Müesses nizam tabii ki, yüz yıllık temel sütunlarından biri olan kurucu partinin radikal bir değişim geçirmesine tahammül göstermeyecekti. İktidarlarda konjonktürün gerekli kıldığı, temel özelliği devletin kırmızı çizgilerine sadakat olan partiler gelip geçerken yüzyıllık rejim bir emniyet sübabı olarak, ‘bir yedek lastik’ olarak muhalefette de olsa CHP’ye ihtiyaç duyuyordu. Zaten kurucu parti olarak devletin temel özelliklerini CHP oluşturmamış mıydı, yüz yıl önce? Bir çeşit gözetmen olarak, mihenk taşı olarak maddenin katılaşmış haliyle orta yerde ‘edebiyle’ var olmalıydı. Nitekim öyle de oldu. Farklı farklı dönemlerde müdahaleleriyle ya da müdahalesiz kalarak kurulu nizamın ayakta kalmasına ve devamına vesile oldu. 1960 yılında kendisinin can siperane desteği ile mevcut iktidar, askeri darbe ile alaşağı edildi, 3 bakan idam edildi. Örneğin 28 şubat sürecinin yandaşlarıyla birlikte mimarı olarak kendince devleti ve rejimi korumak için tam da orada(!) değil miydi, esas olarak o dönem başarısız olsa da.
Gerçi zaman zaman ‘çizgiden’ sapma eğilimine girmedi de değil. Örneğin Ak günler dönemi Ecevit CHP’si böyle bir ‘çizgi dışılık’ eğilimi gösterince çeşitli müdahalelerle bir şekilde fabrika ayarlarına döndürüldü.
Rejimin/nizamın yeni sahipleri, bugünkü iktidar/devlet, CHP’nin yaşadığı çizgi dışına çıkma eğilimini, radikalleşme çabalarını başlangıçta kuşku ile izlemekle yetinirken vakit geçirmeden vaziyet aldı, elindeki bütün araçları(hukuk-kolluk, chp’nin eski sahiplerini..) seferber ederek gidişi sabote etmek için kolları sıvadı. CHP içerisinde iktidara gelen yeni eğilim bir yandan ‘değişim’ talep ediyor, diğer yandan devletin bugünkü sahiplerinin iktidarını tehdit ediyordu. Daha da önemlisi yeni CHP yönetimi sokağı, meydanları keşfetmişti, kitleleri umursuyor, onların gücünü harekete geçirmeye yöneliyordu. En büyük günahı da buydu, yenilenmeye çalışan CHP’nin. Her şeye bir ölçüde katlanılabilirdi de bu ‘kitleler duyarlılığı’na zinhar! Ve tabii ki bütün tuşlara basıldı. Geleneksel CHP güçleri ve yargı da koçbaşı olarak kullanılarak soluksuz bir şekilde, zamana da yayarak baskı ve faşizan yöntemlerle su sındırmaz bir yıldırma operasyonu uygulamaya kondu. 120 vekil, %20 oy oranı bir rejim hamisi olarak neyine yetmiyordu, chp’nin. Hele hele sokak, meydan, miting, eylem..vb. senin neyineydi ey CeHaPe zihniyeti. Nitekim aylara yayılan çok yönlü hukuk dışı girişimler neticesinde maksat hasıl oldu. CHP’nin yeni sapkın yönetimi(!) chp iktidarından bir darbeyle alaşağı edildi.
CHP’nin yönetiminde olmak hiç de önemli değil demeyiniz, hakeza Ö. Özel ve ekibinin kararlılıklarından da dem vurmakla yetinmeyiniz. Son darbeyle birçok olanaktan mahrum kalmışlardır. Onlar için süreç çok daha zordur. Gerçi kararlılıklarından, benimsedikleri yenilenme yolundan vazgeçeceklerine dair hiçbir emare yoktur. Ama çok açıktır ki, artık daha kısıtlı imkanlarla yol yürümek zorundadırlar. CHP tüzel kişiliğinin desteği ile hayatını sürdüren tek kanal olarak HalkTv’nin daha ne kadar Özel ve ekibinin arkasında durabileceği şüphelidir, öteden beridir yoğun baskılara maruz kalan bir kanal olarak. Tereddütler içindeki kimi paydaşlarının sürgit devam edeceği çok belli olan baskılara daha ne kadar dayanabileceği belli değildir.
Çıkış Yolu
Bütün bu muhtemel zorluklara rağmen çıkış yolu yok mudur, tabii ki vardır. Emeklilerle, sendikasızlığa mahkum edilen, grevleri yasaklanan işçilerle, hayatları her geçen gün daha da zorlaşan kır emekçileriyle, geleceksizliğe mahkum edilen, üniversiteleri bir gecede kapanıp ertesi gün açılan gençlerle, cinskırıma maruz kalan kadınlarla, vahşi koşullarda çalışan moto kuryelerle, mesem projeleriyle sermayeye peşkeş çekilen çocuklarla, hapislere tıkılmış ya da tehdit altında yaşayan gazeteci ve aydınlarla birleşmek için yola çıkmakla. Tabii ki demokratik kitle örgütleriyle sendikalar ve odalarla. Bu amaçla kravatları, ceketleri çıkararak, çarıkları ayaklara geçirerek. Demokratik yelpazenin bütün kesimleriyle bütün toplum kesimleriyle birleşme hedefiyle yola çıkarak. Zaten yedikleri darbeden sonra yanlarında her zaman ki gibi kararlılıkla seferber olarak dayanışma gösteren ülkenin her renkten demokrasi güçleri ve sosyalistler olmamış mıdır? Bugün de öyle değil midir?
Halk nezdinde dünden daha fazla bir sevgi ve sempati halesiyle kuşatılmış durumdadır, darbeyle CHP yönetiminde uzaklaştırılan Özel ve ekibi. Bu durum ve haklılıkları büyük bir motivasyon kaynağıdır, onlar için yani demokratik haklar için mücadele edenler için.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Yorumlar (0)