Çölün Ortasındaki Vaha
Mısırlı kalemlerin en cesuru Nawal El Saadawi, zincirlerin soğuk gölgesinde bile ruhunun bahçesini suladı. Hapis, sürgün ve karanlık rüzgârlar ömrünü dövdü durdu; ama o, yaşama sevincini tek bir kelimeye sığdırdı: Üretmek.
Kadın Hapishanesindeki Anılarım’da, demir parmaklıkların ardında şöyle fısıldadı satırlara:
“En büyük suçum, yalnızca köle olmamın istendiği bir çağda özgür bir kadın olmamdı. Aklın susturulmaya çalışıldığı bir dönemde, düşünen bir akla sahip olarak dünyaya geldim.”
Bu sözler, bir isyanın en yumuşak, en derin mırıltısıdır. O, çölün kavurucu kumlarında açan bir nilüfer gibiydi; baskının en ağır yükü altında bile köklerini toprağın derinliklerine salan, çiçeğini gökyüzüne uzatan bir direnç abidesi. Kalemi, hançer gibi keskin, ışık gibi aydınlatıcıydı. Kadınların bedenlerine vurulan zincirleri, zihinlerine giydirilen peçeleri, susturulmak istenen çığlıkları tek tek yazdı. Her yasaklanan kitap, yeni bir özgürlük tohumu oldu; her hapis, kalbinin daha geniş bir hapishaneye dönüştü.
Üretmek, onun için yalnızca bir eylem değil, varoluşun ta kendisiydi. Düşünmek bir başkaldırı, yazmak bir büyü, yaratmak ise zincirleri eriten ateşti. Hapishane duvarları arasında bile kelimeler kanatlandı, sürgün diyarlarında bile tohumlar filizlendi. Çünkü o biliyordu: Hakikat, bir kez dile döküldüğünde, ne zindan onu tutsak edebilir, ne de zaman onu soldurabilir.
Ey bugünün susturulmak istenen sesleri! El Saadawi’nin mirası şudur: En büyük direniş, sessiz odalarda, karanlık hücrelerde, yalnız gecelerde düşünmektir. En kudretli isyan, kalbin ritmine uyarak üretmektir. En ölümsüz zafer ise, hakikati mürekkebe dönüştürüp yarınlara bırakmaktır.
Nawal El Saadawi Kimdir?
Nawal El Saadawi, çölün ortasında bir vaha yarattı. Ve o vaha hâlâ yeşeriyor; her okuyan kalpte, her yazan elde, her sorgulayan zihinde. Çünkü üretmek, yaşamaktır. Düşünmek, kanat açmaktır. Yazmak ise, sonsuzluğa bir mektup göndermektir.
Ve o mektup, hâlâ okunuyor… hâlâ ilham veriyor… hâlâ özgürleştiriyor.
Nawal El Saadawi 27 Ekim 1931 tarihinde Mısır’ın Kafr Tahla köyünde doğmuş, 21 Mart 2021’de Kahire’de hayata veda etmiş Mısırlı feminist yazar, doktor, psikiyatrist ve insan hakları aktivistidir.
Dokuz kardeşin ikincisi olarak dünyaya gelen El Sadaavi, çocukluğunda kız çocuklarına uygulanan sünnet (female genital mutilation) gibi geleneksel uygulamalara maruz kalmış, ancak babasının ilerici tutumu sayesinde eğitim fırsatını yakalamıştır. 1955’te Kahire Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, daha sonra Columbia Üniversitesi’nde Halk Sağlığı masterı (1966) ve Ain Shams Üniversitesi’nde psikiyatri araştırmaları yapmıştır.
Kariyerine doktor ve sağlık bakanlığı görevlisi olarak başlayan El Sadaavi, 1972’de yayımlanan Kadın ve Cinsellik (Al-Mar’a wa al-Jins) adlı cesur kitabı nedeniyle görevinden alınmış ve Health dergisinin editörlüğünden uzaklaştırılmıştır. Bu kitap, Arap dünyasında kadının cinselliği, patriyarki ve toplumsal baskılar üzerine öncü bir eleştiri niteliğindeydi. 1981’de Enver Sedat döneminde siyasi görüşleri nedeniyle hapis yatmış ve hapishanede Kadınlar Hapishanesinden Anılar kitabını yazmıştır.
Uluslararası alanda en bilinen eserleri arasında Sıfır Noktasında Bir Kadın (Woman at Point Zero) romanı ve Havva’nın Örtülü Yüzü (The Hidden Face of Eve) yer alır. 50’den fazla kitap yazmış, Arap Kadın Dayanışma Derneği’ni kurmuş ve kadınların cinsel, sosyal ve politik hakları için ömür boyu mücadele etmiştir. Batı’da “Arap dünyasının Simone de Beauvoir’ı” olarak anılan El Sadaavi, hem İslamcı muhafazakârlık hem de otoriter rejimler tarafından sıkça hedef alınmasına rağmen fikirlerinden vazgeçmemiştir.
Ölümüne kadar feminist hareketin sembol isimlerinden biri olarak kalan Neval El Sadaavi, Mısır ve Arap dünyasında kadın haklarının en güçlü seslerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Eserleri birçok dile çevrilmiş ve dünya çapında kadın kurtuluş mücadelesine ilham vermiştir.
Yorumlar (0)