Resmi Tarih ne Hikaye Eder?

Erdoğan Aydın (*) kapak resmini gördüğünüz ‘Yanlış İliklenen Düğme’ kitabında ‘cumhuriyet tarihini’ en ince ayrıntılarına kadar belgeleriyle, gerçekler temelinde deşifre ediyor.

Resmi Tarih ne Hikaye Eder?

Resmi tarih hakim sınıfların bilinmesini istediği tarihtir. Geçmişte yaşanmış olanın, iktidar sahiplerinin ihtiyacı doğrultusunda yeniden kurgulanmış halidir. Resmi tarihten amaç egemen ideoloji oluşturmaktır… Tarihimizle yüzleşmek bizi özgürleştirecektir”

FİKRET BAŞKAYA

 

Tarihçi Eric Hobsbawm'ın ‘Geleneğin İcadı’ kitabında da belirttiği gibi, modern ulus-devletler ‘uydurulmuş gelenekler’le kurulur; resmi tarih bunun ana aracıdır.

Devletler toplumları üzerinde bir ideolojik hegemonya aracı olarak, yalana, tahrifata, çarpıtmaya, yok saymaya dayalı bir tarih oluştururlar. Ve genç nesiller öğrenim hayatları boyunca devletin eğitim kurumlarında bu tarih bilgisine muhatap olurlar. Bu tür tarih yazımında işgal, katliamlar, ezilenler, ezilenlerin/mağdurların isyanı, başka halklar, inançlar yoktur; fetihler, zaferler, dış ve iç düşmanlar, düşmana hizmet edenler, hainler vardır. Bu ‘yüce milletin’ etrafı düşmanlarla çevrilidir. Ve tabii ki her koşulda ‘devletin bekası’ esastır. Her olgu beka meselesi açısından ele alınır ve yorumlanır. ‘Ne ilgisi var kardeşim’ dediğiniz durumlarda bile.

Her ‘iyi’ şey kurucu önderlere ve onların sahneye çıkış tarihine göre kodlanır. Modernleşme çabaları mı, 1923’den sonra başlatılır. 1876/1908  anayasa ve meşruiyet ilanları mı görünmez kılınır. Meclis’i Mebusan’ın kapsayıcı bileşimi bahse konu değildir.

Şanlı tarihtir bunun adı, şehitlerin kanı ile yazılmış. Revize edilmeye de kapalı değildir aslında, bu anlamda konjonktüreldir. Bakarsınız 90 bin askerin Allahüekber dağlarında yazlık giysileriyle donmasından sorumlu Enver Paşa itibarı iade edilerek anıt mezara konur, suikastçi ve katliamcı Topal Osman gerçeklik unutturulup ‘milli mücadele kahramanı’ ilan edilir, heykeli dikilir. Ama Çerkes Ethem hain olarak kodlanmıştır ve hala da öyledir. Hakeza yüzbinlerce Ermeni’nin katledilmesinin sorumlusu sadrazam Talat Paşa kahramanlar katına terfi ettirilir, ‘şehit’ ilan edilir. Bu toprakların kadim topluluğu Kürtler ve ana dilleri yok sayılmaktan çıkarak, varlıklarının kabul edilmeye başlanmasının tarihi ne kadar da yenidir. Diğer taraftan bütün reaksiyoner direnişler hala da devam ediyorken.

Erken cumhuriyet döneminin aslında memur olan akademik sıfatlı tarih yazıcıları 1927 yılında TBMM’de okunan Atatürk’ün hacimli bir broşür mahiyetinde olan ‘NUTUK’undan tarih inşa etmekte beis görmezler. Orada Meclisin kuruluşundan beri varolan muhalif milletvekilleri saltanat yanlısı, hilafet yanlısı olarak tasvir edilir. Mecliste kurtuluş savaşı boyunca ve devamında bu ikinci grubun sürüklediği içerikli tartışmalar çarpıtılarak aktarılır.

Özetle; Resmî tarih, devletlerin kendi varlığını, meşruiyetini ve ideolojisini desteklemek için benimsediği ve yaydığı tarih anlatısıdır. Okul müfredatlarında, devlet arşivlerinin ‘erişilebilir’ kısmında, anma günlerinde,  bayramlarda, müzelerde, resmî söylemlerde üretilir ve dolaşıma sokulur. Bu tarih, seçicidir(bazı olayları öne çıkarır, bazılarını siler), yorumludur (olayları “biz” lehine okur), normatiftir (nasıl hatırlanması gerektiğini söyler). Yani “olanı” değil, “olması isteneni” anlatır.

Bütün uluslaşma/devletleşme süreçlerinin ana izleği ‘resmi tarih’ oluşturma çabalarını takip eder. Tarih kurucu’ların çerçevelediği ve onların görevlendirdiği ya da durumdan vazife çıkaran akademisyenler(!) vasıtasıyla ayıklanır, tasnif edilir, kahramanlar, şanlı ve işe yarar(!) olanlar sentezlenir ve nihayetinde kurumsallaştırılır. Denilebilir ki, tarih bir kurgudur ve tabii ki akademisyenin yaşadığı çağının belirleyici sosyal, kültürel, ideolojik saiklerinden kaçınılmaz olarak etkilenir. Bugünden geriye doğru bir bakıştır. Doğrudur. Nitekim tarihçi Croche’a göre ‘tarih her zaman çağdaş bir meseledir.’ Yani tarih yazıldığı dönemin karakteristikleri tarafından etkilenir.

Oysa resmi tarih üretimi tamamen farklı koşullarda, çerçevelenmiş, paketlenmiş olarak tarih yazıcı memurların önüne konularak ivmelendirilir. Tarihçi akademisyenlerin her koşulda etkilendikleri saiklerden farklı olarak.

Erdoğan Aydın kapak resmini gördüğünüz ‘Yanlış İliklenen Düğme’ kitabında ‘cumhuriyet tarihini’ en ince ayrıntılarına kadar deşifre ediyor.

(*) Erdoğan Aydın 1957 yılında Düzce'de doğdu. Özgür Gündem, Cumhuriyet, T24 gibi yayın organlarında köşe yazarlığı yaptı. Tarih ve araştırma dünyasına İslamiyet Gerçeği adlı eseriyle adımını attı. Bu eserle Turan Dursun Araştırma ve inceleme ödülünü kazandı. Yayınlanmış bir çok eseri vardır. Özgür Üniversite yönetim kurulu üyesidir. 

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış