Mehdi Zana aramızdan sessizce ayrıldı

Mehdi Zana, inandığı değerler uğruna bedel ödemeyi göze alanlardan biriydi. Terzi ustası gibi, yırtılan yerleri dikmeye çalıştı. Kimi yerde başarılı oldu, kimi yerde engellendi. Ama hiçbir zaman ipliğini koparmadı. Şimdi o iplik, onun elinden çıktı. Geride kalanlara düşen, o dikişi sürdürmek.

Mehdi Zana aramızdan sessizce ayrıldı

Terzi Başkan

Amed’in taş duvarları arasında, yıllarca taşıdığı yükü omuzlarından bırakır gibi, kimseye haber vermeden gitti. Oysa onun adı, bir zamanlar bu kentin sokaklarında yankılanan bir direnişin, bir inancın ve bir mesleğin adıyla birlikte anılırdı: Terzi Başkan. İnandığı değerlere bağlı kaldığı için baskıya, zindana, sürgüne göğüs geren adam, son yolculuğunu da aynı sadelikle tamamladı.

Silvan’ın dar sokaklarında, iğne iplik kokan bir dükkânda başladı her şey. Niyazi Ustanın kalfasıydı. Ustanın elinden hem makası hem de bakış açısını devraldı. Terzilik, onun için sadece kumaş biçmek değildi; insanı dikmek, yırtılan yerleri onarmak, eksik kalan dikişleri tamamlamak gibi bir şeydi. Aynı ustalığı, toplumun yaralarına da uyguladı. Sosyalist görüşünü mesleğiyle iç içe yaşadı. Dükkânın tezgâhında müşterilere ölçü alırken, dışarıda da halkın ölçüsünü alıyordu.

12 Mart’tan sonra gözaltına alındı. O yılların soğuk koridorlarında, sorgu odalarında geçen zaman, onu yıpratmadı; aksine, inancını daha da pekiştirdi. 1975 affıyla dışarı çıktığında, yeniden Amed’e döndü. Ve 12 Eylül’e kadar Diyarbakır Belediye Başkanlığı yaptı. O dönem, kentin en çalkantılı günleriydi. Başkanlık koltuğu, onun için bir makam değil, bir sorumluluktu. Halkın sesini duyurmaya çalıştı, yoksulluğun ve baskının gölgesinde kalanlara el uzattı. Terzi eli, bu kez kumaş değil, bir kentin kaderiyle uğraşıyordu.

Mehdi Zana aramızdan sessizce ayrıldıSonra 12 Eylül geldi. Ve Diyarbakır Zindanı. O zindan, birçok insanın iradesini kırmak için kurulmuştu. Mehdi Zana ise orada, direnişin sembollerinden biri haline geldi. İşkenceye, yalnızlığa, yıllarca süren tutukluluğa rağmen dik durdu. Zindanın duvarları arasında, usta-çırak ilişkisinden gelen o sağlam dikiş gibi, kopmayan bir irade sergiledi. Cezası bittiğinde sürgünlük başladı. Siyasi mülteci olarak yaşadığı yıllar, onu doğduğu topraklardan uzak tutsa da, Amed’i kalbinden söküp atamadı.

Şimdi yine Amed’ten veda etti. Kimseye hesap vermeden, gürültü koparmadan. Belki de en büyük direnişi buydu: sessizlik. Yıllarca konuşturulmaya çalışılan, susturulmak istenen adam, son sözünü söylemeden gitti. Geride bıraktığı şeyler ise hâlâ duruyor. Silvan’daki o küçük dükkânın anısı, Diyarbakır’ın sokaklarındaki izler, zindanın duvarlarına kazınmış direniş, sürgün yollarının tozu…

Mehdi Zana, inandığı değerler uğruna bedel ödemeyi göze alanlardan biriydi. Terzi ustası gibi, yırtılan yerleri dikmeye çalıştı. Kimi yerde başarılı oldu, kimi yerde engellendi. Ama hiçbir zaman ipliğini koparmadı. Şimdi o iplik, onun elinden çıktı. Geride kalanlara düşen, o dikişi sürdürmek.

Amed’in taşları, belki bir süre daha onun adını fısıldayacak. Sonra o da zamanın içinde eriyip gidecek. Ama bazı isimler, sessizce gitse bile, arkasında derin bir iz bırakır. Mehdi Zana da öyle gitti. Terzi Başkan, ustasının mirasını taşıyan adam, zindanın ve sürgünün yükünü omuzlayan insan… Aramızdan sessiz sedasız ayrıldı.

Mehdi Zana aramızdan sessizce ayrıldı

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış