Zübükler ve Düzen

Siyasette parti değiştirmek elbette mümkündür. İnsan düşüncesini değiştirebilir, yanlış yaptığını düşünüp başka bir siyasi çizgiye yönelebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ama seçmenin oyuyla kazanılmış bir siyasi konumun, siyasi dengelere göre bir başka adrese taşınması başka bir meseledir. Üsküdar’da CHP’den seçilip AKP’ye geçen Üsküdar Belediyesi meclis üyelerinin bu tercihini “daha fazla hizmet” gerekçesiyle açıklamaları hiç inandırıcı olmadığı gibi ister istemez bazı soruları da gündeme getiriyor.

Zübükler ve Düzen

Zübükler ve Düzen

Siyasette parti değiştirmek elbette mümkündür. İnsan düşüncesini değiştirebilir, yanlış yaptığını düşünüp başka bir siyasi çizgiye yönelebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ama seçmenin oyuyla kazanılmış bir siyasi konumun, siyasi dengelere göre bir başka adrese taşınması başka bir meseledir.

Üsküdar’da CHP’den seçilip AKP’ye geçen Üsküdar Belediyesi meclis üyelerinin bu tercihini “daha fazla hizmet” gerekçesiyle açıklamaları  hiç inandırıcı olmadığı gibi ister istemez bazı soruları da gündeme getiriyor.

Dün hangi düşünceyle seçmenin karşısına çıktınız? Bugün o düşünceden sizi vazgeçiren ne oldu? Eğer mesele yalnızca daha iyi hizmet etmekse, ilkeler neden ilk engelde, ilk zora düştüğünüz anda terk ediliyor?

Bu yazının kişisel bir hesaplaşmayla ilgisi yok. Mesele, bu  insanların  bugün yaptıkları tercihin, kapitalist siyaset kültürünün çok tanıdık bir yüzünü yeniden göstermesidir.

Aziz Nesin’in Zübük’ü işte tam burada anlam kazanıyor.

Zübük yalnızca kişisel bir karakter bozukluğu değildir. Bir düzenin ürettiği siyasal insan tipidir. Özel mülkiyetin, rekabetin, kişisel çıkarın ve güç ilişkilerinin egemen olduğu kapitalist toplumda siyasetin de bu ilişkilerden bütünüyle bağımsız kalması beklenemez. Güç neredeyse oraya yaklaşmak, çıkar neredeyse orada konumlanmak, ilkeleri ise koşullara göre yeniden yorumlamak böyle bir düzenin olağan sonuçlarından biridir.

Bu nedenle bu insanları  yalnızca “dönek” diye suçlamak kolaydır; fakat Marksist bakış bize daha derin bir soru sordurur:

Zübükleri yalnızca Zübükler mi yaratır, yoksa onları yetiştiren bir düzen de var mıdır?

Elbette bireyin sorumluluğu vardır. Ancak kişisel davranışların toplumsal köklerini görmeden yapılan eleştiri eksik kalır.

Sosyalist ahlakın kapitalist ahlaktan ayrıldığı yer de burasıdır. Sosyalist insan için siyaset bir mevki edinme ve kişisel yükselme aracı değil, toplumsal ve sosyal kurtuluş mücadelesidir. İlke makamdan, dayanışma çıkardan, emek insanın kişisel ikbalinden üstündür.

Sosyalist ahlak, “Güç kimdeyse onun yanında ol” demez.

“Haklı olanın yanında dur; gerekiyorsa bedel öde” der.

Kapitalizm Zübükleri yeniden yeniden üretir.

Bizim meselemiz ise yalnızca zübükleri teşhir etmek değil, Zübüklüğü üreten düzeni değiştirmektir.

Çünkü rozet değişebilir, parti değişebilir, koltuk değişebilir.

Ama insanın siyasi itibarı, hangi koşulda neyin ve kimin yanında durduğuyla ölçülür:

Burjuvazinin mi, emekçilerin  mi? Sömürenlerin  mi, sömürülenlerin mi  ? 

 

Haber erol ercan

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış