Çorlu Tren Katliamı, 8 Yıl Sonra Hâlâ Adalet Bekliyoruz

Aradan geçen 8 yıla rağmen adalet arayışı hâlâ aynı yerde, aynı meydanlarda, aynı kararlılıkla sürüyor. Anneler, babalar, eşler, kardeşler; ellerinde fotoğraflarla, gözlerinde yaşlarla, seslerinde öfkeyle “Hesap verin!” diye haykırıyor. Çünkü burada mesele sadece birkaç kişinin yargılanması değil. Mesele, sistematik ihmali, zincirleme kusuru ve “devletin” ihmalkârlığını tüm boyutlarıyla ortaya çıkarmaktır. Birkaç savcı, bir iki mühendis, birkaç yerel yetkili… Bunlar yeterli değil. Gerçek adalet, ihmalde payı olan herkesin, karar vericilerin, göz yumanların, “bütçe yok” diyenlerin, denetim görevini savsaklayanların tamamının hesap vermesiyle sağlanır.

Çorlu Tren Katliamı, 8 Yıl Sonra Hâlâ Adalet Bekliyoruz

 

Raydan Çıkarak Sünen 25 Işık, 25 Dünya

8 yıl. 8 uzun yıl geçti üzerinden. 8 Temmuz 2018’de, Çorlu’da, Tekirdağ’ın o dar yolunda, raylara gömülen sadece bir tren değildi. İhmalin, denetimsizliğin, “nasıl olsa bir şey olmaz” mantığının ve insan hayatını kârdan sonra ikinci plana atan sistemin altında ezilen 25 can, 25 umut, 25 hayat aramızdan koparıldı. O gün yağan yağmur, sadece toprağı değil, vicdanları da ıslattı. Ama ne yazık ki, sorumluların vicdanları hâlâ kupkuru.

Bir an durup düşünelim: Çocuklar, anneler, babalar, gençler… Tatil dönüşü, sevdiklerine kavuşmanın heyecanıyla dolu sıradan insanlar. Trenin raydan çıkmasıyla birlikte hayatları da rayından çıktı. Vagonlar devrildi, çığlıklar yükseldi, sonra derin bir sessizlik. O sessizlik hâlâ kulaklarımızda. 25 kişi öldü, 300’den fazla kişi yaralandı. En acısı da şu: Bu felaket önlenebilir bir felaketti. Uyarılar vardı, raporlar vardı, ihmaller birikmişti. Ama “ucuz” yönetim anlayışı, “denetim” denen şeyi lüks gördü. Ve bedelini yine emekçiler, yine halk ödedi.

Aradan geçen 8 yıla rağmen adalet arayışı hâlâ aynı yerde, aynı meydanlarda, aynı kararlılıkla sürüyor. Anneler, babalar, eşler, kardeşler; ellerinde fotoğraflarla, gözlerinde yaşlarla, seslerinde öfkeyle “Hesap verin!” diye haykırıyor. Çünkü burada mesele sadece birkaç kişinin yargılanması değil. Mesele, sistematik ihmali, zincirleme kusuru ve “devletin” ihmalkârlığını tüm boyutlarıyla ortaya çıkarmaktır. Birkaç savcı, bir iki mühendis, birkaç yerel yetkili… Bunlar yeterli değil. Gerçek adalet, ihmalde payı olan herkesin, karar vericilerin, göz yumanların, “bütçe yok” diyenlerin, denetim görevini savsaklayanların tamamının hesap vermesiyle sağlanır.

Biz Çorlu’yu unutmadık, unutturmayacağız. Unutmak, yeni Çorlu’lara, yeni katliamlara kapı aralamaktır. Bu ülkede her felaketin ardından aynı cümleler tekrarlanıyor: “İhmal vardı”, “Denetim yapılmadı”, “Uyarılar dikkate alınmadı”. Soma, Ermenek, Ostim, Kartalkaya, Amasya… Ve Çorlu. Liste uzadıkça acılar da, öfke de büyüyor. Bu düzen, bedelini hep aynı kesimden ödetiyor: Emekçilerden, yoksullardan, çocuklardan. Zenginler lüks arabalarında, korumalı konaklarında güvende; halk ise her yolculukta, her işte, her fabrikada ölümle burun buruna.

Çorlu için adalet istemek, sadece o 25 can için değil, bu ülkede yaşayan herkes için adalet istemek demektir. Daha güvenli trenler, daha dürüst denetimler, daha sorumlu yönetimler, daha insani bir düzen talep etmektir. Unutmayalım ki, adalet yerini bulmadıkça bu acılar da, bu katliamlar da bitmeyecek. Sorumlular korundukça, dosyalar üstü örtüldükçe, ihmaller “kader” diye yutturuldukça yeni felaketler kapıda bekleyecek.

Bugün, 8 yıl sonra bir kez daha haykırıyoruz:

Çorlu için adalet!

25 can için hesap!

İhmalin, yolsuzluğun, kayırmacılığın son bulması için gerçek bir adalet sistemi!

Ailelerin yanında durmak, onların sesi olmak, unutturmamak boynumuzun borcudur. Çünkü bir toplum, yitirdiği canlarını unutan değil, onların hesabını soran toplumdur. Çorlu’yu hatırlamak, bu ülkenin daha adil, daha güvenli, daha yaşanılır bir yer olması için mücadele etmektir.

25 ışık, 25 umut, 25 isyan…

Onları unutmayacağız.

Adalet yerini bulana kadar da susmayacağız.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış

İlginizi Çekebilir