Küresel Direnişin Yeni Dalgası
İsviçre’nin sakin ve diplomatik yüzüyle bilinen Cenevre kenti, 14 Haziran’da küresel adaletsizliğe karşı öfkenin patlama noktasına dönüştü. Fransa’da başlayacak G7 Zirvesi’ni hedef alan yaklaşık 50 bin kişi, sokaklara dökülerek “Başka Bir Dünya Mümkün” mesajını haykırdı. Bu dev gösteri, aynı gün düzenlenen İsviçre Kadın Grevi ile birleşince hem kitlesel hem de simgesel bir güce ulaştı. Protestocular, G7’nin temsil ettiği elitist düzeni, yoksulluğu derinleştiren politikaları, iklim krizini görmezden gelen tutumu ve savaş endüstrisini protesto etmek için bir araya geldi.
Gösteri, sabahın erken saatlerinden itibaren Cenevre’nin merkezini dolduran rengârenk pankartlar, coşkulu sloganlar ve kararlı adımlarla başladı. Kadınların öncü rol aldığı yürüyüşte, “G7’ye Hayır, Adalete Evet”, “Sermaye Değil İnsanlık”, “İklimi Değil Kârı Koru” gibi sloganlar gökyüzünü inletiyordu. Katılımcılar arasında gençler, sendikacılar, çevre aktivistleri, göçmen hakları savunucuları ve feminist gruplar vardı. Bu birliktelik, küresel adaletsizliğin farklı yüzlerine karşı ortak bir direnişin güçlü bir fotoğrafını çekti.
Ancak barışçıl başlayan gösteri, polisin sert müdahalesiyle gerildi. Gaz bombaları, tazyikli su ve coplarla yapılan saldırıda en az 20 kişi gözaltına alındı. Protestocuların “Şiddet sizsiniz!” diye haykırdığı anlar, dünya medyasının objektiflerine yansıdı. Yıllardır benzer zirvelerde yaşanan senaryo bir kez daha tekrarlandı: Güçlüler toplantı masasında dünyayı paylaşırken, sokaktaki sesler şiddetle susturulmaya çalışılıyor. Buna rağmen kalabalık dağılmadı; tam tersine, kararlılık arttı.
Esnaf ise tedirgindi. 2003’teki benzer olaylarda yaşanan hasar ve kaosun tekrarından korkan dükkan sahipleri, vitrinlerini tahtalarla kapatarak tedbir aldı. Bu görüntü bile tek başına ironikti: Küresel elitlerin “düzen” dedikleri sistem, kendi şehirlerinde bile korku ve önlem yaratıyor.
Bu protesto, salt bir zirve karşıtlığı değil; çok daha derin bir uyanışın emaresidir. G7’nin temsil ettiği eski dünya düzeni, artık milyonlarca insanın gözünde meşruiyetini yitirmiştir. İklim krizi, artan eşitsizlik, savaşlar ve mülteci dramları karşısında alınan “yetersiz” ve “kibirli” tutumlar, halkların sabrını taşırıyor. Cenevre’deki 50 bin kişi, sadece İsviçre’nin değil, Latin Amerika’dan Afrika’ya, Asya’dan Avrupa’nın kalbine kadar uzanan küresel bir öfkenin parçasıdır.
Tarih, gösteriyor ki; baskı ne kadar artarsa, direniş de o kadar güçlü örgütleniyor. Bugün Cenevre’de sokaklara dökülenler, yarın başka kentlerde, başka kıtalarda aynı taleplerle ayağa kalkacak. Küresel adaletsizliğin sembolü haline gelen G7 zirveleri, artık aynı zamanda küresel direnişin de sahnesi oluyor.
Küresel direniş yükseliyor. Ve bu yükseliş, ne gaz bombalarıyla ne tazyikli sularla ne de tahtalarla kapatılan vitrinlerle durdurulabilir. Sokaklar konuşuyor, tarih yazılıyor. Başka bir dünyanın inşası, tam da bu kararlı adımlarla mümkün olacak.
Yorumlar (0)