Çocukluk ve gençlik yıllarımda şiirin ateşi düşmüştü yürek çanağıma. Bulunduğum coğrafyanın edebi tarzı , kültürel biçimselliği, geleneksel tavrı da eşlik etmişti şiir serüvenime. Siyasi çevrede büyüyüp boy atmam da okuma ve araştırma merakımı kamçılayan, öğrenmenin tadına varmama vesile olmuştu. Yeni bilgiler edindikçe, bilmediğim, çözemediğim, işin içinden çıkamadığım sorularıma ışık oluyordu. Kitabın kokusu sinmişti bir kez içime. İlkokulda başlayan okul yıllarımda beni en çok etkileyen şiirsel anlatılar ve şiir sanatı olmuştur. Edebiyatın büyülü dünyasına girmiştim. Bu bir yönlendirme değil, içten gelen bir dürtü, sevinç ve sevgi meselesi… okudukça felsefeyle tanışma lise son sınıfta üstünkörü bir göz geçirmeyle ibaret olmadığını felsefenin, sosyolojinin, psikolojinin… ne kadar önemli olduğunu da okudukça anlamaya ve tadına varmaya başlamıştım.
Şimdi gelelim konumuza: ‘’Şiir mi Sanattır Sanat mı Şiir’’e:
Şiir, en rafine sanat dallarından biri olarak kabul edilir ve edebiyatın fonetik (ses/söz) sanatlar grubunda yer alır. Şiir sözcüklerle güzel biçimler kurma sanatıdır ve tüm sanatların anası olarak görülür. Sanatın özü, sanatçının duygularını estetiksel diziler halinde dile getirmesidir
Şiir, "güzel söz" söyleme sanatı değildir sadece diğer sanat ve edebiyat dallarıyla, bilimin dallarıyla da yoğrulan estetiksel, düşünsel kurgudur... Duyguların, düşüncelerin ve imgelerin yoğunlaştırılıp kelimelerle resmedilmesidir.
Şiir, edebiyatın edebi bir türüdür ve sanatın bir parçasıdır.
Özetle, şiir edebiyatın bir dalı olması nedeniyle bir sanattır. Yani, bu iki kavram birbirinin alternatifi değil, bütünleyicisidir.
Peki şiiri felsefi olarak nasıl açıklamalı?
Şiir-felsefe ilişkisi, felsefenin aklen sorgulamasını şiirin imgesel diliyle toplumlaştırarak birleştirme çabasıdır.
Felsefe, açık kavramlarla kesinlik ararken, şiir felsefi kavramları "gizem yaratmak" ve okuru düşünmeye sevk etmek için estetik, didaktik, lirik… bir araç olarak kullanır. Şiir dili, rasyonel düşüncenin ifade edemediği "deneyim" alanını, metaforlar ve ahenk yoluyla imleyerek dile getirme kapasitesine sahiptir.
Şiir, bireysel içsellikten beslense de, felsefi düzeyde "evrensel" bir insan deneyimine uzanır. Şiiri felsefi olarak açıklarken, onun okuyucuda bilinç dönüşümü yaratan, sorgulatan ve insanı kendi varlığıyla yüzleştiren bir "düşünce deneyimi" olduğu vurgulanmalıdır.
“Felsefe ve şiir ilişkileri düşünce tarihinin başlangıçlarından günümüze kadar süregelmiştir. Düşünce ve kültür tarihinde şiire ve edebiyata mesafeli filozoflarla olduğu kadar felsefeyi ve şiiri dar ve katı sınırlarla ayırmayan filozoflarla da karşılaşırız. Felsefede şiire yer olduğu gibi, şiirde de felsefeye yer vardır.
Yorumlar (0)