Maden İşçisi Köleliğe Hayır Diyor

Bu direnişin en önemli yanı, örgütlü bir mücadele olmasıdır. Genel Maden-İş üyesi işçiler, bireysel şikayetlerin çözüm getirmeyeceğini, ancak birleşik ve kararlı bir duruşla hakların kazanılabileceğini gösteriyor. Tarih, bunun sayısız örneğiyle doludur. Maden işçilerinin grevleri, direnişleri, canları pahasına verdikleri mücadeleler, hem sektördeki standartları yükseltmiş hem de tüm emekçi sınıfa ilham olmuştur. Bugün Egetaş’ta direnen işçiler de aynı gelenekten geliyor. Onların talepleri son derece meşru ve nettir: Alacaklar ödensin, insan gibi çalışabilsinler, can güvenlikleri sağlansın.

Maden İşçisi Köleliğe Hayır Diyor

Egetaş Maden İşçilerinin Direnişte

Gidiyorum, geliyorum, çıkıyorum, iniyorum

Her şey ne için? Hiçbir şey benim için değil

Ben madenciyim, madene giderim,

ölüme giderim, ben madenciyim

Açıyorum, çıkarıyorum, terliyorum, kanıyorum

Her şey patron için, hiçbir şey acıya değil

Ben madenciyim, madene giderim,

ölüme giderim, ben madenciyim

Bak, duy, düşün, bağır

Hiçbir şey daha kötü olmaz, her şey daha iyi olur

Ben madenciyim, madene giderim,

ölüme giderim, ben madenciyim

Ben insanım

      Victıra Jara

 Kölelikten Özgürlüğe Çağrı

Şanlıurfa’nın maden ocaklarında, insan onurunun ayaklar altına alındığı bir gerçeklik bir kez daha gün yüzüne çıktı. Egetaş maden işçileri, 2025 yılından kalan ödenmemiş ücretleri, insanlık dışı çalışma koşullarını, sistematik baskı ve mobbingi protesto etmek için 9 gündür direniyor. Genel Maden-İş Sendikası üyesi bu işçiler, sadece alacaklarını istemekle kalmıyor; aynı zamanda madencilik sektöründe hüküm süren vahşi sömürü düzenine karşı seslerini yükseltiyor. Onların mücadelesi, yalnızca bir ücret meselesi değil; insanlık onurunun mücadelesidir.

İşçiler, geriye dönük tüm alacaklarının eksiksiz ödenmesini, insanca çalışma koşullarının sağlanmasını ve işçi sağlığı ile iş güvenliği önlemlerinin derhal hayata geçirilmesini talep ediyor. Maden ocaklarında yaşananlar, kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır. Uzun çalışma saatleri, yetersiz güvenlik ekipmanları, havalandırma sistemlerinin eksikliği, sürekli baskı ve psikolojik şiddet… İşçiler, köleler gibi çalıştırılıyor; gün boyu yerin derinliklerinde, tozun, gazın ve her an çökme riskinin arasında hayatlarını ortaya koyuyorlar. Buna rağmen hak ettikleri ücretleri zamanında alamıyor, hatta geçmiş aylara ait alacakları birikiyor. Bu, basit bir idari aksaklık değil; sistematik bir sömürü politikasıdır.

Madencilik sektörü, Türkiye’de uzun yıllardır “vahşi kapitalizm”in en çıplak haliyle yaşandığı alanlardan biri. Sadece doğa talan edilmiyor; ormanlar, su kaynakları, tarım alanları yok edilirken, aynı anda madende çalışan işçiler de insanlıktan uzak koşullara mahkum ediliyor. Patronlar için kâr hırsı her şeyin önünde gelirken, işçiler adeta “harcanabilir” görülüyor. Bir kaza olduğunda “kader” deniliyor, önlemler alınmıyor. Hastalıklar kronikleşiyor, sesler duyulmuyor. Egetaş’ta yaşananlar, bu genel tablonun acı bir yansımasıdır. İşçiler, artık susmayacaklarını, kölelik düzenine boyun eğmeyeceklerini haykırıyor.

Bu direnişin en önemli yanı, örgütlü bir mücadele olmasıdır. Genel Maden-İş üyesi işçiler, bireysel şikayetlerin çözüm getirmeyeceğini, ancak birleşik ve kararlı bir duruşla hakların kazanılabileceğini gösteriyor. Tarih, bunun sayısız örneğiyle doludur. Maden işçilerinin grevleri, direnişleri, canları pahasına verdikleri mücadeleler, hem sektördeki standartları yükseltmiş hem de tüm emekçi sınıfa ilham olmuştur. Bugün Egetaş’ta direnen işçiler de aynı gelenekten geliyor. Onların talepleri son derece meşru ve nettir: Alacaklar ödensin, insan gibi çalışabilsinler, can güvenlikleri sağlansın.

 Dayanışma İle Kurtulur İnsanlık

Ancak bu mücadele yalnız bırakılmamalıdır. Sendikalar, emek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve duyarlı kamuoyu, Egetaş işçilerinin yanında durmalıdır. Çünkü maden işçilerinin kazandığı her hak, tüm sektördeki işçilere yansır. İş güvenliği önlemleri yaygınlaşırsa, daha az iş cinayeti yaşanır. Ücret alacakları zamanında ödenirse, sömürü zinciri zayıflar. İnsanca çalışma koşulları standart hale gelirse, “kölelik” düzeni geriler.

Egetaş maden işçileri 9 gündür direniyor. Bu direniş, sadece kendi gelecekleri için değil, yerin binlerce metre altında alın teri döken tüm madenciler için bir umut ışığıdır. Talepleri kabul edilene, onurlarına yaraşır koşullar sağlanana kadar direnişleri devam etmelidir. Çünkü tek çıkış yolu örgütlü mücadeledir.

Emekçilerin birliği, sömürü düzenini yenecektir. Egetaş direnişi yaşasın!

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış