Datça'dan Behice Boran Geçti

Datça’nın rüzgârları dün (9.05.26) akşam hafifçe eğildi, sanki bir selam duruşu için. "Akıntıya Karşı.." adlı belgesel, TİP Datça İlçe Örgütü tarafından bir etkinlik şeklinde izleyicilerle buluşturuldu. Perde açılır açılmaz, Behice Boran yeniden aramıza kondu; ne bir heykel gibi donuk, ne de yalnızca bir anı gibi soluk. Canlı, direngen, bütünlüklü bir hayat akışı sardı ortalığı. Kadındı önce. Denizin tuzuyla yoğrulmuş, dağların dikliğiyle beslenmiş bir kadın. Ama aynı anda bir akademisyendi; düşüncenin sınırlarını zorlayan, genç beyinlere özgürlüğün haritasını çizen. Entellektüel yanı ise hiç ayrı düşmedi bu kimliklerden; kitaplar, tartışmalar, sorgulamalar onun için nefes almak gibiydi. Ve bütün bunların içinde, en derin yerden gelen bir sosyalist duruş; adaletsizliğe karşı dimdik, ezilenlerin yanında yorulmak bilmez bir duruş. Belgesel, tek bir sesin korosuna dönüştü o salonda. Behice Boran’nin kendi cümleleri, mektupları, mahkeme savunmaları ve yoldaşlarının tanıklıkları iç içe geçti. Yeni kuşaklar, ekranın karşısında sessizce izlerken belki ilk kez gördü: Bir insan bütün bu kimlikleri nasıl da uyum içinde taşıyabilirmiş. Akademisyenliğiyle entelektüel derinliği, kadınlığıyla, sosyalist cesareti, birbiriyle çelişmeden, birbirini besleyerek var olabilirmiş. Datça’nın o mütevazı salonunda zaman bir an durdu. Dışarıda zeytin ağaçları, içeride ise bir hayatın aynası parlıyordu. Behice Boran, akıntıya karşı yüzmüş, yorulmuş ama asla dönmemişti. Şimdi ise Datça’dan geçerken, gençlerin yüreklerine sessiz bir davet bırakıyordu: Düşün, sorgula, diren ve bir arada ol. Işıklar yandığında kimse hemen kalkmadı yerinden. Çünkü bazı yolculuklar perdede biter, bazısı ise tam o anda başlar.

Datça'dan Behice Boran Geçti

 Akıntıya Karşı Behice Boran

Program TİP Datça İlçe Başkanı Zehra Kahraman’ın açış konuşmasıyla başladı:

Değerli misafirlerimiz, sevgili dostlarımız, yoldaşlarımız,

Türkiye İşçi Partisi Datça İlçe Örgütü adına hepinizi selâmlıyorum, hoş geldiniz.

Türkiye sosyalist hareketinin büyük önderlerinden Behice Boran’ı saygıyla anıyoruz.

Sermaye düzeninin toplumu gericilikle kuşattığı, kadınların her gün öldürüldüğü, eşitsizliklerin büyük bir hızla arttığı koşullarda, Behice Boran’ın “Kadın sorunu, toplum sistemi sınıfsal yapı sorununa ilişkindir.” tespiti mücadelemize yön göstermeye devam ediyor.

Son nefesine kadar emperyalizmin kanlı savaşlarına karşı barış mücadelesini, sermaye düzenine karşı sosyalizm mücadelesini yürüten Behice Boran’ın bize miras bıraktığı, yolumuzu aydınlatan, aklımızı açan sözlerini, duruşunu unutmuyor, onun azmi ve cesaretiyle mücadelemize devam ediyoruz.Datça'dan Behice Boran GeçtiDatça'dan Behice Boran GeçtiTİP üyesi Seher Ünver Bülbül, Boranı anlatan konuşmasıyla sürdü:

Behice Hanımın akademisyen, sosyolog kimliğinin ötesinde bir sosyalist teorisyen ve lider olarak tanındığı ve ölümüne dek süren 1960 sonrası dönemdir... entelektüel ve siyasal kimliğinin eskisine göre farklı olmasa bile daha ileri bir düzlemde şekillendirildiği dönem ise 80'lere kadar uzanır... özellikle 60'lar gerek Dünya da gerekse Türkiye'de olsun belirli niteliklere sahip duyarlı aydınların düşünsel ve siyasal yaşamlarının şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu Boran içinde geçerlidir. Dolayısıyla bu saptamayı, bir dönemin ruhunu yani TİP'li yılları özetlemek gerekir. 

61 - 71 döneminin üç büyük toplumsal muhalefet kanalı vardır: emek, aydın ve Kürt dinamiği. Bu üç büyük toplumsal dinamik de TİP'in içinden çıkmıştır. TİP aynı zamanda gençliğin de adresi olmuştur. Partiye aydınların gelmesi ile birlikte sosyalizm ülkede bir çekim merkezi haline gelmiş, sosyalizm düşüncesi Türkiye’nin her sathına yayılmıştır .

61 de biz şunu gördük. TİP in varlık nedeni şu soruya verilen yanıt ile ortaya çıktı: "TÜRKİYE NASIL KURTULUR?TÜRKİYE İÇİNDE BULUNDUĞU DURUMDAN NASIL ÇIKACAK ?"

Bu soruya elbette başka siyasi öbeklerde cevap vermiş olabilir; ama TİP bu soruya Türkiye ancak işçilerle kurtulur yanıtını vermiştir. Bu bence il k sıraya yazılması gereken bir cevaptır. Bunun arkasından partinin karakteri, rengi, üslubu, davranış tarzı hatta duruşu o cevapla anlam kazanmıştır. O cevap size sadece yola çıkma yetkisi vermiyor yolu nasıl yürüyeceğinizi de ifade etmiş oluyor. Başta Behice Hanım, Sadun Aren, Aybar olmak üzere solcu akademisyenlerin böyle bir cevabın verilmesinde etkileri çok olmuştur, daha sonraki yıllarda, Sosyalist Devrim çizgisinin şekillenmesinde yine Boran, Aren ve Emek grubunun çok büyük katkıları vardır.

Behice Boran 60'lı yılların MDD tezlerine karşı, işçi sınıfı vurgusuna ve Sosyalist Devrim görüşüne ulaşabilmiştir. örneğin ‘’Kapitalist olmayan yol tezinde, Türkiye gibi bir ülkede devrim olacaksa bunun başını o zamanki deyimle zinde güçlerin çekebileceği görüşüne itibar etmemiştir.

Behice Hanımın en önemli çözümleme ve katkılarından biri Türkiye’de kapitalizminin gelişme dinamikleri ile emperyalizmin kendi dinamiklerini bir bıçakla ayırmayıp, emperyalizmin aynı zamanda içsel bir olgu olduğunu tespit etmesidir. Bu açıdan bakıldığında Boran’ın Klasik Marksizm-Leninizm bilgisini ya da formasyonunu Türkiye’deki formasyon çözümlemeleri ile bütünleştirebilen ender sosyalistlerden biridir..

Behice Hanımın demokrasi ve sosyalizm konularındaki özlü saptamalarını da bir kez hatırlatmak gerekir .Demokrasi mücadelesi sosyalizmi hedef alarak yürütülürse başarılı olur der BEHİCE BORAN. Hatta Bağımsızlık demokrasi ve sosyalizm mücadelesin bütünlüğü 2. TİP'in sloganıdır. 1975'te 2.TİP kurulmuştur. Bir çok bakımdan 1.TİP in devamı olmakla birlikte ilkine göre Dünya ve Türkiye değerlendirmesinde yeni olguları göz önünde bulundurur. Sosyalist Devrim tezinin altını daha güçlü doldurmayı hedefler. Programın oluşumunda Behice Boranın katkısı büyüktür. 12 Marttan önce 4. Büyük Kongrede Genel Başkandır. Ölümüne kadar da tartışmasız 2.TİP in genel başkanı kalmıştır.

Behice hanımı diğer aydın ve akademisyenlerden ayıran özelliklerine de kısaca değinirsek:

Behice hanımın son derece inatçı bir kişiliği olduğu belirtiliyor.. Ancak bu inatçılık belirli bir entelektüel formasyonla ilişkilendirilmelidir. Böyle bir inat ancak devrimci romantizmle mümkündür. Bu romantizm ve onun getirdiği inat olmasa 15 yıl hükümle Adapazarı cezaevine girerken ‘’o kadar öfkeliyim ki yatarım ‘’ diyemezdi.

Behice Boran’ın sözüdür: "Uğruna ölmeye değmeyen bir hayat yaşamaya da değmez." Bu söz bir hamaset örneği sayılmamalıdır. Devrimci romantizmin dışavurumudur.  Sosyalizm mücadelesinin ‘'yüz metre yarışı değil bir maraton yarışı" olduğunu da söylerdi. Bu mücadelenin dikensiz bir gül bahçesi olmadığını bilirdi, her şeyi göze alarak gitmeyi gerektiren bir takım uğraklar, bir takım dönemeçlerin de olacağının bilincindeydi .

Behice Boran'ı, Türkiye işçi sınıfı hiç unutmadı.. Ve o Türkiye'nin yüzyılı aşkın aydınlanma mücadelesinin katıksız 50 yıllık bayrak yarışını koştuktan sonra Dünyanın ve Türkiye'nin aydınlık emeğine ve geleceğine selam ve miras bırakarak 10 Ekim 1987'de aramızdan ayrıldı. Şimdi içinden geçtiğimiz bu karanlık günlerde, Behice Hanım'ın o gür sesi ile seslendiği Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm mücadelesinde akıntıya karşı direnme zamanı...

Yaşasın Devrim ve Sosyalizm.

Selam Dünyanın ve Türkiye'nin Aydınlık Geleceğine..

Datça'dan Behice Boran Geçti

Belgesel filminin yönetmeni Güzella Bayındır, kısıtlı imkânlarla ve kolektif bir çalışmanın ürünü olarak hayata geçirilen filmin, bugünkü teknolojik olanaklarla ölçülmesinin doğru olmayacağını vurguladı. Filmin çok zor şartlarda ve sınırlı imkânlarla çekildiğinin altını çizdi. 

Güzella Bayındır’ın konuşmasının ardından belgesel filminin gösterimine geçildi.

Datça'dan Behice Boran Geçti

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış