Daha önce enerji şirketlerinin politikaları nedeniyle, iki defa yerlerinden edilen Akbelenliler, bu zeytin sökümlerinden rahatsız. Yerel halk bir kez daha yerlerinden yurtlarından, geçimlerinden olmak istemiyor.
Akbelenlilerin zeytin ağaçlarının kesimi sırasında aldığı görüntüler:
https://x.com/i/status/2005627310452736121

Akbelenliler, enerji ve maden şirketinin köy civarındaki kömür çıkartmak için ağaçları kesmesine karşı direnmiş ve şirketin bölgede sürdürdüğü operasyonlara karşı hem fiili hem de hukuki itirazları olmuştu. Köylüler adına bugün (29.12'25) bir açıklama yapıldı, yapılan açıklamada köylüler danıştayda devam eden bir davaları olduğunu bir kez daha belirtti ve bu dava sürerken bu sökümlerin yasadışı olduğunu, daha önceki sökümlerde buna itiraz ettiklerini ve davanın sürdüğünü belirterek, mahkemeye de itiraz ettiklerini duyurdular:
Akbelen’de Zeytinler Sökülüyor: Yargı Süreci Sürerken Fiili Tahribat Devam Ediyor
Akbelen Ormanı ve İkizköy çevresinde, maden faaliyetlerinin önünü açmak amacıyla zeytin ağaçlarının sökülmesine fiilen başlanılmıştır. Sökümler, Danıştay’da yargılaması süren ve Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen bir düzenleyici işleme dayanılarak yürütülmektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 4 Ağustos 2025 tarihli ve Maden Kanunu’nun Geçici 45. maddesine dayanan düzenlemesi kapsamında, Bakanlığın kendi yazılı cevabına göre en az 151 zeytin ağacı sökülmüştür. Sökümler Akbelen Orman sahasında hızlanarak devam etmektedir.
Dava konusu düzenleyici işlemin iptali istemiyle açılan ilk davada, Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 23.10.2025 tarihli ve 2025/4767 E., 2025/7975 K. sayılı kararıyla dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Ret kararı, işlemin hukuka uygunluğuna ilişkin herhangi bir esas incelemesine dayanmamakta; bazı davacıların TC kimlik numaraları ve isimlerinde maddi hatalar bulunması gibi, hukuken kolaylıkla giderilebilir şekli eksikliklere dayanmaktadır.
Kararda ayrıca, dava konusu düzenlemenin dayanağı olan Maden Kanunu Geçici 45. maddesinin Anayasa’ya aykırılığı ileri sürüldüğünden bahisle, davacıların taşınmazlarının, Resmî Gazete ekindeki harita ve koordinat listesinde yer alıp almadığının tespiti için yenilenecek dilekçede pafta bilgilerinin ayrıca gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu gerekçeyle Danıştay 8. Daire tarafından dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Oysa davacıların kimlik bilgileri UYAP sistemine eksiksiz biçimde kayıtlıdır ve maddi hataların, dava dilekçesinin reddi yoluna gidilmeksizin düzeltilmesi mümkündür. Daha da önemlisi, eldeki dava bireysel bir mülkiyet uyuşmazlığı değil, bir çevre davasıdır. Zeytinliklerin taşınarak linyit maden ocağı açılması, yalnızca davacı köylüleri değil, başta Yatağan ve Milas olmak üzere herkesin Anayasa’nın 56. maddesiyle güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını doğrudan ihlal etmektedir. Bu nedenle, davacıların zeytinliği olup olmadığının araştırılması, çevre davalarının niteliğiyle bağdaşmayan ve hukuka aykırı bir yaklaşımdır.
İlk davanın açılmasından iki aydan fazla süre sonra verilen ret kararının tebliği de bir ayı aşkın bir süre almış, ret kararının ardından yeniden açılan davanın üzerinden ise 19 gün geçmesine rağmen hâlen bir yürütmenin durdurulması kararı verilmemiştir. Bu sürelerin tamamı, geri dönüşü mümkün olmayan biçimde zeytin ağaçlarının aleyhine işlemektedir.
Henüz verilen izinlere ilişkin davalar kesinleşmemişken, Akbelen Ormanı’nda maden ocağı işletmesine fiilen başlanmış, genişlemenin önünde engel olarak görülen zeytinlikler sökülerek orman sahasının tamamı telafisi imkânsız biçimde tahrip edilmeye başlanmıştır. Bölge halkının geçim kaynağı ve yaşam alanı olan Akbelen’in, yargı denetimi etkisizleştirilerek bir oldu-bittiyle yok edilmek istendiği görülmektedir.
Bu nedenle, yaratılacak yıkımın önüne geçebilmek için davacılar tarafından dava yeniden açılmıştır. Hukuka aykırılığın derinleşmesini ve telafisi imkânsız zararların büyümesini önlemek için acil yürütmenin durdurulması kararı verilmesini talep ediyoruz.
Yorumlar (0)