabrikası konumundaydı. Eti Gümüş’ün 41,2 milyon dolar gibi stratejik değerinin çok altında bir bedelle holdinge geçmesi, ihale sırasında kasasında 13 milyon dolar nakit ve 4 milyon dolar değerinde gümüş stoku bulunması, devrin "karşılıksız bir servet transferi" olduğunu kanıtlar niteliktedir. Siyanür liç yöntemiyle üretim yapan fabrika 2011 yılında depolama barajındaki taşma ve atık barajının yıkılma tehlikesi ile gündeme geldi. 2019 yılında ise aylardır ödenmeyen maaşların ardında 950 işçi hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkartıldı. İşten çıkartma ve en az 3 aylık maaşların ödenmemesi karşısında işçiler Kütahya kent merkezinde eyleme çıktılar. Bugün fabrika az sayıda çalışanla üretime devam etmekte.
Elazığ Maden İlçesi: Elazığ’daki işletmede ise işçilerin yaklaşık sekiz aylık ücret alacağı bulunmaktadır; şirket ekipmanlarını bölgeden çekmiş, alacaklar halen ödenmemiştir. Elazığ Maden İlçe Belediyesi dahil birçok yerel kurum ve kuruluşun Holding’ten alacağı vardır. Yıllarca düzensiz yatan maaşların ardından mahkeme yoluyla kesinleşen kıdem tazminatı alacakları dahi işçilere ödenmemiştir. Holding bölgede kontrolsüz ve plansız çalışma yaparak çevreye büyük zarar vermiş, Cami Kebir Mahallesi’ni “doğal olmayan heyelan riski sebebiyle” boşalttırmıştır.
Çankırı Kurşunlu: 2014 yılında Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Söğüt Seramik fabrikasında 7 ay ücret alamayan işçiler yol kapatma eylemi gerçekleştirmişlerdir. Eylem sırasında Holding işçileri “Fabrikayı kapatırız, hepiniz çoban olursunuz.” diyerek tehdit etmiştir. 2018 yılında da aynı fabrikada yaklaşık 1.000 işçi önce ücretlerini alamamış, ardından işten çıkarılmıştır. Bilecik Söğüt: Bilecik Söğüt’te bulunan işletmede ücret ve tazminat sorunları uzun yıllardır devam etmektedir. 2015 yılında 1.150 işçi bu sebeplerle önce iş bırakmış, sonra kent meydanında eylemler düzenlemiştir. İş bırakan işçiler, diğer fabrika ve madenlerde olduğu gibi onay aranmadan ücretsiz izne çıkarılmıştır.
Doruk Madencilik işçilerine karşı kim ve neden sorumlu?
2001 yılında, Sebahattin Yıldız, Engin Aykurtlu, Turgut Korkmaz, Haydar Keskin ve Halil Çizmeli tarafından İstanbul’da kurulmuştur. Kuruluş anında hakim ortak Sebahattin Yıldız (%51 hisse) olup, Engin Aykurtlu (%25 hisse) en büyük küçük ortak, Turgut Korkmaz (%10), Haydar Keskin (%10) ve Halil Çizmeli (%4) küçük ortaklardır. 2005 yılında ise Şirket’in ortaklık yapısı değişmiş, Ticaret Sicil Gazetesi’nde yapılan tescile göre: Sebahattin Yıldız %35, Söğütsen Seramik A.Ş. %25, 3S Madencilik %10; Vahip, Sinan, Cihan, Hilal, Musa ve Bahar Yıldız %5’er hisseye sahip olarak tescil edilmiştir. (Söğütsen Seramik A.Ş. ve 3S Madencilik de Yıldızlara aittir.) Doruk Madencilik yönetimi, işçilerin en az üç aylık birikmiş ücretlerini ödememekte, işçileri ücretsiz izne zorlamakta ve sendikal haklarını gasp etmektedir. Doruk Madencilik yönetiminin, ücretlerini ödemeksizin işçileri aylarca çalıştırabilmesinin altında işçilerin özlük haklarının risk altında olması yatmaktadır. İşçilerin özlük hakları risk altındadır çünkü Doruk Madencilik bugüne kadar dava yoluna gidip kazananlar da dahil olmak üzere işten ayrılan ya da çıkarılan işçilerin özlük haklarını ödememiştir. Aynı zamanda işçilerin ücretsiz izne zorlanması yoluyla ücretlerinin ödenmemesi, bu sebeple başka bir işte çalışmak için işten istifa etmek zorunda kalan işçilerin özlük haklarından yoksun bırakılması da şirketin yaygın bir uygulamasıdır. Doruk Madencilik bünyesinde, Adularya Madencilik döneminden bugüne; TMSF dönemini de kapsayacak şekilde çalışmış çok sayıda işçi bulunmaktadır. Bu da işçilerin büyük çoğunluğu bakımından 10 yıldan fazla sürede birikmiş kıdem tazminatı hakkına karşılık gelmektedir. Son süreç öncesinde sendikamız Bağımsız Maden-İş’e üye olduğu için 6 işçinin işten çıkarılması tetikleyici faktörlerden biri olmuştur. Ancak öncesinde de 20’ye yakın kez ücretlerini alabilmek için eylem yapan işçiler, en son 2023 yılında 5 gün madene kapanarak açlık grevi yapmışlardır.
Sebahattin Yıldız, aynı zamanda Yıldızlar SSS Holding A.Ş.’nin de kurucusu ve yönetim kurulu üyesidir. Vahip, Hilal, Sinan ve Cihan Yıldız ise Holding Bünyesinde sık rastlanan Yıldız Ailesi üyeleridir. Yıldızlar Holding ile Doruk Madencilik’in yönetim kurulu üyeleri aynı kişiler olup, her ne kadar Yıldızlar SSS Holding’in bünyesi altında sayılan şirketlerden olmasa da Doruk Madencilik, doğrudan Yıldız ailesi ve dolayısıyla Yıldızlar Holding’in denetim ve kontrolü altındadır. Bu husus Doruk Madencilik’e karşı işçiler tarafından açılmış dava süreçlerinde de bilirkişi raporlarında şöyle kolayca tespit edilmiştir: “Doruk Madencilik AŞ. ile diğer davalı Yıldızlar 8 SSS Holding AŞ. arasında organik bağ olduğu iddiasıyla ilgili olarak, davalı Doruk Madencilik AŞ. vekili beyanda bulunmamış olup, dosya kapsamında bulunan Ticaret Sicil Kayıtları ile. dava dosyasına sunulan işyeri belgelerinde kullanılan antetli kağıtlarda Yıldızlar SSS Holding AŞ. logosunun kullanıldığı, bu durumda tüm dosya kapsamında her iki davalı arasında organik bağ olduğu esas alınacaktır.” Yıldızlar’a ait başkaca maden ve enerji santrali işletmelerinde de sıkça yaşandığı gibi ücret, tazminat alacaklarının gaspı; habersiz ve önelsiz ücretsiz izin baskıları ile uzun süreler maaşsız bir biçimde yaşama dayatması gibi olaylar Doruk Madencilik’te de mavzubahistir. Tüm bunlardan hareketle Doruk Madencilik işçilerinin hem yaşadıkları hak ihlallerinde Yıldızlar SSS Holding esas sorumludur hem de işçi alacakları bakımından icra kabiliyeti de göz önünde bulundurulursa en önemli muhataplardan biridir.
TMSF, 2016’daki darbe girişim sonrası FETÖ ile irtibatlı-iltisaklı birçok şirketin yönetimine kayyum olarak atanmış ve ihale süreçlerini yönetmiştir. Bu şirketlerden biri de Naksan Holding’e ait Adularya Enerji’dir. Adularya Enerji, aslına uygun olarak TMSF’nin “ticari ve iktisadi bütünlük” olarak değerlendirip tek ihaleyle satışa çıkardığı üzere Adularya Madencilik ve Yunusemre Termik Santrali’nin toplamından oluşmaktadır.
TMSF’nin sorumluluğunu doğuran esas husus satış sürecine ilişkindir.
2016’dan itibaren bahse konu ticari ve Iiktisadi bütünlüğü kayyum olarak yöneten TMSF, 05.07.2022 tarihindeki ihale ile bütünlüğü Doruk Madencilik’e satmıştır. Devir bedeli olarak Doruk Madencilik’in teklifi 3.155.000.000 TL olmuştur, ancak bu bedelin 3.153.895.310,22 TL olan kısmı yani toplam bedelin %99,96’sı Doruk Madencilik’in Çekya İhracat Bankası'ndan devraldığı ipotekli borçlara mahsup edilmiştir. Bu durumun neticesinde Doruk Madencilik, ihale bedelinin on binde dördü gibi bir miktar nakit ödeme ile Adularya Enerji’yi devralmıştır. Bu durumun yarattığı en temel problem ise şudur: 6758 sayılı Kanun’un TMSF’nin kayyum olarak yönettiği şirketleri devrine ilişkin 19 ve 20. maddelerinde bahsedildiği gibi “gerçekleştirilen varlık ve malvarlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir.” hükmünün uygulanmasının imkansız hale gelmesidir. 6 yıl boyunca işletilmemiş olan bir maden işletmesinin, borçları karşılığı devri, neticede şirketin verimli ve işlevli çalışmasını engelleyecek br finansman eksiği yaratmıştır. 9 İlan edilen sıra cetveline göre, ilgili Bütün’ün bahsedilen Çekya İhracat Bankası’a olan borçları dışında, toplam borçları: GİB’e olan 19.850.766,30 TL ve SGK’ye olan 172.507.852,97 TL olarak toplamda 192.358.619,27 TL’dir. TMSF’nin uzmanları tarafından ihale muhammen bedeli 1.715.500.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda, ihale ilanının orijinal halinde, belirlenen minimum bedelin nakden ödenmesi halinde, sair borçlardan mahsuplaşılması halinde, 1.523.141.380,73 TL değerinde bir finansman oluşması mümkün olabilecektir. Bu da aynı zamanda işçilerin özlük haklarını garanti altına alacak bir miktardır. Ancak, ipotekli borç karşılığında mahsuplaşılan devir bedeli neticesinde, Gelir İdaresi Başkanlığı’na da yapılan ödeme akabinde, Doruk Madencilik’e devrolan Bütün bakımından herhangi bir finansman kalmamıştır.
Adularya Enerji bünyesinde değerlendirilen Yunusemre Termik Santrali’nin kuruluş sırasında Çekya İhracat Bankası'ndan alınan 486.000.000 Euro değerindeki kredinin garantörü olarak yine Naksan Holding bünyesinde faaliyet gösteren Naksan Platik gösterilmiştir. TMSF tarafından Adularya Enerji’nin satışa çıkarıldığı 2022 yılının Ocak ayında Naksan Plastik de ihale yolu satılmıştır. 2016-2022 yılları arasında TMSF’nin kayyum olarak yönetimini devraldığı Adularya Enerji bakımından dönemin TMSF yöneticileri termik santralin işletmeye geçirilemediğini, bu sebeple maden ocağından çıkarılan kömürün burada kullanılamadığını, etraftaki termik santrallere satışın da mümkün olmadığını, bu sebeple maddi zorluk çekildiğini beyan etmiştir. Ancak bu şirket üzerinden Çekya İhracat Bankası'ndan alınan kredinin garantörü olan Naksan Plastik de TMSF yönetiminde olup, bu şirket açısından böyle bir sorun bulunmamaktadır. Naksan Plastik, 1 milyar 245 milyon TL’ye satılmış olup, bu fiyat Naksan Plastik’in gerçek değerinin çok altındadır. Bu satışın gerçek değeri üzerinden yapılması halinde, Adularya Enerji bakımından garantör olduğu Çekya İhracat Bankası'ndan alınan kredinin ödenmesi; böylece Adularya Enerji’nin satışından elde edilen gelirle hem devlet alacaklarının ödenmesi hem de işçilerin ücret alacaklarıyla özlük haklarının garanti altına alınması mümkün olabilirdi. 6758 sayılı Kanun’un 19/3. maddesi uyarınca; TMSF, kayyum olarak atandığı şirketleri "ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli bir tüccar gibi" yönetmekle yükümlüdür. TMSF bu süreçte kendi yönetimi altında bulunan şirketleri basiretli bir tüccar olarak işletmesi ve satışa çıkarması gerekirken bu sorumluluğu yerine getirmemiştir. Aynı zamanda TMSF’nin şirketleri satışa çıkardığı bedeller, Danıştay 13. Dairesi’nin 02.10.2009 tarihli, 2007/15258 E. ve 2009/8862 K. sayılı kararında belirtilen “Varlıkların tek tek satışı yerine bütünlük halinde satılarak en yüksek değerin elde edilmesi ve borçlu/alacaklı menfaatlerinin korunması” amacına da aykırılık teşkil etmektedir. 10 Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 11.03.2021 tarihli, 2020/2235 E., 2021/3216 K. sayılı kararında şu hususlar belirtilmiştir: İhale bedelinin dağıtımında bir "Sıra Cetveli" düzenlenir. TİB Yönetmeliği m. 26 uyarınca hazırlanan bu cetvelde, işçilik alacakları İİK m. 206 uyarınca birinci sırada yer alsa da, bu alacakların ihale bedelinden ödenmesi Fon Kurulu'nun kararına bağlıdır. Doruk Madencilik, ilgili dönemde Çekya Büyükelçisi olan Egemen Bağış’ın aracılığı ile Çekya İhracat Bankası'ndan değerinin çok atlında temlik ettiği rehin ipoteğini gerekçe göstererek sadece ipotek kapsamına girmeyen bir bölümün karşılığı olan 1.104.689 TL’lik nakit ödemeyle Adularya Enerji’nin tümünün sahibi olmuştur. TMSF bu süreçte Kanun’dan ve TİB (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik) Yönetmeliği’nden doğan yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden hem işçilerin alacakları risk altına girmiştir hem de devlet alacakları tahsil edilememiştir. Satış fiyatının yüzde 0,04’lük dilimine denk gelen bu nakit girişi sebebiyle ne sıra cetvelinin bir anlamı kalmıştır ne de işçilik alacakları imtiyazlı sırasından faydalanabilmiştir. TMSF’nin basiretli tüccar gibi hareket etme zorunluluğunun yanında kamu zararına sebep olmamak yönünden de sorumluluğu bulunmaktadır. Danıştay 13. Daire, 23.01.2024 tarihli, 2021/2186 E., 2024/339 K. sayılı kararında “Fon personeli görevlerini ifa ederken verdikleri zararlardan ancak kasıtlı kusurları halinde sorumlu tutulabilir (5411 m. 127). Ancak kayyımlık sıfatıyla yapılan işlemlerde, TMK m. 467 uyarınca kusurlu davranıştan doğan zararlardan sorumluluk ve iyi yönetici özeni gösterme yükümlülüğü bulunmaktadır.” Her ne kadar TİB Yönetmeliği’nin 25. maddesinde yer alan “Satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Kurul yetkilidir. Kurulun bu konudaki kararı satış şartnamesinde ve satış ilanında belirtilir.” hükmü gereğince Adularya Enerji’nin satışı sözleşmesinde işçilik alacaklarına ilişkin Doruk Madencilik’in sorumluluğuna işaret eden bir hüküm konulduysa da bu hükmün fiilen hayata geçirilmesi satış bedeli üzerinden imkansız hale getirilmiştir. TMSF, kayyum olarak kendi yönetimi altında bulunan ilgili şirketleri basiretli bir tüccar gibi hareket ederek kamu yararını, devlet alacaklarını ve işçilik alacaklarını gözetmek yerine; yönetimindeki şirketleri bazı şirketlerin ucuza devralması için aracı kurum gibi hareket etmiştir. Bunun bedelini bugün Doruk Madencilik işçileri 10 yılı aşkın kıdemlerinin risk altında olmasıyla ödemektedir. 11 Yıldızlar SSS Holding’in ilk halkada tespit edilen siyasi ilişkileri neler?
İşçilerin mücadele konusu hakları neler?
Bağımsız Maden İşçileri Sendikası olarak Doruk Madencilik’te ve Yunus Emre Termik Santralinde çalışmış ve/veya çalışmaya devam eden işçilerin mağduriyetlerini sınıflandırmak amacıyla bir çalışma yürüttük. Şimdiye kadar bize ulaşan 400 işçiden; 360’a yakını Doruk Madencilik çalışanı işçiden, 40’a yakını Yunus Emre Termik Santrali çalışanı işçiden oluşmaktadır. Mağdur işçilerden 180’i halen çalışmakta veya ücretsiz izin bildirimi yapılmış durumda, 220’si ise çalışmamaktadır. Toplamda sendikamıza ulaşıp form dolduran yaklaşık 400 işçiden; 135 işçinin bir kısmı kendilerine hukuka aykırı ücretsiz izin bildirilmiş olsa da halen çalışmaya devam etmekte olup alamadıkları ücret alacaklarını ve özlük haklarının eksiksiz bir şekilde kendilerine ödenmesini, 90 işçi işten ayrıldığını ancak özlük haklarına dair hiçbir ödeme yapılmadığını belirtmiş olup özlük haklarının eksiksiz bir şekilde kendilerine ödenmesini, 90 işçinin işten ayrılıp hukuki süreç başlattığını ancak buna rağmen kendilerine hiçbir ödeme yapılmadığını belirtip özlük haklarının eksiksiz bir şekilde kendilerine ödenmesini, 85 işçinin emekli olduğunu; bir kısmının çalışmaya devam edip bir kısmının işyerinden ayrıldığını ancak emeklilikten doğan kıdem tazminatlarının kendilerine ödenmediğini, emekli olup çalışmaya devam edenlerin de hem kıdem tazminatlarının hem de maaş alacaklarının kendilerine ödenmediklerini belirtip özlük haklarının ve maaş alacaklarının eksiksiz bir şekilde kendilerine ödenmesini talep etmektedir. TMSF döneminde ise işçilerin toplu işçi sözleşmesinden kaynaklanan ek menfaatleri ödenmemiş olup, önemli bir alacak kalemini de bunlar oluşturmaktadır. Sendikamız adına tespit formunu dolduran işçilerin özlük hakları, ücretsiz izin problemi ve maaş sorunları 2022 Aralık ayı itibarıyla gerçekleşen devirden sonra gündeme gelmiştir. Beyan formunu dolduran işçilerin hemen hemen hepsi 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılını kapsayan sürede maaş ödenmemesi, işçilik alacaklarını tahsil edememe gibi problemlerin arttığı gözlemlenmiştir. 2023 yılı Cumhurbaşkanlığı Seçimi 2. tur öncesi bir kısım işçilerin tazminatlarının ödendiği bilinmektedir. Son durumda 2026 yılının Mart ayında sendikamıza ulaşıp üye olan ve hak arama süreçlerine öncülük eden 6 üyemiz 04 SGK koduyla haksızca işten çıkarılmıştır ancak çıkış kodunun dahi gereği olan tazminatları ödenmemiştir. Bu bilgiler tarafımıza ulaştırılan formlardan derlenmiş olup en az bu kadar sayıda işçinin daha hakkını alamadığı, dava açıp kazanmış olanlar dahil kimsenin alacaklarını tahsil edemediği bilinmektedir.
Taleplerimiz
Yıldızlar SSS Holding, kurulduğu günden bu yana yoğun bir emek sömürüsü, ihale yoluyla kamu kaynaklarının gaspı, çevre katliamı gibi pratiklerle büyük bir servet biriktirmiştir. Ülkenin dört bir yanında on binlerce insanı yoksulluğa sürükleyen bu pratiğin son ve önemli bir örneği Doruk Madencilik’tir. Mağdur edilen 1200’den fazla işçinin hak arama mücadelesi bugün sendikamız Bağımsız Maden-İş öncülüğünde büyümektedir.
Doruk Madencilik’teki alacak ve sorunların tespiti, sendikamız tarafından düzenlenmeye devam etmektedir. Yıllara yayılan ve binlerce işçi ailesini ilgilendiren bu mücadelede;
Yorumlar (0)