Tatlı Dino
Mina Urgan, yani “Tatlı Dino” olarak bilinen değerli edebiyatçı, çevirmen ve akademisyen 2 Nisan 2000 tarihinde aramızdan ayrıldı. 85 yaşındaydı.
Tatlı Dino’nun Ölümü
“Bu dinozor öyle bir yaşa geldi ki, artık bunca genç, bunca çocuk ölürken daha fazla yaşamak biraz ayıp gelmeye başladı ona. İsteği, çevresine ve kendisine bir baş belası haline gelmeden, bu dünyadan göçüp gitmek. Kalanlara sonsuz sevgiler…”
Uzun süre çok satanlar listesinde kalan Bir Dinozorun Gezileri kitabında böyle yazmıştı Mina Urgan. Türkiye üniversitelerindeki en yetkin İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörlerinden biri olan Mina Urgan 1916’da dünyaya geldi. Bütün özellikleriyle tam anlamıyla bir İstanbullu. “Mina” ismini babası Fecr-i Âti şairi ve oyun yazarı Tahsin Nahit koydu. Ama bu kelimenin Mekke’deki kutsal Mina dağıyla hiçbir ilgisi yok. “Şarap kadehi” ya da “mavi” anlamına geliyordu.
Mina Urgan’ın babası Tahsin Nahit, yazar henüz 3 yaşındayken öldü. Daha sonra “Hayatımın en önemli figürlerinden biriydi. İnanılmaz bir karizmaya ve güçlü bir kişiliğe sahipti” dediği annesi Şefika Hanım ünlü yazar Falih Rıfkı Atay ile evlendi.
Notre Dame de Sion, Arnavutköy Kız Koleji’nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Sonra İngiliz Dili ve Edebiyatı’nda öğretim görevlisi olarak çalıştı. Urgan, aynı okulda 36 yıl boyunca öğretim üyeliği görevini sürdürdü ve oradan emekli oldu. Urgan, Behice Boran'ın yakın arkadaşı, yoldaşı, Türkiye İşçi Partisi ve ÖDP’nin de kurucu üyelerindendi.
Dünya edebiyatının en önemli yazarlarını dilimize çevirdi. Bunları sıralarsak çevirmen olarak da önemini anlayabiliriz: Balzac, Aldous Huxley, Graham Greene, William Golding, William Shakespeare, Thomas Malory, John Galsworthy, Thomas More. Shakespeare ve Hamlet incelemeleri, beş ciltlik İngiliz Edebiyatı Tarihi, Virginia Woolf ve D.H. Lawrence üzerine kitapları alanının en ciddi başvuru kitapları oldu.

Bir Dinozorun Anıları ile çok satan yazarlar arasına katıldı. Satış rekorları kırdı.
Dinozorlar Dizisi’nin ikinci kitabı Bir Dinozorun Gezileri’nin önsöz’ünde Bir Dinozorun Anıları’nın bu kadar çok satmasına şaşırdığını şöyle anlatıyor:
“Çok saf bir insan olduğum için, çok şaşırdım o gün bugüne dek. Ama Bir Dinozorun Anıları’nın çok satan kitaplar listesine girmesine, bilmem kaç baskı yapmasına afalladığım kadar hiçbir şeye afallamadım bu uzun ömrüm boyunca.”
İngiliz edebiyatıyla ilgili zararsız kitaplar yayınlayan bir kocakarı, sekseninden sonra ortaya çıkıyor. Ben bir komünistim, diyor, ben tanrıtanımazım diyor; ben zenginleri hiç sevmem diyor, yaptığı iş ne olursa olsun, herkesin eline aynı miktarda para geçmeli diyor. Kocakarı, toplumumuzun damarına basacak bu tür laflar ediyor boyuna.
Bir Dinozorun Anıları’nı Bir Dinozorun Gezileri izledi. O da çok satınca bir kuşkuya kapıldı ve şu soruyu sordu: “Çok satıyor. Acaba çok mu bayağı yazıyorum?”
Mina Urgan, ünlü oyuncu ve şair Cahit Irgat ile evlendi. İki çocuğu oldu. Biri Şehir Tiyatrosu oyuncularından Zeynep Irgat, diğeri de bir süre önce ölen şair Mustafa Irgat. Mina Urgan, Moda’daki evinde kızı ve oğlu Mamo ile birlikte yaşıyordu.
Yaşamak ona ayıp geliyordu
Mina Urgan, hayatının son yıllarında “dinozor” metaforunu sıkça kullanırdı. Kendisini eski bir tür, hızla değişen dünyaya ayak uydurmakta zorlanan ama hâlâ dimdik duran biri olarak tanımlardı. Bu tanımlama hem alçakgönüllü hem de biraz ironikti. Çünkü o, aslında hiçbir zaman “eski” kalmamıştı. Hep güncel kalmış, hep eleştirel bakmış, hep sorgulamıştı.
Onun nesli, Cumhuriyet’in ilk aydın kuşağındandı. Hem Osmanlı’nın son dönemini hem de yeni Türkiye’yi görmüş, yaşamıştı. Bu iki dünya arasında köprü kurarken, ne tamamen geçmişe yaslanmış ne de körü körüne yeniye tapmıştı. Daima akılcı, daima sorgulayıcıydı.
Bir Dinozorun Anıları ve Bir Dinozorun Gezileri sadece anı kitapları değildi. Aynı zamanda bir dönemin, bir aydın tipinin, bir İstanbul’un ve bir Türkiye’nin de portresiydi. Mizahı, keskin zekâsı, kendi hatalarını bile esprili şekilde anlatabilmesiyle okuru hemen yakalardı. Özellikle “dinozor” lakabını benimseyişi çok sevilen bir yanıydı. Kendisini “tatlı dino” diye anması ise hem sevecen hem de biraz şakacı bir kabullenişti.
O, yaşamayı bir süre sonra “ayıp” olarak görmeye başlamıştı. Çünkü etrafında gençlerin, çocukların erken yaşta gitmesine şahit oluyordu. Kendisinin uzun ömrünü bazen bir ayrıcalık, bazen de bir yük gibi hissediyordu. Ama sonuna kadar onurlu, sonuna kadar kendi istediği gibi yaşadı ve kendi istediği gibi gitti.
Kalanlara bıraktığı “sonsuz sevgiler” cümlesi, onun en güzel vasiyetlerinden biri olarak hafızalarda kaldı.
Mina Urgan’ı saygıyla, sevgiyle ve biraz da hüzünle anıyoruz.
Tatlı Dino, iyi ki vardın. İyi ki yazdın. İyi ki çevirdin. İyi ki öğrettin.
Ve iyi ki, son nefesine kadar “dinozor” olarak kaldın.
Yorumlar (0)