İnsanlığın Unutulmaz Yarası
Gözaltında kaybetme, insan haklarının en ağır ve sistematik ihlallerinden biridir. Bir insanı yalnızca bedeninden değil; adından, sesinden, izinden ve mezarından koparmaktır. Geride kalanlara bitmeyen bir bekleyiş, eksilmeyen bir acı ve her gün yeniden sorulan aynı soruyu bırakmaktır: “Nerede?”
Kayıplarımızın fotoğraflarına bakarken yalnızca geçmişi görmüyoruz. Cezasızlıkla büyütülen karanlığı, hakikatin üzerini örten sessizliği ve adaletin ertelenen yüzünü görüyoruz.
17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası
Her yıl 17-31 Mayıs tarihleri arasında dünyanın dört bir yanında “Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası” kapsamında eylemler düzenleniyor. Bu hafta, kayıpların akıbetinin sorulması, faillerin yargılanması ve hafızamızın korunması için önemli bir fırsat.
Türkiye’de de gözaltında kaybedilenlerin aileleri ve insan hakları savunucuları, tüm zorluklara rağmen bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor.
Neden Unutmamalıyız?
Gözaltında kaybetmeleri unutmak, devletin ya da adına hareket edenlerin insanları iz bırakmadan yok edebileceğini kabul etmek anlamına gelir. Bu, cezasızlığı meşrulaştırmaktır. Her kayıp, yalnızca bireysel bir trajedi değil; toplumun vicdanında açılmış kolektif bir yaradır.
Ailelerin mücadelesi, temelde adalet, hakikat ve onur mücadelesidir. Talepleri çok nettir: “Yakınlarımızı istiyoruz; ölü veya diri.” Aradan yıllar geçse de bu talep zayıflamaz, aksine kuşaktan kuşağa güçlenerek devam eder.
Kayıplarımızı unutmayacağız.
Hakikatten, adaletten ve hafızadan vazgeçmeyeceğiz.
Bu mücadele dün kaybedilenler için olduğu kadar, yarın kimsenin “Nerede?” sorusunu yüreği parçalanarak sormayacağı bir gelecek içindir. Her yükselen ses, her atılan adım ve her buluşma, cezasızlık kültürüne karşı atılmış güçlü bir adımdır.
Yorumlar (0)