Datça'da 1 MAYIS

VİDEO HABER: Bu sene Datça'da 1 Mayıs, hayli kalabalıktı. Tüm Türkiye'de olduğu gibi Datça'da da DİSK-KESK-TMMOB ve TTB'nin çağrısı ve Datça Demokrasi Platformunun düzenlemesiyle bir araya gelen muhalif demokrat-sol-sosyalist yapılar, 1 Mayıs'ı uzun yıllardır olmadığı kadar coşkuyla ve pek kalabalık kutladı...

Datça'da 1 MAYIS

1 Mayıs çalışmaları Datça'da bir kaç aydır sürmekteydi. 1 Mayıs etkinlikleri için Datça Demokrasi Platformu altında kurulan çalışma grubu, Datça ve Betçe sokaklarında afişlenmedik sokak bırakmadı. Duyurular dağıtıldı. 1 Mayıs'a doğru birçok paydaş kurum-kuruluşun faaliyetleriyle hazırlıklar sürdürüldü.
Datça'da 1 MAYIS

Bugün (1 Mayıs 26) Datça Demokrasi Evi önünden başlayan yürüyüşe Datçalıların ilgisi çoktu. Aralarında CHP, DEM Parti, EMEP, Sol Parti, TİP ve Anarşistlerin de olduğu siyasi oluşumların yanısıra, Eğitim-Sen, Tüm Bel-Sen, Tarım Orkam-Sen, Tüm Emekli-Sen gibi sendikalar, Emekçi Kadınlar Derneği, Datça Kadın Platformu gibi kadın oluşumları, TMMOB Mimarlar Odası ve Gıda Mühendisleri Odası gibi meslek odaları, Muğla Çevre Platformu Datça Meclisi ile yaşam savunucuları, Kent Konseyi altında çeşitli çalışma grupları, Sağlık Meclisi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Hacıbektaş Anadolu Kültür Vakfı, Datça Korosu ve Datça Demokrasi Platformu paydaşı da olan birçok dernek, platform ve bireyler kortejlerini oluşturarak saat 14.00'de  yürümeye başladılar. Törenin yapılacağı en çok bin metre uzaklıktaki Cumhuriyet Meydanına yürüyüş fasılalarla yaklaşık 1 saati buldu.. İyimser tahminlere göre katılımın ikibin kişiye yakın olduğu söylenebilir...

Datça'da 1 MAYIS

Datça'da 1 MAYIS

Yürüyüş kortejinin başı alana girmekteyken, kortejin sonu henüz caddenin başındaydı. Meydanda kurulu kürsüden, alana gelen kortejler teker teker selamlanarak alana giriş yaptı.

Datça'da 1 MAYIS

Datça'da 1 MAYIS

 Datça'da 1 MAYIS

 

Datça'da 1 MAYIS

 

 Alana giren örgütlerden temsilciler, emek mücadelesinde kayıplar için denize zeytin dalları bıraktı. Aynı anda alanda 1 Mayıslarda, devrimci mücadelede kayıplar için 1 dakikalık saygı duruşuna geçildi... Ardından DİSK-KESK-TMMOB ve TTB'nin tüm Türkiye'de okunmak üzere ortaklaşa hazırladıkları metnin okunmasına da başlandı...

 Meydan'da okunan ortak metin:

 Merhaba!  

İşçiler, Emekçiler, Kadınlar, Emekliler!

Bu ülkenin, hepimizin geleceği sevgili gençler, çocuklar merhaba!

Üretenler, hayatı var edenler merhaba!

1 Mayıs Birlik, Mücadele Dayanışma Günümüz kutlu olsun!

Dostlar, Yoldaşlar!

Bugün dünyanın ve ülkemizin dört bir yanında ellerindeki pankartlarla, dillerindeki marşlarla, türkülerle, sloganlarla alanlara akan yüzbinler, milyonlar kapitalist sistemin dayattığı zifiri karanlığı parçalıyor. İşçisi, emekçisi, genci, yaşlısı ile dünyanın en büyük korosunu oluşturan milyonlar hep bir ağızdan haykırıyor: “Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır. Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez. Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde.  

Kapitalizmin merkez üssü ABD’den İngiltere’ye, Almanya’dan İtalya’ya kadar dünyanın her yerinde meydanları dolduran milyonlar bugün ayakta.  Çarklarını yoğun emek sömürüsü, işçi cinayetleri, savaş ve doğanın talanı, üzerinden döndüren emperyalist kapitalist barbarlığa isyan ediyor.   Bugün kadınlar emeklerinin ve haklarının gaspına karşı dünyanın dört bir yanında ayakta. Bu vahşi barbarlığın uluslararası sermayenin çıkarları uğruna çıkardığı savaşların bedelini canıyla, malıyla, yoksullukla ödeyenlerin isyanı meydanlarda yankılanıyor.  Bugün ülkemizin dört bir yanında meydanlarda, alanlarda, mitinglerde omuz omuza veren yüz binlerin sesi dünyadaki kardeşlerinin sesine karışıyor.   Buradan emeğin kürsüsünden, dünyanın bu en büyük korosuna “Emek, Özgürlük ve Demokrasi” korosuna selam gönderiyoruz.

 Selam olsun!

 Sömürü, kölelik ve baskı düzenine boyun eğmeyenlere, İşi için, ekmeği için, insanca bir yaşam için, Bedeni, emeği ve kimliği için, çocuklarına onurlu bir gelecek bırakmak için Mücadele edenlere, direnenlere selam olsun!

 Yerin yüzlerce metre altından çıkarak, çakmak çakmak ışıldayan bilenmiş öfkeleriyle bu hırsızlık ve talan düzeninin maskesini düşüren maden işçilerine bin selam olsun.

Nerede olursa olsun:  İşyerinde, üniversite kampüsünde,  Evde, grev nöbetinde, Sokakta, meydanda,  Ya da demir parmaklıklar ardında, Karakışı bahara, karamsarlığı umuda çevirmek için  Tırnak ile diş ile umut ile sevda ile düş ile direnenlere bin selam olsun! 

Dostlar, Yoldaşlar!

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki;  İster mavi yakalı olalım ister beyaz yakalı. İster işçi olalım ister kamu emekçisi.  İster asgari ücretli olalım ister emekli.   Genç-Yaşlı, Kadın-Erkek ya da LGBTİ. Yaşımız, cinsiyetimiz, kimliğimiz ne olursa olsun.  Hiç fark etmiyor.  Hepimiz bu sömürü ve yağma düzeninin çarkları arasında her gün daha fazla eziliyoruz. Her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor, sefalete itiliyoruz. Her zaman söylüyoruz. Buradan bir kez daha altını çizelim.  Demokrasinin, adaletin, hukukun, eşitliğin olmadığı bir yerde emeğin, emekçilerin hakları da yok sayılır. Talepleri görülmez, duyulmaz olur.  İşte tam da bu yüzden ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğünden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına, seçme ve seçilme hakkından sendikal hak ve özgürlüklere,  Haber alma hakkına kadar uzanan saldırılar esasında emeğine sahip çıkanlara yönelik sömürü zeminini güçlendirmek için yürütülüyor.    İktidar bu politikalarına rıza göstermeyen öğrencisinden gazetecisine, belediye başkanından sendikacısına kadar her kesime adeta savaş açıyor.  Hakkını, hukukunu arayan, adalet isteyen,  herkesi hedef alan baskılarla tüm toplum nefessiz bırakılıyor. Halkın iradesi yok sayılıyor.  Halkın iradesiyle seçilen yerel yöneticiler siyasi kararlarla görevden alınıp yerlerine kayyumlar atanıyor. Laikliğe yönelik saldırılar eğitim başta olmak üzere, tüm kamusal alana yayılıyor.

Eğitim sistemi bugün kamusal bir hak olmaktan çıkarılmış, piyasanın insafına ve ideolojik kuşatma ve dayatmalarına terk edilmiştir.  Bir avuç pedofil dünyayı sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirilmek istenmektedir.  Ülkemizde emek sömürüsüne, işten atmalara, açlığa ve yoksulluğa karşı, ÇEDES ve MESEM gibi uygulamalar üzerinden çocukların geleceği karartılmaktadır. Eğitim ve sağlık hakkı başta olmak üzere, kamu hizmetlerinin tamamen piyasaya açılmasına neden olan tüm uygulamalara karşı, birleşik bir emek mücadelesinin oluşturulması zorunludur.  Dünyanın en uzun çalışan, en az izin kullanan, durmaksızın iş cinayetlerine kurban giden emekçileri bu ülkede yaşam savaşı veriyor. Ülkemiz bir ucuz emek cenneti haline getirilmek istenirken çocukların diyanetle eğitilip patronlar tarafından sömürüleceği düzenlemeler hayata geçirilmektedir.   Buradan bir kez daha gür bir sesle vurguluyoruz: Çocuklar işçi değil, öğrencidir! MESEM ve benzeri projelerle çocuklarımız sermayeye ucuz iş gücü olarak sunulamaz!

Kadın cinayetleri artarken kadınları korumakla yükümlü mekanizmalar bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor. Kadınlar korunmadıkları için, şikâyetleri dikkate alınmadığı için, uzaklaştırma kararları uygulanmadığı için öldürülüyor. Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; ölümleri de görünmez kılınıyor. İntihar denilerek üstü örtülüyor.  Örtü kaldırıldığında altından iktidar destekli çete, mafya batağı ve çürümüşlük çıkıyor.

Dostlar Yoldaşlar!

Çaresiz değiliz. Çare biziz. dört koldan saldıran bu çürümüşlüğe karşı biz de dört bir yandan karşı durarak bu kendi düzenimizi kuracağız. Asla teslim olmayacağız. Ne diyordu madenci yoldaşlar. “Onların yasalarla kanunlarla yolsuzluk yapma hakkı varsa, bizim de isyan etmek hakkımız var.” Ya sosyalizm ya barbarlık!

Dostlar, Yoldaşlar!

Bizlere hak, hukuk, adalet, demokrasi vadedemeyen düzen; yıllarca bizi bölerek, parçalayarak, ayrımcılıkları körükleyerek ayakta kaldı.  Kürt sorununda demokrasiye, diyaloga, barışa dayalı çözüm yerine çatışmaya, ayrımcılığa ve şovenizme dayalı politikalar hayata geçirildi. Bir yılı aşkın süredir bu ülkede barış ve demokratik toplum çağrısı çerçevesinde yürütülen bir süreç var.  Buna rağmen iktidar bırakalım adım atmayı siyasal operasyonları tüm muhalefet çevrelerini de kapsayacak şekilde artırmaya devam ediyor. Dolayısıyla çözüm demokrasinin kırıntılarına dahi tahammül edemeyenlerde değil, emekçi halklarının örgütlü ortak yaşam iradesindedir. Kürt ulusunun dünyadaki tüm uluslar ve halklar gibi yaşadığı topraklarda eşit ve özgür yaşama hakkı siyasi pazarlıklara, kişisel hırslara ya da iktidar oyunlarına kurban edilemez. Serkeftın serkeftına a meye! An azadi! An azadi!

Dostlar, Yoldaşlar!

 Yıllardır bize emeğe, insana, kadına, çocuğa, demokrasiye, eşitliğe, barışa düşman bir köhne sistem dayatılıyor.   Elbette ki bu köhne düzen kendiliğinden değişmeyecek.  Bu düzeni biz değiştireceğiz!  Birleşeceğiz ve değiştireceğiz!

 MÜCADELEMİZ!  DEMOKRASİ, HUKUK, ADALET, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİDİR.

 Mücadelemiz, halkın iradesine saygı duyulduğu, düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin cezalandırılmadığı bir ülke içindir.  Hiç kimsenin dilinden, kimliğinden, cinsiyetinden dolayı hor görülmediği, farklılıklarımızın zenginlik sayıldığı bir ülkenin özgür yurttaşları olmak içindir.

 MÜCADELEMİZ!  İNSANCA BİR YAŞAM, GÜVENCELİ BİR İŞ, GÜVENLİ GELECEK MÜCADELESİDİR.

Ücrette, vergide, toplumsal yaşamın tüm alanlarında adalet içindir. Herkesin güvenceli, insanca çalıştığı bir işinin ve gelirinin olması içindir. Mücadelemiz grevli toplu sözleşme hakkı mücadelesidir.

Mücadelemiz; haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KHK’lilerin işine geri dönmesi içindir.  Mücadelemiz çocuklarımızın okulda, sokakta güven içinde olduğu bir ülke mücadelesidir.

 MÜCADELEMİZ! SAVAŞ NARALARININ DEĞİL, BARIŞ ŞARKILARININ YANKILANDIĞI BİR DÜNYA VE ÜLKE MÜCADELESİDİR. 

Mücadelemiz; topraklarımızdaki NATO ve ABD üslerinin kapatılması, Ülkemizin, emperyalizmin savaş aracı olan NATO’dan çıkması mücadelesidir.

Dostlar, Yoldaşlar! 

Emeğin, Demokrasinin, Barışın, Özgürlüğün ve Eşitliğin ülkesini hep birlikte kuracağız.  Yeter ki; bizi bölmeyi, parçalamayı, hedef alan sistemin oyunlarını boşa çıkaralım.

Yeter ki; ekmeğimizi her geçen gün küçülten, haklarımızı, özgürlüklerimizi ortadan kaldıran, hepimize kaybettiren bozuk düzene karşı omuz omuza verelim.

 Unutmayalım ki; Emeğin birliği ve halkların eşit ve özgür birlikteliği için, Bilimden yana, aydınlık bir gelecek için umut biziz.

Tıpkı dünya şairi Nazım Hikmet’in dediği gibi;

 Eğer;  Hak haksızlıktan yüce,  

Sevgi nefretten üstün,

Aydınlık karanlıktan güçlüyse,

Çaresi yok,

Biz kazanacağız! Biz kazanacağız! Biz kazanacağız!

Henüz güncelleme bitmedi: Habere video eklenecek...

Fotoğraflar dayanışma datça
Video can çınar & ibo.a.bo
Haber ibo.a.bo

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış