Şu Asfalt Meselesi...

Datça’nın korunmasına, mevcut halini kaybetmemesine “takık olduğundan şikayet edilen çevreci”ler, sadece yol kenarındaki ağaçların sökülmesine değil… meselenin başlangıcından itibaren, su rezervinin üstüne asfalt fabrikasının kondurulmasından başlayarak, yolların sıcak asfaltla kaplanmasına da, ağaçların, börtü böceğin, toprağın-suyun-havanın, tüm doğal yaşam alanlarının asfaltla zehirlenmesine de karşılar... Hem resimdeki gibi bugün kesilmeyip "şimdilik korunsalar da", o yol kenarında bırakılan ağaçların yakın gelecekte asfalta gömüleceğinin de pekala farkındalar...

Şu Asfalt Meselesi...

Datça, doğal ve kültürel özellikleri nedeniyle gelecek kuşaklara saklayacağımız bir Özel Çevre Koruma Bölgesi ya:
şimdi şu yolu asfaltlasak da mı saklasak, asfaltlamasak da mı saklasak..

Asfaltın tüm canlı varlıklar, yaşam alanları için ölümcül olduğu ispatlanmış bir gerçektir
Asfaltın Türkiye’de kullanımı, bırakın yolları… kaldırımlar, parklar dahil maalesef hızla artarken :(; birçok Batı ülkesinde şehirler dahil, doğal ya da sosyal yaşam alanlarında kullanılması kısıtlanmaktadır.  Örneğin organik tarım alanlarında sertifika alabilmek için asfalt yollardan önemli mesafelerde uzak olmaları gereklidir. Şehirlerde bile çocuk parklarında, spor ve oyun alanlarında, okul ya da hastane yakınlarında asfalt kaplamaların kullanımı kısıtlanmaktadır. Su yollarında, yakınlarında uzun zamandır, asfalt kaplamalar kullanılmamaktadır. Zira asfalt içindeki birçok zararlı-ölümcül madde düşük sıcaklıklarda bile buharlaşır ve bu kanserojen maddeler, havaya, suya ve toprağa salınır. Asfalt gazlarının, canlılarda kansere neden olduğu kanıtlanmıştır. Benzen de dahil, asfalt buharı ve bileşenleri güçlü birer kanserojen maddedir ve ölümcüldür. Canlı yaşamdan uzak tutulması bir gerekliliktir, daha da ötesi bariz bir zorunluluktur (Asfaltın içerisinde uçucu organik ve parafinik bileşikler, karbon, karbon monoksit, sülfür, azot oksit, çeşitli yağlar, polinükleer aromatik hidrokarbon (PAH), hekzan, fenol, formaldehit, arsenik, kadmiyum, birçok kimyasal ve ağır metaller bulunur. Potansiyel kanserojen birçok madde içerdiği için asfaltın buharlaşarak havaya, yağmurla suya-toprağa karışınca canlı hayatın olumsuz etkilendiği artık bilinmektedir. Asfaltın yaşam alanlarına karışması, kuşlar-balıklar dahil, yaban hayatı ve tüm yaşam alanları dahil ekosistem için ciddi risk ve tehlikeler oluşturduğu ispatlanmış bir gerçektir).

Datça’da asfaltlama faaliyetleri
2-3 aydır, Datça’da sıcak asfalt serimi için bir hazırlık faaliyetidir gidiyor. Belediye yıllık 100bin ton kapasiteli bir asfalt fabrikası kurdurdu, Reşadiye’ye…  Hem de su kuyularının, su yataklarının hemen dibinde, her yıl 100bin ton asfalt üretilecek ve yollarına serilecek Datça’nın…

Fikir vermesi için 100bin ton sıcak asfalt, yaklaşık 5-6 santim kalınlıkta dökülse: 7-8 metre genişlikte 120-130 km yol eder… demek ki: bir yıllık kapasite ile neredeyse gidişli dönüşlü Datça’dan Marmaris’e asfalt bir yol döşemek mümkün… Varın siz hesap edin artık!

Belediyenin şimdilik duyurduğu kadarıyla

-Çevre Yolunda 7 km,
-Merkezdeki mahallelerde yaklaşık 15 km,
-Kazım Yılmaz Caddesi boyunca 4.5-5 km,
-Reşadiye-Mesudiye ayrımı ve kırsal bağlantılarda 8 ila 15km,
-Müzreki Sokak ve benzeri yan sokaklarda da 1 km’den kısa,
-Üstüne bir de 10 km de cabası…
Toplamda yaklaşık 53 km yola asfalt sereceği konuşuluyor...

Belediye tarafından "şimdilik" ("şimdilik" diyorum ama bir süre sonra taş kaplama yolların da asfaltla kaplanacağına bahse bile girebilirim) taş kaplama yollara dokunulmayacağı söyleniyor… 2-3 aydır hazırlıklar yapılıyor. Yolların asfaltlanmasından yüksek sesle yakınan, şikayetlerini belediyeye iletenler şimdilik azınlıkta; yolların ve kaldırımların asfaltlanması yönünde fikir belirtenlerin ise çoğunlukta olduğu görülüyor. Asfaltlama sayesinde arabalarının lastiklerinin artık kolay aşınmayacağı, rahat ve konforlu araba yolculuğu yapacakları ya da çamurlu kaldırımlarda yürümeyecekleri için olumlu mesaj iletenler de var... maalesef!!!

Mesele sadece yol kenarlarında kesilen/sökülen ağaçlar mı, sadece ve sadece
Sosyal Medyada çıkan paylaşımlara bakılırsa, asfalt serilmeden önce yağmur kanalı yapımı-hafriyat çalışmaları sırasında yol kenarlarındaki ağaçların kesilmesine tepki gösteren ve seslerini yükseltenler var. Belediyeye yol kenarında kaldırılan ağaçların hesabını soruyorlar. Sosyal Medyada “her şeye karşı çıkan çevreciler”e asfalt dökülecek yol kenarlarında ağaçların kesilmesine karşı çıkmıyorsunuz diyerek sıklıkla laf atanlara da rastlanıyor!? Bu arkadaşlarımızın (belirli bir kısmının) ağaçların sökülmesine ses çıkartıp, yolların asfaltlanmasını ise desteklediklerini de biliyoruz... maalesef!!!

Çevrecilere gelince, Datça bir ÖÇKB
Çevrecilerden kasıt: Bir-iki dernek ve platformda örgütlenmiş, Datça’da yaşam alanlarının talan edilmesine kendilerince karşı durmaya çalışan bir grup insan…  Seslerinin çok çıktığını söyleyenler var…  herşeye karşı çıkmaktan başka pek işe yaramadıklarını söyleyenler de var… Belki çok kalabalık değiller. Olsun, yine de sesleri çıkıyor.  Sadece kendi başlarına değil, mümkün mertebe başka başka bileşenlerle de birlikte olmaya, birlikte hareket etmeye çalışıyorlar. İşbirliğine açıklar… yani farklı baskı gruplarıyla, parti, dernek, platform, kent konseyi, belediye vb. kurumlarla çalışmaya kapalı değiller.  Farklılıklara çoğu zaman zenginlik diye bakmalarına rağmen, farklılıklar nedeniyle aralarında sert tartışmalar-çatışmalar da yaşayabiliyorlar. Birlikte hareket etmenin zorluğunu da yaşıyorlar.

Bu “çevreciler”in, Datça’nın korunması, gelecek kuşaklara miras kalması gereken doğal özellikleri nedeniyle Datça'nın tamamının bir Özel Çevre Koruma Bölgesi olmasını önemsediğini söylemek mümkün. Datça'da hemen her meseleye bu gözlükle bakıyorlar: Datça’nın doğal özelliklerinin korunması gerektiğini öne çıkartıyorlar. Kerteriz aldıkları temel bakış açıları: Datça’nın gelecek kuşaklara korunarak bırakılması, yapılaşmaması, değişmemesi, muhafaza edilmesi, doğal ve kültürel özellikleri ile saklanması…

Böyle bakınca Datça’nın korunmasına, mevcut halini kaybetmemesine “takık olduğundan şikayet edilen çevreci”ler, doğal olarak sadece yol kenarındaki ağaçların sökülmesine değil… meselenin başlangıcından itibaren, su rezervinin üstüne asfalt fabrikasının kondurulmasından başlayarak, yolların sıcak asfaltla kaplanmasına da, ağaçların, börtü böceğin, toprağın-suyun-havanın, tüm doğal yaşam alanlarının aslında asfaltla zehirlenmesine de karşılar... Hem resimdeki gibi bugün kesilmeyip de "şimdilik korunsalar da", o yol kenarında bırakılan ağaçların yakın gelecekte asfalta gömüleceğinin de pekala farkındalar... 

Asfaltın, toprağa, havaya, suya… tüm yaşam alanlarına vereceği zararın büyük olacağını öngörüyorlar ve asfaltın Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Datça’ya, Datça’nın geleceğine vereceği zararın çok yüksek olacağını alabildiğince yüksek sesle söylüyorlar. Bu şikayetlerini zaman zaman iş birliği yaptıkları belediye yetkililerine yüksek sesle de iletmekten çekinmiyorlar… Bir kere de değil çeşitli kereler, güzelim parke taşlarının üstünü asfaltla kaplayan İzmir’in Kibar soyadlı “Asfalt Osman”ına atıfta bulunarak hatırlatıyorlar... İzmir'in taş parkelerini asfaltla kapladıktan sonra, ilk yağmurda suyu tutmayan asfaltın nasıl sellere neden olduğunu da bir kez daha hatırlatıyorlar, unutanlara... "Asfalt Osman'ın hayırla anılmadığını anlatıyorlar...

Bir çok toplantıda-sohbette, yollarda araçlarının konforu için zehirlenmek istemediklerini… tersine kent içinde bile mümkünse trafiksiz alanların yaratıldığı, yavaş akan “Yavaş Şehir” özlemlerini belediye ile paylaştıklarına da birinci elden şahidim…

Yılda 100bin ton asfalt kapasitesinin Datça için hayli yüksek olduğunu da hatırlatalım bu arada... İlk yıl 50-60 kilometre yol asfaltlayanların sonraki yıllarda da bu taleplerini devam ettireceklerini de unutmamak lazım... Yollar bitince, okul bahçeleri... hatta spor ve oyun sahaları, hastane önleri... Arabamızın konforuna önem verirken, denizin dibine kadar her yeri asfaltlamak da mümkün,  bir karış toprak kalmamacasına... Aman ayağımıza (arabamızın lastiğine) çamur değmesin derken, değil mi!!

Bundan önceki birçok medeniyet masallarındaki gibi... bu asfaltlama faaliyetiyle de aslında yapılaşma baskısının giderek artacağını ve doğal güzellikleri dolayısıyla göz dolduran Datça’nın giderek doğal özelliklerini kaybetmiş, çirkinleşmiş, bir şehre dönüşeceğinin öngörülememesi sizi de korkutmuyor mu?

Yazar ibo.a.bo

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış