Günlerdir başkentin göbeğinde madenciler, patronlar tarafından gasp edilen haklarını alabilmek için kararlılıkla mücadele ediyorlar. Önce Ankara’ya yürüdüler kilometrelerce. Bütün engellemelere polis barikatlarına karşı yek vücut direnerek. Toplu halde gözaltına alındılar, yılmadılar. Biber gazı yediler, yılmadılar, coplandılar yılmadılar. Son yılların en haklı, en kararlı direnişi. Varolsunlar.
Kolluk bürokrasisini ve onun ‘müdürlerini’ anladık. Onlar görevlerini yapıyorlar. İlgili bakanları anladık hep böyle yapıyorlar. ‘Başkan’ zaten patronlara hitaben ‘daha ne istiyorlar, grevleri erteliyoruz işte’ dememiş miydi, zamanında. Onların safı belli. Özal ‘ben zengin severim’ dememiş miydi? Ve bu sevgilerini ve sermayeye bağımlılıklarını on yıllardır her vesileyle kanıtlamıyorlar mı? Yasaklayarak, erteleyerek, gözaltına alarak, sendikacılarını tutuklayarak, copla, biber gazıyla. Kendilerinden beklenen de, onlardan umulan da bu değil mi?
Peki biz; CHP’siyle, Dem’iyle, sosyalist örgütleriyle, partileriyle, demokratik kitle örgütleriyle, anlı şanlı isimleriyle hangi pozisyondayız? Allah için kimseye haksızlık etmek istemem; vekilleri varsa vekilleriyle, yoksa bir avuç taraftarlarıyla hem de birkaç kez dayanışma ziyareti yaparak, hem de birkaç kez, boy gösterip fotoğraf vermediler mi? Fotoğraflarını web sayfalarında, sosyal medya da ‘sınıfla dayanışma’ başlıklarıyla paylaşmadılar mı? Paylaştılar, ‘eee daha ne istiyorsun, diye mi’ soruyorsunuz? Sorunun muhatabı hepimiziz?

Peki CHP’ye ne oluyor? Efendim bu iktidarın gitmesini isteyen en kitlesel ve etkili güç onlar değil mi? İyi de bu iktidar nasıl gidecek? İmamoğlu mitingleri yaparak, biteviye ‘erken seçim isteriz’ diyerek mi? Halk sınıf ve tabakalarıyla ve onların haklı mücadeleleriyle birleşmeden, onların mücadelesine kararlı ve yaratıcı destekler vermeden olur mu? ‘Misafirliğe gider gibi’ protokol ziyaretleri yaparak bi uğrayıp boy boy fotoğraflar vererek mi, uzatılan mikrofonlara ‘yanınızdayız’ demeçleri vererek mi bu iktidar erken seçim yapacak?
Peki Dem’e ne oluyor? Kendi gündemlerine kapandılar. Varsa yoksa kendi gündemleri. Gündemlerini önemsizleştirmek için değil, ancak sınıfın sorunları, ezilen halkın sorunlarıyla, gündemiyle demeçlerin kenar temaları aracılığıyla değil, hakiki bağlar kurmak gerekmez mi?
Sınıf diye oturup, sınıf diye kalkan sosyalistler sanki farklı bir havadalar mı? Dayanışma ziyareti yapıp, flamaları ve pankartlarıyla fotoğraf vermeleri ve bunları sosyal medyada paylaşarak vazifelerini yapmış olduklarını mı sanıyorlar?
Dönelim ‘iyi de ne yapılabilir ki?’ sorusuna, Tip başkanı Erkan Baş aslında çok da mütevazı bir örnek değil mi? Ceketini çıkardı, işçilerin yanına uzanarak açlık grevine destek verdi. ‘Bir uğrayıp dayanışmamızı ifade edelim’ kalıbını kırdı. Örnek alınamaz mı? Orada ya da başka bir yerde madencileri desteklemek için mesela ortak açlık grevi düzenlenemez mi?
Sosyalist örgütler, yapılar, partiler gündem yaparak ‘neler yapabileceklerini’ tartıştılar mı, sizce. Ortak bir demokratik gösteri organize etmek için biraraya geldiler mi?
Haklılıksa haklılık, kararlılıksa kararlılık, özveriyse özveri, demokratikse demokratik, sınıfsa sınıf, vicdanlara fena halde dokundu mu dokundu, ortak seferberlik için bir eylemden başka ne beklenir ki?
Muhalifler olarak kendimiz çalıp kendi davulumuza, kendimiz oynuyoruz.
Masum değiliz hiçbirimiz! Bürokratik kalıpların yıkılması gerekiyor.
Fotoğraflarında kameraya bakmayarak sanki bize sitem ediyorlar. Ben üstüme alındım.
Umudum yaklaşan 1Mayıs!
Yorumlar (0)