78 Can İçin Adalet Yürüyüşü, Acıların Yolu Ankara’ya Uzanıyor

Aradan geçen bir yıla rağmen adalet arayışı hâlâ devam ediyor. Yangında yakınlarını yitiren aileler, “Bu bir kaza değil, cinayetti” diyerek susmuyor. Bugün Bolu’dan Ankara’ya doğru yola çıktılar. Karlı yolları, soğuğu, yorgunluğu hiçe sayarak yürüyorlar. Ellerinde fotoğraflar, gözlerinde yaşlar, yüreklerinde aynı çığlık: “78 can için adalet!” Bu yürüyüş, sadece bir protesto değil; unutulmaya karşı bir direniş. Her adımda, yangın sırasında çalışmayan duman dedektörleri, sprinklerin yokluğu, geç kalan itfaiye ve denetim mekanizmalarındaki boşluklar hatırlatılıyor. Otel sahibi, yöneticiler ve ilgili kamu görevlilerinin tüm sorumluluğunun ortaya çıkarılması, eksik bırakılan soruşturmanın derinleştirilmesi isteniyor. Aileler, “Bizim acımızla oynanmasın, çocuklarımızın kanı yerde kalmasın” diyor.

78 Can İçin Adalet Yürüyüşü, Acıların Yolu Ankara’ya Uzanıyor

 

Kartalkaya Kaza Değil Cinayet

Göz göre göre gelen bir felaket… 21 Ocak 2025’te Bolu’nun Kartalkaya Kayak Merkezi’nde bulunan Grand Kartal Otel’de çıkan yangın, Türkiye’nin yakın tarihine kara bir leke olarak kazındı. Ahşap yapının alevlere teslim olduğu o karanlık gecede 78 can yitirdi; bunların 36’sı çocuktu. Birçoğu yarı yıl tatilini ailesiyle geçirmek için otelde kalan masum insanlar, yetersiz güvenlik önlemleri, eksik yangın sistemleri ve ihmaller zinciri yüzünden hayatını kaybetti. Yangın söndü ama geride kalan acılar hiç sönmedi.

Aradan geçen bir yıla rağmen adalet arayışı hâlâ devam ediyor. Yangında yakınlarını yitiren aileler, “Bu bir kaza değil, cinayetti” diyerek susmuyor. Bugün Bolu’dan Ankara’ya doğru yola çıktılar. Karlı yolları, soğuğu, yorgunluğu hiçe sayarak yürüyorlar. Ellerinde fotoğraflar, gözlerinde yaşlar, yüreklerinde aynı çığlık: “78 can için adalet!”

Bu yürüyüş, sadece bir protesto değil; unutulmaya karşı bir direniş. Her adımda, yangın sırasında çalışmayan duman dedektörleri, sprinklerin yokluğu, geç kalan itfaiye ve denetim mekanizmalarındaki boşluklar hatırlatılıyor. Otel sahibi, yöneticiler ve ilgili kamu görevlilerinin tüm sorumluluğunun ortaya çıkarılması, eksik bırakılan soruşturmanın derinleştirilmesi isteniyor. Aileler, “Bizim acımızla oynanmasın, çocuklarımızın kanı yerde kalmasın” diyor.

Yürüyüş boyunca yan yana olan anneler, babalar, kardeşler… Bazıları hâlâ enkazdan çıkarılan eşyaları saklıyor, bazıları ise çocuklarının odasını olduğu gibi bırakmış. Hepsi aynı cümleyi tekrarlıyor: “Bu yangın önlenebilirdi.” Gerçekten de önlenebilirdi. Eğer gerekli izinler verilmeden, güvenlik standartları hiçe sayılarak işletme açılmasaydı; eğer denetimler ciddiye alınsaydı.

Ankara’ya varacakları o son durakta, Meclis’in önünde seslerini daha gür duyurmayı umuyorlar. 78 hayatın hesabının verilmesi, benzer ihmallerin bir daha yaşanmaması için somut adımlar atılması talepleri net: Tam, şeffaf ve hızlı bir yargılama süreci.

Bu aileler yalnız değil. Türkiye’nin vicdanı onlarla birlikte yürüyor. Unutmayacağız, unutturmayacağız. 78 can için adalet, er ya da geç yerini bulacak. Çünkü adalet, gecikse de yolunu bulur; tıpkı bu yorgun ama kararlı ayakların Ankara’ya ulaşacağı gibi.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış