Kuzey- Doğu Suriye’de Yeni Eğitim Yılında Kürtçe Boykotu

Bu direniş, yalnızca Kobanê’nin, Qamişlo’nun ya da Hasekê’nin meselesi değildir. Anadilinde eğitim hakkını savunan herkesin, her toplumun meselesidir. Çünkü bir dilin “yeterli” görülüp sınırlandırılması, o dili konuşan insanları da “yeterli” görmemenin, onları ikinci sınıf yurttaş konumuna itmenin ifadesidir.

Kuzey- Doğu Suriye’de Yeni Eğitim Yılında Kürtçe  Boykotu

 Okullarda Haftada Üç Saat Kürtçe Dersi Değil, Anadile Eğitim Hakkı

 Kuzey-Doğu Suriye’de (Rojava) , yeni eğitim yılının ilk günlerinde okulların önünde toplanan çocukların sessiz ama kararlı direnişi, bir müfredat tartışmasının çok ötesine geçti. Kobanê’de, Qamişlo’da, Çilaxa’da ve Hasekê’nin farklı mahallelerinde öğrenciler derslere girmeyi reddetti. Ellerinde pankartlar, yüzlerinde kararlı bir ifade vardı. “Anadilimizde eğitim hakkımız gasp edilemez” sloganı, sokaklarda yankılanırken, bu eylemler yalnızca bir boykot değil, bir halkın kendi varoluşuna sahip çıkma iradesinin somut ifadesi haline geldi.14 yıldır gördükleri Kürtçe eğitimin bir genelgeyle ortadan kaldırılamayacağının kolektif ifadesidir.

  Suriye Eğitim Bakanlığı’nın Kürtçeyi haftada yalnızca üç ders saatiyle sınırlayan düzenlemesi, yıllardır kendi dilinde eğitim gören bir kuşağı bir anda yabancılaştırmaya kalkıştı. Bu karar, salt teknik bir düzenleme gibi sunulsa da, aslında kimliğin, hafızanın ve geleceğin üzerinde kurulan sistematik bir baskı aracıdır. Çocuklar Arapçanın öğretilmesine karşı çıkmıyor. Aileler de çıkmıyor. Onların tek ve net talebi, yıllarca Kürtçe eğitim almış çocukların eğitim yolculuğunu yarıda bırakmamak, anadillerini “seçmeli bir süs” ya da “ikinci sınıf bir ders” haline getirmemektir. Kürtçe, onların düşünme dili, hayal kurma dili, kendini ifade etme ve dünyayı anlama dilidir. Bunu üç saate hapsetmek, bir halkın zihinsel varlığını, kültürel sürekliliğini ve geleceğini kısıtlamaktır.

 Protestolar hızla yayıldı ve derinleşti. Öğrencilerin boykotu, kısa sürede öğretmenlerin, üniversite gençliğinin, ailelerin ve sivil yapıların yürüyüşleriyle birleşti. Farklı kentlerde yapılan açıklamalar ve eylemler, meselenin artık yalnızca bir ders programı tartışması olmadığını açıkça ortaya koydu. Bu, anadil hakkı, kimlik hakkı ve eğitim hakkı mücadelesidir. Çünkü dil, bir halkın varoluşunun en temel taşıdır. Anadilinde eğitim görme hakkı gasp edildiğinde, o halkın geleceği de gasp edilmiş olur. Kuzey Suriye’de Kürtlerin yıllardır inşa ettiği eğitim sistemi, savaşın, yıkımın ve belirsizliğin ortasında bile çocuklara kendi dillerinde umut, güven ve aidiyet sunmuştu. Şimdi o umudu üç ders saatine indirgemek, geçmişin emeğini, öğretmenlerin fedakârlığını ve çocukların en temel hakkını yok saymaktır.

Kuzey- Doğu Suriye’de Yeni Eğitim Yılında Kürtçe  Boykotu

Anadil Eşit Yurttaşlığın Önkoşuludur

Bu direniş, yalnızca Kobanê’nin, Qamişlo’nun ya da Hasekê’nin meselesi değildir. Anadilinde eğitim hakkını savunan herkesin, her toplumun meselesidir. Çünkü bir dilin “yeterli” görülüp sınırlandırılması, o dili konuşan insanları da “yeterli” görmemenin, onları ikinci sınıf yurttaş konumuna itmenin ifadesidir. Çocuklar okulların önünde dururken aslında şunu haykırıyorlar: Biz buradayız, dilimiz buradadır ve eğitim hakkımız hiçbir makamın, hiçbir genelgenin pazarlık konusu edilemez. Onların sessiz duruşu, en güçlü sözlerden daha etkili bir mesaj taşımaktadır.

Sivil toplumun, öğretmenlerin, üniversite öğrencilerinin ve ailelerin sesini birleştirmesi, bu mücadelenin ne kadar köklü ve yaygın olduğunu göstermektedir. Artık mesele bir bakanlık genelgesinin ötesine geçmiş, bir halkın kendi varlığını, kültürel mirasını ve geleceğini savunduğu bir hak mücadelesine dönüşmüştür. Kürtçenin temel eğitim dili olarak kabul edilmesi talebi, salt bir ders saati talebi değildir; eşit yurttaşlık, kültürel varoluş, onurlu bir gelecek ve çocukların zihinsel gelişim hakkı talebidir. Bilimsel çalışmalar da defalarca göstermiştir ki, çocuklar anadillerinde eğitim aldıklarında hem akademik başarıları artmakta hem de özgüvenleri ve kimlik bilinçleri güçlenmektedir. Bu gerçeği yok saymak, yalnızca siyasi bir tercih değil, eğitim bilimine de aykırı bir yaklaşımdır.Kuzey- Doğu Suriye’de Yeni Eğitim Yılında Kürtçe  Boykotu

 

Anadile Eğitim Haktır, Pazarlık Konusu Edilemez

Bugün okulların önünde duran çocuklar, yarının toplumunu şekillendireceklerdir. Onların anadillerinde eğitim görme hakkını korumak, yalnızca bugünü değil, yarını da korumaktır. Bu boykot ve protestolar, sessiz bir kabulün, boyun eğmenin yerine kararlı bir “hayır”ı koymaktadır. Ve bu “hayır”, haklı, meşru ve tarihsel bir “hayır”dır. Anadil hakkı, hiçbir makamın, hiçbir genelgenin elinden alabileceği bir lütuf değil, vazgeçilmez, doğuştan gelen bir haktır. Kuzey-doğu Suriye’de yükselen bu ses, yalnızca Kürtlerin değil, tüm ezilen dillerin ve halkların ortak sesidir. Bu ses susturulamaz; çünkü o ses, bir halkın var olma iradesinin ta kendisidir.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış