Gazeteci Julie Brown Epstein'i nasıl devirdi?

"Zengin, güçlü ve nüfuzlu kişilerle ilgili haber yapmak her zaman zor bir iştir ancak Epstein davası, bu güç ve nüfuzun üzerini örtebileceği suçların büyüklüğü hakkındaki algımızı hiç unutamayacağımız ölçekte değiştirdi. Uzun yıllara yayılan dava boyunca adalet mekanizmaları mağdurları tekrar tekrar hayal kırıklığına uğratırken olan bitenin ortaya çıkmasını sağlayanlardan biri de Miami Herald gazetesi muhabirlerinden Julie Brown oldu. Peki Brown, iktidarın koruyucu perdesini nasıl kaldırdı?" Gazeteci ve yazar Faik Bulut Epstein dosyasını ortaya çıkartan Julie Brown'u yazdı. [Dayanışma-Datça]

Gazeteci Julie Brown Epstein'i nasıl devirdi?

30 Ocak 2026 tarihinde ABD Adalet Bakanlığı, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan (2019) cinsel suçlu milyarder Jeffrey Epstein ile yardımcısı Ghislaine Maxwell hakkındaki dosyaları, “Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası” kapsamında açıklamak zorunda kaldı. Materyaller, aylarca süren kamuoyu ve siyasi baskılar sonucu kamuoyuyla paylaşılmak zorunda kalındı.

Böylece kız çocuklarını ağına düşürerek Karayip Adaları'ndaki seks merkezinde dünya elitlerine sunan Epstein’in bu çürümüş sistemde neler yaptığından herkes haberdar oldu. Dosyaların sadece hukuki değil, siyasi yanının da olduğu düşünülürse skandalda isimleri geçen çok sayıda yerli ve yabancı politikacı, yetkili, iş insanının teşhir edilmesinin nelere yol açabileceği ise henüz bilinmiyor. 

* Örneğin ABD Başkanı Donald Trump’ın itibarını ne kadar etkileyeceği, İran’ı dört bir yandan sıkıştırma politikasından geri adım atıp attırmayacağı da belli değil. Australian Broadcasting Corporation isimli yayın organı, Aralık 2025’te “Trump safları bölünüyor, kazan kaynıyor” başlığıyla haberi sunmuştu. Buna karşılık Bill ve Hillary Clinton ise Şubat 2026’da Kongre'de ifade vereceklerini açıkladılar. 

Öte yandan bu rezaletin ortaya çıkartılıp kamuoyuna duyurulmasının arkasında yoğun tehditler, şantaj, karartma ve engellemelere göğüs gererek skandalın peşini bırakmayan cesur araştırmacı gazeteci Julie K. Brown'un olduğunu bilenlerin sayısı oldukça sınırlı görünüyor. Bizim konumuz Jeffrey Epstein'in bir anlamda yerle bir edilmesinin yolunu açan ve “Adalet Habercisi” namıyla ünlenen Amerikalı gazeteci Julie Brown’ın portresini paylaşmak olacak.

Öncelikle, olayın gelişme seyrine göz atmalıyız...

'Suç adaları' ve hapishanedeki esrarengiz ayrıntılar

Amerikan basınında Karayipler bölgesinde ABD’ye ait Virgin Adaları’nda yer alan “Little St. James” ile “Great St. James” adalarının şantaj, cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil çeşitli faaliyetler için Epstein tarafından satın alınarak kullanıldığı ve kamuoyunda “Epstein’in Karayipler'deki suç adaları” olarak tanındığı aktarılmıştı.

En küçüğü 13-14 olmak üzere 18 yaş altındaki çok sayıda kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulundu. Dosyasında binlerce video, 3 milyondan fazla belge ile 180 bin kadar fotoğraf bulunmaktaydı. Özellikle teknoloji milyarderi Elon Musk ve İngiltere Prensi Andrew gibi isimlerle yapılan yazışmalar ile çok sayıda fotoğraf dikkatleri çekiyordu. 

Epstein dava dosyalarının kamuya açıklanan kısmında adı geçen başlıca isimler şunlardı: ABD Başkanı Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, George Bush (baba), eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, eski Slovakya Dışişleri Bakanı Miroslav Lajcak, Microsoft firmasının kurucusu işadamı Bill Gates, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson. ABD Ticaret Bakanı Lutnick de 2012’de Epstein ile Karayiplerde akşam yemeğinde bulunmuş.

Dosyalarda yer alan gizli muhbir beyanına dayalı, Ekim 2020 tarihli ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) raporuna göre Epstein, MI6 (İngiltere) ve Mossad (İsrail) mensuplarının yardımıyla Libya’nın varlıklarına göz dikmişti. Rivayete göre Epstein’i ajan olarak devşiren Mossad teşkilatının elinde siyaset ve iş dünyasındaki şahsiyetler hakkında aynı skandal ile ilgili bolca malzeme bulunmaktaydı.

ABD Adalet Bakanlığı, milyoner finansçının genç kızlara yönelik cinsel istismarına dair açıklamalara devam edeceğini bildirdi. Bakanlığın 3 buçuk milyon belgenin yanı sıra 2 binden fazla video ve 180 bin fotoğraf yayımladığı duyuruldu. Başsavcı Yardımcısı T. Blanche, basın toplantısında “Bugünkü açıklama, Amerikan halkına şeffaflık ve yasaya uygunluk sağlamak için çok kapsamlı bir belge tanımlama ve inceleme sürecinin sonuncusudur” dedi.

500’den fazla avukat ve uzman, 6 milyon belgeyi inceledi

Adalet Bakanlığı, cinsel istismar mağdurlarının kimliklerini korumak için nelerin redakte edilmesi gerektiğini belirlemek üzere yüzlerce avukatı kayıtları incelemekle görevlendirdiğini açıkladı. Saklanan materyaller arasında devam eden herhangi bir soruşturmayı tehlikeye atabilecek ya da potansiyel mağdurlarla ilgili kimliklerini açığa çıkarabilecek kişisel ayrıntılar da yer alıyor. 

2025 Noel’inden hemen önce fotoğraflar, görüşme dökümleri, arama kayıtları ve mahkeme kayıtları da dahil olmak üzere on binlerce sayfa belge yayımlandı. Bunların çoğu zaten kamuya açıktı veya büyük ölçüde sansürlenmişti.Gazeteci Julie Brown Epstein'i nasıl devirdi?ABD Başkanı Donald Trump’ın 1990’larda, araları bozulmadan önce Epstein’in özel jetiyle uçtuğunu gösteren daha önce yayımlanmış uçuş kayıtları ve eski Başkan Bill Clinton’ın birkaç fotoğrafı da belgelerde yer alıyor. Reşit olmayan kızların istismar edildiğinden haberdar olmadıklarını savunan iki başkan, Epstein ile bağlantılı olarak kamuoyu önünde suçlamaya maruz kalmadı. 

500’den fazla avukat ve uzmanın bu çalışmayı tamamlamak için uzun günler ve geceler geçirdiğini kaydeden Başsavcı Yardımcı Todd Blanche şunları da söyledi:

“Yasaya uyduk. Kanuna uyduk. Başkan Trump’ı ya da herhangi birini korumadık. Epstein hakkında sakladığımız süper gizli belgeler yok. Adalet Bakanlığı ‘çocuk istismarını ciddiye almıyor’ yönündeki her türlü eleştiriyi böylece kırmış olduk. Epstein’in kurbanları tarifsiz acılar yaşadılar. Dolayısıyla fotoğraflarda ve videolarda kişisel kimlik tespitini engellemek amacıyla kapsamlı sansürlemeler yapıldı. İncelemeye tabi tutulan belge sayısı ise mükerrer örnekler de dahil olmak üzere yaklaşık 6 milyona ulaştı.”

Skandal soruşturmasının serüveni

Konuya ilişkin arka planı Gül Hür imzasıyla Doğruluk Payı sitesinde ve 26 Aralık 2025’te yayımlanan “Epstein Davası Nedir? Ne Değildir?” başlıklı yazıdan aktarıyoruz:

“Bireysel bir suç dosyası olmanın ötesine geçerek şeffaflık, güç ve cezasızlık tartışmalarının sembolü hâline gelen Jeffrey Epstein davası, hem ABD’nin hem de dünyanın gündeminden düşmüyor. Reşit olmayanlara yönelik sistematik istismar iddiaları, Epstein’in siyasetçilerden iş insanlarına uzanan geniş temas ağı, 2008’de yapılan tartışmalı ceza anlaşması ve Epstein’in 2019’daki intiharı, dosyanın her aşamasını kamuoyu açısından tartışmalı hâle getiriyor.

Son yıllarda mahkeme belgelerinin parça parça açılması, yeni davalar, mağdurların açıklamaları ve devlet kurumlarının bu meseledeki rolüne dair sorular, davayı kapanmış bir dosya olmaktan çıkarıp sürekli güncellenen bir adalet ve hesap verebilirlik meselesine dönüştürmüş durumda. 

2024 yılı boyunca Epstein davası, geçmişte kapandığı düşünülen dosyaların yeniden açılmasıyla ABD kamuoyunda tekrar merkezi bir tartışma alanına dönüşmüştü. Ocak ayında, Virginia Giuffre’nin Ghislaine Maxwell’e karşı açtığı davaya ait yaklaşık 950 sayfalık belgenin kamuoyuna açıklanması, Epstein’in çevresiyle ilgili tartışmaları yeniden alevlendirmişti.

Belgelerde çok sayıda tanınmış ismin geçmesi dikkat çekse de mahkeme, bu listenin bir ‘müşteri listesi’ olmadığı ve isimlerin suçlama anlamına gelmediği uyarısı yapmayı da ihmal etmemişti. Aynı yıl içinde Epstein mağdurlarının FBI’a karşı dava açması ve Florida’daki 2006 büyük jüri tutanaklarının yayımlanması ise devlet kurumlarının Epstein hakkında yıllar öncesinden bilgi sahibi olup olmadığı ve buna rağmen neden etkili adımlar atılmadığı sorularını yeniden gündeme taşımıştı.

2025 yılına gelindiğinde ise Epstein davası, bu kez esas olarak ABD Kongresi ile Adalet Bakanlığı arasındaki gerilim üzerinden gündemde kalmaya devam etti. Kasım ayında yürürlüğe giren Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası, Adalet Bakanlığı’nı Epstein’e ilişkin tüm belgeleri kamuoyuna açıklamakla yükümlü kılmasına rağmen Aralık ayında yayımlanan ilk belgelerin büyük ölçüde karartılmış olması, Kongre’de yeni bir ‘örtbas’ tartışmasını tetikledi. 

Bakanlık bugüne kadar 11 binden fazla dosya ve yaklaşık 30 bin sayfalık belge yayımladığını duyururken, aynı zamanda henüz incelenmemiş bir milyondan fazla ek Epstein belgesinin daha bulunduğunu açıkladı. Buna karşın yetkililer sürekli yayımlanan belgelerde kamuoyunda sıkça dile getirilen türde doğrulanmış bir müşteri listesi ya da sistematik bir şantaj ağına dair kanıt bulunmadığını vurguluyor.

Bu durum, davayı kapatmak yerine, belgelerin neden eksik yayımlandığı, kimlerin ne ölçüde korunduğu ve devletin bu dosyayla gerçekten yüzleşip yüzleşmediği sorularını daha da görünür hale getiriyor.”

Davanın Türkiye ile bağlantısı var mı?

Gül Hür bu noktaya da değiniyor:

“Bu süreçte Türkiye, Epstein davasında doğrudan doğrulanmış bir bulgu üzerinden değil, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalar arasında yer alan eski bir sivil dava dilekçesindeki ifadeler üzerinden gündeme geldi. 2009 tarihli bu dilekçede, ‘Jane Doe 102’ rumuzlu bir mağdurun avukatları, Epstein’in cinsel istismar ağı kapsamında Türkiye dahil bazı ülkelerden reşit olmayan kız çocuklarının taşındığını ‘bilgi ve inanca dayanarak’ ileri sürmüştü. 

Belgelerin yeniden dolaşıma girmesinin ardından İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, 23 Aralık 2025’te söz konusu ifadeleri sosyal medyada gündeme taşıyarak Türkiye’de soruşturma açılması çağrısında bulununca, konu kısa sürede medyada yer tutmaya başladı. Buna karşın, ABD Adalet Bakanlığı veya ABD’deki savcılık makamları bu iddiaları doğrulayan yeni bir bulgu paylaşmadı. Türkiye’den de resmi makamlarca yapılmış bir açıklama bulunmuyor.

Özetle bu davadaki Türkiye başlığı, şu aşamada dava dosyasında kanıta dayalı bir tespitten çok, bir iddia olarak yer almaya devam ediyor.

Tüm bu karmaşık süreç boyunca kamuoyunun yanıtını aradığı temel sorulardan biri de, bu hikayenin merkezinde ve çevresinde yer alan aktörlerin kimler olduğudur. Epstein davası, tek bir fail üzerinden değil; mağdurlardan yakın çevresine, iş ortaklarından kamuoyunda adı geçen isimlere uzanan geniş bir ilişki ağı üzerinden şekillenen çok katmanlı bir dosya olarak ilerliyor.”

Ek olarak ilgili belgelerde Türkiye’den bazı kızların suç adalarına götürüldüğü, göçmen veya depremzede çocukların da buna dahil olabilecekleri ihtimali de dolaşıma sokuldu. Lüks bir oteldeki erkek çocuğun esrarengiz ölümünün ise tanık olduğu bu tür skandallardan ötürü olabileceği de söylendi.

Daha önemlisi de şu: Aynı belgelerde Türkiye ile bağlantılı olarak Kıbrıs-İsrail doğalgaz ilişkisi ve ayrıca Fethullah Gülen çevresinden kimselerin faaliyetlerinden bahsediliyor. Bütün bu iddiaların araştırılıp soruşturulmasında yarar olduğu kanısındayız.

Epstein’i deviren 'Adalet Habercisi' Julie Brown

Skandal olay hakkında bilgi toplayan ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucu şöyle bir açıklama yapmıştı: 

“Ünlü isimlerden oluşan müşteri listesinin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamamıştır. Aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein ise hücresinde intihar etmiştir.” 

Biz olayın bir başka yönüne ışık tutalım ve araştırmacı gazeteci Julie Brown’ın dolar milyarderi Epstein’i nasıl devirdiğinin hikayesini yazalım: 

Julie Knipe Brown (doğum 1961), Miami Herald gazetesinde çalışan Amerikalı bir gazetecidir. 2008 yılında fuhuş cürmünden iki eyalet düzeyinde suçlu bulunmasına izin verilen Jeffrey Epstein’i çevreleyen seks ticareti hikayesini takip etmesiyle tanınmaktadır. Adalet haberciliği dalında iki George Polk Ödülü de dahil olmak üzere birçok ödülün sahibidir. Bu yüzden Brown, dünyaca ünlü Time dergisinin 2020’nin “En Etkili 100 Kişisi” arasındadır. 

* Brown, Pensilvania, Philadelphia yakınlarında tek ebeveynli bir ailede büyüdü. 16 yaşında evden ayrıldı ve üniversiteye gidecek parayı biriktirene kadar düşük ücretli işlerde çalıştı. 1987’de Temple Üniversitesi’nden gazetecilik bölümünden üstün başarıyla mezun oldu. 2000 yılları civarında McClatchy Şirketi’ne ait günlük bir gazete olan Miami Herald’a katılmadan önce Philadelphia Daily News’ta çalıştı.

Miami Herald’da çalıştığı süre boyunca Brown, Florida cezaevi sistemindeki istismar kalıplarını araştırmak için dört yıl harcadı. Yaptığı haber çalışmaları, Orta Florida’daki Lowell Cezaevi’nde yaşanan sivil haklar ihlallerine ilişkin 2018 federal soruşturmasına yol açtı. Şimdilerde ise Kasım 2018’de yayımlanan bir dizi raporla Jeffrey Epstein cinsel istismar davasını yeniden açmakla anılıyor.

Brown, 2017’nin başlarında Epstein’i araştırmaya başlamıştı. Onu susturmak için yapılan baskı kampanyası hakkında gerçekleri ortaya çıkarmakta ısrar etti. 80 potansiyel kurbanı (istismar yaşandığında 13 ve 14 yaşında olanlar da dahil) ortaya çıkardı ve hikayelerini anlatmayı kabul eden 8 kişiyi belgeledi. 

2008’de reşit olmayan kızlarla cinsel ilişki yasal olarak tecavüz sayılmasına rağmen Epstein’in yalnızca iki eyalet düzeyinde fuhuş suçundan suçlu bulunmasına izin verilmişti. O zamanki ABD Başsavcısı Alex Acosta’nın Epstein ile yaptığı gizli anlaşma, federal cinsel ticaret suçlamalarının ortadan kalkmasını, düzinelerce kurbanı ortaya çıkarabilecek bir FBI soruşturmasının durdurulmasını ve olası suç ortaklarına dokunulmazlık verilmesini sağladı. Bu madde güçlü erkekleri koruyordu.

Brown’ın 2018’deki anlaşmayla ilgili haberleri, ABD Çalışma Bakanı Acosta’ya yönelik eleştirilere yol açtı ve istifa etmesi için baskı oluştu. Epstein’in Temmuz 2019’da tutuklanıp suçlanmasının ardından Başsavcı istifa etmek zorunda kaldı.

Başarıları ve ödülleri

Epstein’in yeniden tutuklanmasının ardından birçok yorumcu, gazeteci Brown ile gazetesi Miami Herald’ı haberlerinden ötürü övdü. Columbia Journalism Review, Epstein’in tutuklanmasının ardından Twitter’da “Bir muhabir bir hikayeden vazgeçmeyi reddettiğinde işte böyle olur” diye yazdı. New York Güney Bölgesi Federal Savcısı Geoffrey Berman da bir basın toplantısında ekibinin “mükemmel bir araştırmacı gazetecilik tarafından desteklendiğini” belirtti. Buna karşılık Brown “Buradaki gerçek kahramanlar, korkularıyla yüzleşen ve hikayelerini anlatan cesur kurbanlardı” diye bir tweet attı. 

Brown’ın makaleleri “Adaletin Çarpıtılması” başlığı altında toplanarak sosyal medyada yeniden gündeme getirildi. Epstein davasıyla ilgili haberlerine dayanan kitabı “Adaletin Sapması”, William Morrow and Company tarafından Temmuz 2020’de yayımlandı. 

Brown, “Zalim ve Olağandışı” adlı makale serisiyle “Florida hapishanelerinde akıl hastalığı olan mahkûmların maruz kaldığı acımasız, bazen ölümcül kötü muameleler” üzerine yazdığı yazılarla Long Island Üniversitesi’nin 2014 George Polk Adalet Haberciliği Ödülü’nü kazandı. Keza 2018’de “Adaletin Çarpıtılması” üzerine yaptığı araştırmacı gazetecilik çalışmasıyla Adalet Haberciliği kategorisinde ikinci George Polk Ödülü’nü aldı.

Burada Epstein davasında adı geçen dört komplocuyu koruyan, “olası tüm suç ortaklarına dokunulmazlık tanıyan ve Epstein’in birlikte parti yaptığı güçlü adamları koruyacak gibi görünen” bir kovuşturmama anlaşmasına izin veren federal savcı Alex Acosta’nın rolünü ele aldı. 

Epstein davasını yeniden açan araştırmacı gazeteciliği nedeniyle Brown ve Miami Herald’ı Pulitzer Ödülü’nden dışlamaları için Alan Dershowitz (2006-2008 yılları arasındaki ceza soruşturması sırasında Epstein’in avukatlarından birinin ortağı), Nisan 2019’da Pulitzer Ödülü komitesine baskı yapmaya çalıştı. Dershowitz açık bir mektupta Brown’ın çalışmaları için ödüllendirilmemesi gerektiğini yazdı. Öyle de oldu... 

* Brown, Epstein hakkındaki araştırmacı gazetecilik faaliyetinin henüz başlarındayken, eski Polis Şefi Michael Reiter tarafından, Epstein hakkında haber yapmaya çalışan diğer medya mensuplarının yayıncılarına yapılan bir telefon görüşmesinin ardından başka görevlere atanmaları hatırlatılarak kendisinin de tepki göreceği konusunda uyarılmıştı. 

Brown yine de yılmadı; Ulusal Basın Kulübü Gazetecilik Enstitüsü’nün 2019 Neil ve Susan Sheehan araştırmacı gazetecilik ödülünü aldı. Aralık 2019’da Brown ve Miami Herald’daki meslektaşı Emily Michot, beş bölümden oluşan “Adaletin Sapması” serisi nedeniyle Sidney Hillman Vakfı’ndan Kamu Yararına Gazetecilik dalında Hillman Ödülü ile ortaklaşa ödüllendirildi.

Neden Julie Brown?

Dünyanın en etkili yazarlarından George Orwell’in nazarında“Sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.”

Küresel vahşi kapitalizmin yol açtığı yozluğun, çürümüşlüğün ve sahtekarlığın egemen olduğu devrin tipik örneği sayılabilecek Epstein’in küresel ölçekteki skandalını bilenlerin suskun kaldığı bir ortamda, Julie Brown’ın hakikat arayışı gerçekten de devrimci bir edimdir. Zira o bu rezaletin teşhiriyle yetinmeyip hapishanelerle akıl hastanelerindeki mahkûmlara/hastalara reva görülen haksızlıkları da ortaya çıkarmıştır. Üstelik bu hususta iki kitap yayınlamıştır: Zalim ve Olağandışı ile Adaletin Çarpıtılması

2005 yılında Epstein ilk kez resmen suçlandı: Florida’da engelli ve yaşı küçük kızlara tecavüz etme iddiasıyla yargılandı; ancak 2008’de tartışmalı bir uzlaşma sağlandı. Randevu evine yönelik kışkırtma suçunu itiraf ettiği için sadece 13 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hüküm uyarınca gündüz cezaevinden çıkıp şirketinde ve sahibi olduğu adasında vakit geçiriyor, geceleri yatmak için cezaevine dönüyordu.

Parası ve nüfuzu sayesinde elde ettiği bu dokunulmazlık, kanuni ve ahlaki tartışmalara neden oldu. Olayın üstü yıllar boyu kapatıldı. Bu süre içinde Epstein özel uçağıyla dünyanın dört bir yanını dolaşıyor ve seks skandallarına imza atıyordu.

Gazeteci Julie Brown Epstein'i nasıl devirdi?Olayın mağdurlarından Virginia Giuffre, 2022 yılında gençlik fotoğrafını elinde tutuyor. Giuffre, Nisan 2025'te kendi hayatına son verdi.

Tam da o sırada araştırmacı gazeteci Julie Brown, Epstein’in izini sürerek hakkında bilgi toplamaya başladı. Çeşitli kaynaklardan edinilen bilgiler Miami Herald gazetesinde tefrika hâlinde yayımlandığında (Kasım 2018), yaklaşık on yıldır üstü örtülmüş olan Epstein dosyası yeniden gündeme gelmiş oldu. Onun kurcalayıp gün yüzüne çıkardığı bilgiler yalnız Epstein davasının gidişatını değil, aynı zamanda ilgili birçok insanın da hayatını değiştirdi.

Brown tozlu dava arşivlerini karıştırdıktan sonra şu soruya yanıt aradı: “Epstein davasında adalet niçin çarpıtıldı?” Aynı sorunun yanıtı gazetecinin “Seks Tüccarlığı” başlığıyla ileride kaleme alacağı 2016 yılındaki skandalda verilmiş olacaktı. 

Amerikalı gazeteci, Independent Arabia sanal gazetesi yazarı Eymen Ğabyawi ile söyleşisinde şunları anlatıyordu: 

“Soruşturmaları izleyip yazmakla vakit geçiriyorum. Çünkü sorgulayıp araştırmak benim sevdiğim bir gazetecilik yöntemidir. Mağdur kızların anlattıklarını destekleyen çok sayıda anlatım ve tanık olmasına rağmen, Epstein ile savcılık/soruşturma makamı arasında varılan gizli anlaşma gereği sanık seks cinayeti hakkında iki itirafta bulunmuştu. Sonuçta ise tek bir suçu işlemiş olduğunu kabullendi: 14 yaşındaki kıza tecavüz! Ne var ki bu itham bile Epstein’in ağzından çarpıtıldı: Mağdur kız zaten hayat kadınıydı! 

O hâlde Epstein, onca suçtan nasıl kolayca sıyrılabildi? Hiçbir suçluluk duymadan veya damgalanmadan şatafatlı âlemine ve onca anlı sanlı dostları arasında nasıl dönebildi?

O sırada seks tüccarlığı hakkında bilgi toplayıp haberleştirmek istediğimde, arama motoru Google beni sürekli Florida’daki skandallara yönlendiriyordu ki çoğu da Epstein’in içinde olduğu rezaletlerdi. Derken, The Guardian gazetesinde yayımlanan gerçekten ilginç bir anlatım hem hafızayı tazeledi hem de adaleti harekete geçirmiş oldu.” 

Brown, bir yıl boyunca binlerce sayfa tutan mahkeme kayıtlarına, medeni haklar duruşma belgelerine, tanık ifadelerine, FBI tahkikat dosyalarına bakarak bilgi topladı. Ayrıca davanın öznesi konumundaki kişilerle yüz yüze konuştu ki, bunların çoğu skandal hakkında ilk defa görüş belirtti. 

Tamamlayıcı olması bakımından gazeteci Julie Brown, emniyette şimdiye kadar açılmamış sanık/tanık ifadelerinin yıllarca gizli kalmış bölümlerine ulaştı. Jeffrey Epstein’in resmî görevlilerle (soruşturma esnasında) varılan uzlaşma gereği suçunu itiraf eden sesli-görüntülü kayıtları da inceledi ama bir farkla: Bu anlatımlar, kamuoyuna açıklanmamış ifadelerinden oluşuyordu!

Bahsi geçen bu skandal, 2008 yılındaki mali piyasalar ile emlak sektörünün krizine denk geldi. Brown, bu hengame içinde bazı şirketlerin sahtekarlıklarını incelemek suretiyle karambole gelen Epstein ifadelerinin gizli tutulan pazarlıkları ile anlaşmanın kimi bölümlerini de gün yüzüne çıkarmış oldu. 

Amerikalı araştırmacı gazeteci, 20021-2006 yılları arasında cinsel taciz ve tecavüze maruz kalan toplamda 80 kadından 60 kadarına ulaşabildi. Ancak konuştuklarından sadece 8 kadın tanıklık etmeyi (dördü kamera karşısında açıkça konuştu) kabullendi. 

Bitirirken şu noktalara dikkat çekmek isterim: 

* Dosyalarda, sadece “çirkin bir erkeklik ve zenginlik macerası” değil; siyaset ve iş dünyasındaki acımasız rekabetle ilgili sosyal, hukuki ve siyasi sorunlar da bulunuyor.

* Bu dosyalar “kimsenin bilmediği” bir sırdan çok, herkesin bildiği ama çoğunluğun bilmiyormuş gibi davrandığı bir karanlık âlemi temsil ediyor.

* Tam da bu nedenle Epstein dosyasının yalnızca bireysel bir suç/macera olarak değil, bozuk bir düzendeki çarkların nasıl işlediğini gösteren tipik bir örnek şeklinde okunması gerekiyor.

Görüleceği gibi “Bana kimse bir şey yapamaz!” hissiyatı günümüz kapitalist sistemin dayandığı çıplak güç ve barbarlıktan kaynaklanıyor. 

Kaynak: Aposto.com

Yazar Faik Bulut

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış