Halepçe Bir Daha Asla !

Saldırıda kullanılan maddeler insan beyninin kabul edemeyeceği kadar acımasızdı: tabun, sarin ve VX gibi sinir gazlarının yanı sıra hardal gazı ve büyük ihtimalle aflatoksin türü toksinler de devreye sokulmuştu. Bu olay, Saddam Hüseyin’in Kuzey Irak’taki Kürt nüfusunu kökünden kazımayı amaçlayan Enfal Harekâtı’nın en kanlı bölümünü oluşturuyordu. Henüz 1987 Nisan’ında 24 Kürt köyü aynı kimyasal silahlarla vurulmuştu. Halepçe’deki gaz bombardımanının hemen ardından Irak kara birlikleri kente girip kalan yapıları buldozerlerle yıktı, mahalleleri ateşe verdi ve şehri adeta haritadan silmeye yemin etti.

 Halepçe Bir Daha Asla !

  Acıyı Bal Eylemenin Adı Halepçe 

Halepçe, Kürtçe ismiyle olarak bilinen kent, Irak Kürdistan’ın en anlamlı yerleşimlerinden biri konumunda bulunur. Bağdat’tan yaklaşık 240 mil uzaklıkta, İran sınırının hemen yanı başında yer alan bu tarihi şehir, İran-Irak Savaşı yıllarında Irak ordusunun kimyasal silahlarla gerçekleştirdiği hava akınlarına hedef oldu ve ardından yerle yeksan edildi. 2012’nin ilk aylarında nüfusu yaklaşık 95 bin 175 olarak kayıtlara geçmişti; ne var ki o dehşet verici olayın yaraları hâlâ kapanmamıştır.

2013 yılında Irak Kürdistan bölgesi seyyahtım, esnasında ziyaret etiğim Kente katliamın izleri henüz silinmemişti. Kent  adeta yaşadığı katliamın Hüzün’ünü ziyaretçilerine taşıyabilen canlı bir varlık gibiydi. İnşat sahasını andıran kentin orta yerine, toplumsal hafızada kalıcı olarak yer etmesi amacıyla, katliamı anıtlaştıran etkileyici bir yontu yapılmıştı. Ayrıca eskisine yaklaşık 30 km uzaklıkta “Yeni Halepçe”   adında yeni bir kent imar edilmekteydi .

Halepçe Katliamı, 16 Mart 1988 tarihinde meydana gelen ve insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birini oluşturan acımasız bir vahşettir. Kürt Peşmerge birlikleri, savaşın nihai aşamasında kenti Irak güçlerinden kurtarmıştı. Bu gelişmeye karşı Irak ordusu, iki gün boyunca topçu mermileri ve hava saldırılarını aralıksız sürdürdü. 16 Mart sabahı ise Irak jetleri alçaktan dalış yaparak kentin üzerine ölüm saçan gaz silindirlerini bıraktı. Bu, sıradan bir askeri operasyon değildi; masum sivilleri yok etmeyi hedefleyen, kimyasal bir imha harekâtıydı. İlk saatlerde en az 5 bin kişi can verdi. Sokaklar, evler ve bahçeler bir anda cesetlerle doldu. Yaklaşık 7 bin kişi de ağır biçimde yaralandı veya hayatlarının sonuna dek sürecek akciğer rahatsızlıkları, görme kaybı, kanser ve sinir hasarlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Ölenlerin ezici çoğunluğu Kürt sivillerdi: anneler, çocuklar, dedeler ve hiçbir silahlı çatışmaya karışmamış sivil insanlar.

Saldırıda kullanılan maddeler insan beyninin kabul edemeyeceği kadar acımasızdı: tabun, sarin ve VX gibi sinir gazlarının yanı sıra hardal gazı ve büyük ihtimalle aflatoksin türü toksinler de devreye sokulmuştu. Bu olay, Saddam Hüseyin’in Kuzey Irak’taki Kürt nüfusunu kökünden kazımayı amaçlayan Enfal Harekâtı’nın en kanlı bölümünü oluşturuyordu. Henüz 1987 Nisan’ında 24 Kürt köyü aynı kimyasal silahlarla vurulmuştu. Halepçe’deki gaz bombardımanının hemen ardından Irak kara birlikleri kente girip kalan yapıları buldozerlerle yıktı, mahalleleri ateşe verdi ve şehri adeta haritadan silmeye yemin etti.

Saddam diktatörlüğünün 2003’te yıkılmasından sonra adalet süreci nihayet başladı. Mart 2010’da Irak Yüksek Ceza Mahkemesi, Halepçe’deki katliamı resmî olarak “soykırım” kabul etti. Bu hüküm, Irak yargı tarihinde bir ilki temsil ediyordu. Katliamın ana sorumlusu, Saddam’ın kuzeni ve Savunma Bakanı Ali Hasan el-Mecid’di. “Kimyasal Ali” diye anılan Mecid, Halepçe ve benzeri bölgelerde işlediği insanlığa karşı suçlar nedeniyle idam cezasına çarptırıldı ve aynı yıl infaz edildi.

Günümüzde Halepçe artık yalnızca bir şehir olmaktan öte, direnç ve hafıza abidesi haline gelmiştir. Kent yavaş yavaş ayağa kalktı, nüfusu arttı ve Irak Kürdistan Bölgesi’nin özerk çatısı altında gelişimini sürdürüyor. Fakat içme sularında hâlâ zehirli kalıntılar tespit ediliyor, yeni doğan bebeklerde sağlık sorunları sıkça görülüyor ve birçok aile hâlâ kayıp sevdiklerinin yasını tutuyor. Her 16 Mart’ta düzenlenen anma etkinlikleri, hem Kürt halkının çektiği acıyı hem de küresel vicdanın kimyasal silahlara karşı duyarlılığını diri tutuyor. Halepçe Katliamı, tarihin tozlu sayfalarından ibaret değil; “bir daha asla” diye yükselen evrensel bir çığlıktır. Bu trajedi, insanlığın en karanlık yönünü gözler önüne sererken, Kürt milletinin özgürlük uğruna ödediği bedelin ne denli ağır olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış

İlginizi Çekebilir