Belediye Yerel Basına Festival Hazırlıklarını Anlattı

Belediye Basın Biriminden 7 Şubat'ta, yaklaşan Badem Çiçeği Festivalinin hazırlıklarını anlatmak, tanıtım desteği almak üzere Datça'da görev yapan basın-yayın dünyasına bir kahvaltı daveti gelmişti. Gördüğümüz ve işittiğimiz kadarıyla, Badem Çiçeği Festivali, planlanması, tasarlanması ve uygulamaları ile bir hayli özenli hazırlanmış... O coşkulu, "amatör" ruh kaybolmamış ama artık çok daha planlı, daha yaygın, daha dikkatli ve özenli, sanki biraz daha "profesyonelleşmiş" bir çalışma ruhu da yerleşmiş...

Belediye Yerel Basına Festival Hazırlıklarını Anlattı

Kahvaltının amacı başlıkta da ifade ettiğim gibi 13 Şubatta Datça'da başlayacak olan Badem Çiçeği Festivalini anlatmak, basının desteğini almak içindi...  Belediye Kültür Müdürü Özgür Mutlu, bu seneki hazırlık faaliyetlerini tane tane anlattı. Doğrusu Belediyenin (önceki festivallerle karşılaştırıldığında), hemen her sene bir öncekinden çok daha iyisini yaptığını teslim etmek gerekir.  Festivali büyüttükçe büyütmeyi başardılar. Sadece Festival  büyümedi, o amatör ruhundan da çok şey kaybetmediğini de teslim etmek gerekir. Nitekim Aytaç Beyin Badem Çiçeği Festivalinin ruhuna ilişkin aşağıdaki yazısı da benzer bir dürtü ile yazılmış:

Badem çiçeklerini açtıran nedir diye sorarsanız, aşktır deriz. Demophon'un badem ağacına dönüşmüş Phyllis'e sarıldığında dallarının çiçek açması gibi, Datça'da bulutların dağlara, toprağın denize, rüzgarların teknelerin beline sarılması gibi Datça'nın insanı da doğaya sarılır aşkla. Bu aşkın gücüne dayanamaz bademler, açıverir çiçeklerini. Çünkü önümüz bahardır, önümüz aydınlıktır, berekettir. Sabırsız çiçekleri selamlar dünyayı ve insanı emekten, güzellikten, kardeşlikten yana olan. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bir araya gelir insanlar, gönüllerde de açar badem çiçekleri. Balıkaşıran'dan Knidos'a kadar köyler şöyle bir silkinir, türküler söylenir, kol kola girilir, oyunlar oynanır. Yüz yaşında nineler doğrulur, maniler söyler toprağa, doğaya, bademe dair, çiftçi tarlasına adımını atar, kadınların yanakları pembeleşir, çocukların daha bir kanı kaynar. Yarımada şenlenir, bir curcuna başlar.
Bir çiçeğin açması nedir? Düşündünüz mü hiç? Umuttur her şeyden önce, geleceğin müjdecisidir. Uyanıştır; kışın uyuşukluğunu, ölü toprağını atmaktır üstümüzden. Berekettir; toprağın, güneşin, yağmurun cömertliğidir. Doğumdur; yaşamın enerjisini hissetmektir.
İnattır; her sene bıkmak bilmeden dirençle gözlerini açmaktır. Bir çiçeğe bakıp kötülük düşünebilir mi insan? Karalar bağlayabilir mi, kendini yılgın hissedebilir mi?
Şimdi biz de bir badem fidanı dikiyoruz bu kadim topraklara. Ağacımızı büyüteceğiz. Soğuğa dayanaklı tomurcukları açacak, kökü derinlere erişecek. Çiçekleri dünyaya gülümseyecek. O ağacın gölgesinde hepimize yer olacak, sana bana, toprağa ve hayvanlara. Bu bir niyettir; buluşma heyecanı, paylaşma mutluluğu, kardeşçe sarılmanın huzuru, topraktan fışkıran yaşama neşeyle gülümsemenin özlemidir. Çağrımız sanadır, toprağa ve geleceğedir.
Datça Belediyesi Badem Çiçeği Festivali'ne hepiniz hoş geldiniz.

Aytaç Kurt  Datça Belediye Başkanı

Hem Gürsel Bey ve hem de devamında Aytaç Bey zamanında da Festivalin o küçük sahil kasabalarına özgü huzurlu ve şirin özelliği, dayanışmacı kimliği -ruhu- kaybolmadı. Festival, iplik iplik, yine aşkla, özenle dokundu. Birden çok merkezde, daha büyük bir alana yayıldı. Hem büyüdü, hem renkleri, dokuları çoğaldı, güzelleşti... Büyüdükçe işler zorlaştı ama güzelliğinden de, içtenliğinden de birşey kaybetmedi. Hatta hakkını vermek lazım daha da güzelleşti, renklendi, daha da özenli bir yapıya büründü... 

Belediye Yerel Basına Festival Hazırlıklarını Anlattı

bakınız: https://datcafestival.com/program.html 


6-7 yıl önce sadece bir sokak boyunca açılan stantlar ve sadece Cumhuriyet Meydanına sıkışan o Festival, gitti. Yerine Kızlan'ından, Eski Datça, Reşadiye, Hızırşah, Mesudiye, Palamutbükü, Yazıköyü'ne ve daha birçok noktada etkinliklerle çoğalan bambaşka, kocaman bir Festival'e dönüştü. Esnafından köylüsüne, işçisinden emeklisine, çoluğuna çocuğuna, gencinden yaşlısına-emeklisine, yerlisine-yerleşiğine tüm Datçalıları da Festivale katmayı başardı. Aynı anda birden çok merkezde, birden çok etkinlikle seslenir oldu, görünür oldu...  Festival tüm kesimlerden daha çok ilgi görmeye başladı. İlgi sadece Datçalıların da ilgisi değil artık. Datça dışından gelenlerin de ilgisi hayli arttı... Çıta biraz daha yükseldi. Sadece stantlar değil, gösteriler, konserler, performanslar da çoğaldı, şenlendi. Önceki senelerde Datça'ya kolay kolay uğramayan gruplar, Datça'ya  selam sarkıtmaya, dolu dolu konserler vermeye koşar oldu... Geçen sene Moğollar, bu sene Grup Gündoğarken... Enfes yemekler, badem kırma yarışmaları, en güzel badem yarışmaları ya da ne bileyim en güzel bahçe yarışmaları... maratonlar, müsabakalar, kaya tırmanışları, kızlı-erkekli oyunlar da yanına eklendi...

Geçen sene, 550 tur otobüsü ve bir sürü özel araçlarla 70bin civarında ziyaretçi gelmiş dışarıdan. Hatırlayanlar olacaktır: kimi zaman İstanbul'un trafiğini aratmadı Datça trafiği de geçen sene Festival zamanı. Bu sene muhtemelen daha da çoğalacak gelenler... Aramızda konuşurken "bu kalabalıkla baş edebilecek mi Datça" diye sorarken de bulduk kendimizi. Datça'nın doğal güzellikleri dolayısıyla aslında dokunulmaması, korunması ve gelecek kuşaklara miras kalması için bir Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edildiğini de hatırlattım yeri gelmişken bir kez daha...

Esnafı gözleyen, gazeteci-muhabir arkadaşların anlattığına göre esnafın da gayretleri, çalışmaları artmış... Kış aylarında kapalı kalan bir sürü işletme bu sene erken başlatacaklarmış, sezonu. Sadece festival süresinde açıp sonra yeniden kapatmak yerine,  Datça'nın kısa süren turizm sezonunu uzatma eğilimine uyum sağlayacak gibi göründüklerini  söyledi, gedikli muhabir arkadaşlardan biri. 

Aslında Festival'in tam da ihtiyaç nedeni buydu: yazın kısa süren turizm sezonunu, kışa doğru uzatmak...

2020'de o zamanki Belediye Başkanı Gürsel Bey ve şehrin ileri gelen kültür-sanat insanlarıyla Festival için yaptığım ve kurguladığım video söyleşileri hatırladım. O videoların çözümlemesini yapıp bir de Badem Çiçeği Gazetesi çıkartmıştık, 3-4 kişilik bir ekip olarak... Gürsel Bey, Datça'nın kısa süren yaz sezonunu uzatmak, sezonu kıştan başlatmanın gerektiğini söyleyerek başlamıştı, yaptığımız söyleşiye:

Sadece Gürsel Bey mi, rahmetle analım Datça Havadis'ten Erdoğan Aydın da, benzer vurguyu yapmıştı:

Datça'nın ileri gelenlerinden yirmiye yakın kültür-sanat insanı ile sohbet etmiştik. Datça'yı, Datça deyince neyi özlediklerini anlatmışlardı. Gürsel Bey, hakkını vermek lazım: uzak görüşlü bir insan. 2018'de başlattıkları Festivali, Belediye olarak tümden üzerine aldığında, tüm STK'ları, Datça'nın ileri gelenlerini Belediye olarak toplantı salonuna çağırmış ve bir imece ile altından kalkmayı denemişti... Nitekim 2020 Festivalinin teması da Datça'da Dayanışma olmuştu... Eeee ne de olsa biz Datçalılar severiz dayanışmayı (Diğer videolar için bkz: https://www.youtube.com/hashtag/%C3%A7i%C3%A7ekgibifestival)... Bu arada videolar içinde en sevdiğiniz hangisi derseniz: Emrah'la birlikte, Alis ve Nefes'le yaptığımız söyleşiye bayılmıştım (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=eGNP_0gctjw) siz de izleyin mutlaka...

Ve diğer konular

Sadece Festival konuşulmadı elbette kahvaltıda. Son Belediye Meclis toplantısındaki, video ya da fotoğraf almayı kısıtlamaya yönelik o tuhaf çıkışı da hatırlatıldı, Aytaç Bey'e... Edindiğim genel kanaat, üzgün olduğunu söylemesine rağmen tasvip edilmediği yönündeydi, davranışının... Ama gelenlerden kimse de uzlaşmaz bir çatışma içinde olmadı, Aytaç Bey'le. Hatta merkezi idare tarafından sıkıştırılan belediyelerin korunması gerektiğine dair fikir belirtenler de oldu (yapıcı eleştirilerin baki kalması şartıyla). Merkezi İktidarın dayatmalarına karşı yanyana gelmenin, uzlaşmanın yollarının aranmasının önemine vurgular da yapıldı (kısıtlamanın kabul edilemez olduğu da teşhir edilerek), sadece görüntü almanın kısıtlanması değil, daha başka bir çok yanlış da dillendirildi masada. Mesela asfalt konusu açıldı... Özel Çevre Koruma Bölgesinde Asfalt Plentine, sıcak asfalt çalışmasının tehlikesine dikkat çekenler oldu. Asfaltlamanın taşkınlara yol açacağını hatırlatanlar oldu. Liman konusu açıldı. Bazı gazeteciler, limandan yana tavır koyarken... Kesin karşı çıkanlar neden karşı çıktıklarını anlattılar. Aytaç Bey, bir süre tartışmaları izledi ve  liman meselesinin tam anlatılamadığını söyledi. Yat Limanına karşı duran biri olarak, o büyüklükte yapılacak limanın denize, sahile, kente, kent ormanına, verimli alanlara, oksijen üreten deniz çayırlarına vereceği zararları ve aslında anlatıldığı gibi ekonomik bir yararının olmadığını anlatanlardan biri de ben oldum, kahvaltıda. Sahillerdeki şezlong işgali mevzusu da dillendirildi ayrıca. Sadece denizden yararlanan halkın değil, deniz kenarında yeri olmayan esnafın da şezlong karşıtı olduğunu dillendirdi bir gazeteci.. Kent Konseyinin yaptırdığı turizm konulu anket çalışmasına da değinerek.

Belediye Yerel Basına Festival Hazırlıklarını Anlattı
Genel kanaat yararlı bir toplantı olduğuydu, katılanlar tarafından... Toplantı epeyce uzun sürdü. 11.00'de bitmesi gerekirken, saatler 12.00'yi geçtiğinde... bir de toplu fotoğraf alındı dışarıda.


 

Yazar ibo.a.bo

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış