Konferansa katılan isimler, önemli isimlerdi. Bir dönem, mevcut iktidarın liberal-özgürlükçü olduğuna dair vitrinini oluşturan Haşim Kılıç (AYM Eski Başkanı), Prof. Dr. Hüseyin Çelik (eski dönem AKP hükümeti Milli Eğitim Bakanı), Ertuğrul Günay (eski dönem AKP hükümeti Kültür Bakanı), Prof. Dr. Doğu Ergil, Taha Akyol ve Bekir Ağırdır gibi isimler vardı...
Geçtiğimiz hafta sonu yapılan konferansta sırasıyla, kuvvetler ayrılığı ilkesinin önemi, siyaset hukukundaki yapılması gereken reformlar, siyasetin finansmanı ve ahlak ilişkisi, siyasetteki liderlik sorunu gibi konu başlıklarında sunumlar yapıldı.
Önceki Anayasa Mahkemesi Kılıç, Anayasa Mahkemesi'nin "ürkek" davrandığını belirterek AİHM kararlarının cesaretle uygulanması çağrısı yaparken; AKP'nin kurucu isimlerinden Eski Milli Eğitim Bakanı Çelik ise partili cumhurbaşkanlığı sistemini "Türkiye'nin felaketi" olarak nitelendirdi!
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın, yöneticiliğini yaptığı konferansta, Günay, Ortadoğu’daki İran-İsrail geriliminin Türkiye’yi güvenlik kıskacına ittiğini belirterek şunları söyledi: "Amerika'nın, İsrail'in de desteği ve yönlendirmesiyle İran'a saldırması gerçekten bölge için büyük bir sorun yumağına dönüştü. Ve İran, İsrail arasında, İran Amerika arasında değil bütün bölgede olumsuz etkilerini yansıtıyor. En kısa sürede sonlanmasını dilerim. Tabi bunun bölge ülkelerini güvenlik sarkacına doğru yönlendirmesi kaçınılmaz. Bu tür gergin ortamlarda ki Ortadoğu ülkeleri her zaman güvenliği daha ön planda tutar. Bu güvenlik meselesinde daha özenli, daha dikkatli yeni bir durum sürece doğru Türkiye'yi itiyor. Ama temenni ederim ki Türkiye'nin önemli tecrübeleri var ve artık bu meselenin de sonlanması gerekiyor. Yani bu iç barışın her şeye rağmen kurulması ve ülkenin bu badireden kurtulması gerekiyor. Bir duraksama olduğu görülüyor ama bu duraksama bölgedeki sonların yanı sıra içeride de yeteri kadar tam bir oydaşmanın oluşmamasından gördüğüm kadarıyla kaynaklanıyor. Çünkü DEM’in ve onun eksenindeki bazı yapıların bu süreçte ayrıca demokratikleşme talebi de var. İktidar bloku da MHP ve AK Parti'yi de buraya katmak lazım. Demokrasi kısmını çok gündeme getirmeksizin sadece işte silahlar sussun gibi hepimizin ortak arzusu ama orada tutmaya, orada daraltmaya çalışıyorlar. Halbuki bu ikisini birlikte düşünmezseniz kalıcı bir barış ortamı kuramazsınız. Yani ülkede kalıcı barış ortamının kurulması için hukuk düzeninin kurulmuş olması. Hukuk çünkü güvenliğin temelidir. Adalet olunca barış olur. Bir ülkede adalet olmazsa barış olmaz. O yüzden bu arayışın biraz daha çerçevelendirilmesi, demokratik hukuk devletine doğru evrimleşmesi, barışın da kurulmasına çok yardımcı olabilir, katkı yapabilir" diyerek barışın ancak adalet ve demokrasi ile korunabileceğine işaret etti...
AKP'li siyasetçiler tarafından atanmış Anayasa Mahkemesi eski başkanı Kılıç ise, yaptığı konuşmada ifade özgürlüğünün geldiği noktayı eleştirdi. Toplumun artık ifade özgürlüğü yerine "susma hakkını" kullandığını söyleyen Kılıç, "2010 Anayasa değişikliğine kadar Anayasa Mahkemesi kararlarına da yansımış olan 'dini inancını içinde yaşat, sakın kalp sınırlarının dışına çıkarma' anlayışı 2010 sonrasında 'düşünceni içinde tut, sakın dışarı vurma' anlayışına dönüşmüş ve ifade özgürlüğü alanı giderek daraltılmıştır" dedi. Kılıç ayrıca AYM'nin getirildiği son durumu da sert ifadelerle eleştirdi: "Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurulara ilişkin kararlarında sergilediği ürkek ve kaygılı duruşu mahkemenin bilinen özgürlükçü tutumuna zarar vermektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce verilen ihlal kararları cesaretle uygulanmalı ve haksızlıklar ortadan kaldırılmalıdır. Yargıyla ilgili sorunlar artık ertelenebilecek meseleler olmaktan çıkmıştır" dedi.
Konferansın konuşmacılarından AKP iktidarında Eğitim Bakanlığı da yapan, AKP kurucusu Hüseyin Çelik ise doğrudan siyasetin işleyişine ve sistemdeki tıkanıklığa dikkat çekti. Güçlenen liderlerin etrafındaki liyakatli kadroları tasfiye ettiğini belirten Çelik, "Liderler ipleri ellerine alıp vaziyete iyice hakim olunca liyakat ve ehliyet prensibi tamamen ortadan kalkar, buharlaşır. Yerine mutlak sadakat ve biat gelir. Genel başkanı eleştirmek davaya ihanettir" diyerek siyasetteki tek adamlaşma eğilimine tepki gösterdi ve "Partili cumhurbaşkanlığı Türkiye'nin felaketidir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni ağır bir dille eleştiren ve mevcut düzenin demokratik bir cumhuriyetle bağdaşmadığını savundu ve adalet ile ekonomiye de işaret ederek: "Türkiye'nin felaketidir partili cumhurbaşkanlığı ve bugünkü bize has, ‘Türk tipi’ başkanlık sistemi bizim felaketimiz olmuştur. Şimdi siz cumhurbaşkanısınız ve bir partiniz var. Muhalefet partisine ağzınıza geleni söylüyorsunuz. O size karşılık verdiği zaman cumhurbaşkanına hakaret etmiş oluyor. Biz gerçekten anayasada yazıldığı gibi demokratik olacağız, laik olacağız. Gelir dağılımının bu kadar adaletsiz olduğu bir memlekette sosyal devletten söz edemezsiniz. Bütün konuşmacılar ifade ettiler, biz gerçekten bir hukuk devleti miyiz?" diyerek sözlerini bitirdi...
Kaynak: Demokrasi Platformu Ankara’da 'Bahar Konferansı'... | Rudaw.net
Yorumlar (0)