İzmir’de Emeklilerin Sessiz Çığlığı

Bir zamanlar fabrikalarda, bürolarda, tarlalarda, okullarda çalışarak bu ülkenin kalkınmasına katkı sunan emekliler, bugün insanca yaşayabilmek için meydanlarda nöbet tutuyor. “Bir ömür çalışıp emek verdiğimiz bu memlekette, bugün insanca yaşayabilmenin mücadelesini veriyoruz” diyorlar. Gerçekten de öyle. Emeklilik maaşları enflasyon karşısında erirken, mutfak masrafları, kira artışları ve temel ihtiyaçlar her geçen gün daha da ağır bir yük haline geliyor. Resmi istatistiklerin sofradaki yangını, ev sahiplerinin kapıya astığı tahliye kağıtlarını görmezden geldiği bir dönemde, emekliler sessiz ama kararlı bir şekilde seslerini duyurmaya çalışıyor.

   İzmir’de  Emeklilerin Sessiz Çığlığı

 

Emeklilerin Onurlu Yaşam Mücadelesi

 

İzmir’in Karşıyaka İskelesi karşısında, denizin serin esintisine karışan bir sessizlik yükseliyor. Bu sessizlik, bir ömür boyu alın teri dökmüş emeklilerin feryadı. İzmir Emekliler Platformu’nun başlattığı “Sessiz Çığlık” eylemi, 24 Haziran’da başladı ve bugün 8’nci gününe ulaştı. Amacı ise çok net: Açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veren, geçim sıkıntısıyla boğuşan emeklilerin ekonomik sorunlarına dikkat çekmek.

Bir zamanlar fabrikalarda, bürolarda, tarlalarda, okullarda çalışarak bu ülkenin kalkınmasına katkı sunan emekliler, bugün insanca yaşayabilmek için meydanlarda nöbet tutuyor. “Bir ömür çalışıp emek verdiğimiz bu memlekette, bugün insanca yaşayabilmenin mücadelesini veriyoruz” diyorlar. Gerçekten de öyle. Emeklilik maaşları enflasyon karşısında erirken, mutfak masrafları, kira artışları ve temel ihtiyaçlar her geçen gün daha da ağır bir yük haline geliyor. Resmi istatistiklerin sofradaki yangını, ev sahiplerinin kapıya astığı tahliye kağıtlarını görmezden geldiği bir dönemde, emekliler sessiz ama kararlı bir şekilde seslerini duyurmaya çalışıyor.

Eylemin en çarpıcı yanı, sadece emeklilerin değil, gençlerin de bu mücadeleye sahip çıkması. Platform üyeleri, “En büyük motivasyonumuz ise gençlerin bu haklı mücadelemize omuz vermesi oldu” diyerek duygularını açıkça dile getiriyor. Devasa pankartın önünde durup fotoğraf çeken, sosyal medya hesaplarında “Sessiz Çığlığımızı” paylaşan gençler, dayanışmanın gücünü bir kez daha gösteriyor. Bu destek, eylemin sadece bugünün değil, geleceğin de meselesi olduğunu hatırlatıyor. Çünkü bugün emeklilerin yaşadığı yoksulluk, yarın gençlerin de kapısını çalacak bir tehlike. Birlikte daha güçlüyüz vurgusu, tam da bu noktada anlam kazanıyor.

Bugün eylem alanında yine aynı slogan yankılandı: “TÜİK Şaşırma, Sabrımızı Taşırma!” Resmi rakamların mutfaktaki yangını ve ev kiralarındaki fahiş artışı yok saymasına tepki gösteren emekliler, gerçek yaşam koşullarının görmezden gelinmesine karşı çıkıyor. “Rakamlara değil, bizlerin gerçek yaşam koşullarına bakın” mesajı veriyorlar. Bir emeklinin pazarda et, sebze, meyve fiyatlarına baktığında hissettiği çaresizlik, TÜİK tablolarında yer almıyor. Oysa emekliler bu tabloların içinde değil, tam ortasında yaşıyor.

Eylemciler, “Gerçekler gizlenemez, sesimiz duyulana dek vazgeçmiyoruz. Haklıyız, buradayız!” diyerek kararlılıklarını ortaya koyuyor. Bu sessiz çığlık, aslında çok gür bir ses. Karşıyaka’nın kalabalık iskelesinde, her yaştan insanın dikkatini çekiyor, sohbetlere konu oluyor, vicdanları sızlatıyor. Bir yandan denize karşı duruşlarıyla dingin bir görüntü çizerken, diğer yandan yılların birikmiş öfkesi ve umudu pankartlarında, gözlerinde okunuyor.

Emekliler Platformu’nun bu eylemi, Türkiye’nin dört bir yanında benzer sıkıntılar yaşayan milyonlarca emekliye de ses oluyor. Emeklilik sistemi, enflasyon, konut krizi ve sağlık harcamaları gibi yapısal sorunlar bir bütün olarak ele alınmadan, sadece yüzeysel çözümlerle yetinildiği sürece bu çığlıklar devam edecek. Gençlerin gösterdiği dayanışma ise umut verici bir işaret. Çünkü toplumsal adalet, kuşaklar arası köprüler kurulmadan sağlanamaz.

Karşıyaka İskelesi’ndeki Sessiz Çığlık, 8’nci gününde de sürüyor. Bu eylem, sadece bir protesto değil; aynı zamanda onurlu bir yaşam talebidir. Emekliler, “Biz buradayız” derken aslında bütün topluma şunu hatırlatıyor: “Bugün bizim sıramız, yarın sizlerin olabilir.” Sesleri duyulana, talepleri karşılanana kadar bu çığlık susmayacak.

Bu mücadele, sadece emeklilerin mücadelesi değildir. İnsanca yaşam hakkının, adaletin ve geleceğe dair umudun mücadelesidir.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış