Yunanistan Çiftçisi Direnişin Türküsünü Yazıyor

Siyasi destek eksikliği de ayrı bir yara. Yeni Demokrasi hükümeti, seçim vaatlerinde “tarım sektörünü güçlendireceğiz” demişti. Ancak enflasyonla mücadele programı kapsamında tarım sübvansiyonlarında kesintiye gidildi. Muhalefet partileri (SYRIZA, PASOK, KKE) ise meydandaki çiftçileri ziyaret ederek destek açıklamaları yapıyor. KKE’nin açıklamasında “AB’nin neoliberal tarım politikaları köylüyü yok ediyor” denirken, SYRIZA lideri “Hükümet çiftçiyi değil, büyük tarım şirketlerini koruyor” eleştirisini getirdi. Siyasetteki bu radikalleşme , protestonun sesini daha da yükseltiyor.

    Yunanistan  Çiftçisi Direnişin Türküsünü Yazıyor

Syntagma Meydanı Çiftçiler tarafından zapt edildi

Atina’nın kalbi Syntagma Meydanı, 14 Şubat 2026 itibarıyla traktörlerin, çadırların ve öfkeli çiftçilerin sesiyle dolup taşıyor. Partizan Greece hesabının aktardığı görüntülerde, Meclis binasının hemen önünde toplanan üreticiler, “Artık yeter!” diyor. Yıllardır biriken sorunlar –artık yakıt fiyatları, fahiş üretim maliyetleri, düşük alım fiyatları, ağır vergi yükü ve Avrupa Birliği’nin (AB) tarım politikaları– bu kez meydanı işgal ederek kendini gösterdi. Çiftçiler, hükümetten somut adımlar beklerken, sendika ve kooperatif temsilcileri birer birer kürsüye çıkıp taleplerini sıralıyor.

Olayın seyri oldukça net. Sabahın erken saatlerinde traktör konvoyları meydanın girişlerini kapattı. Ardından çadırlar kuruldu, pankartlar açıldı. Sendika yöneticileri mikrofon başına geçip hem kendi üyelerine moral verdi hem de hükümete seslendi: “Masaya oturun, yoksa buradan kalkmayız.” Hükümetle daha önce yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine yeni toplantı çağrıları hızla tekrarlandı. Meydanda kurulan sahnede konuşan bir kooperatif başkanı, “Biz burada ekmek parası için değil, gelecek nesillerin tarım yapabilme hakkı için direniyoruz” dedi. Sözleri alkışlarla karşılandı.

Peki sorunlar nereden kaynaklanıyor? Yunan çiftçisi son beş yıldır adeta bir kıskaç içinde. Akaryakıt fiyatlarındaki yüzde 40’lık artış, gübre ve tohum maliyetlerini uçurdu. Üretici fiyatları ise aynı oranda artmadı; tam tersine, ithal ürünlerin rekabeti yüzünden bazı ürünlerde fiyatlar geriledi. Örneğin zeytinyağı üreticileri, İspanya ve İtalya’dan gelen ucuz ithalat nedeniyle ton başına 500-600 avro kayıp yaşıyor. Vergi yükü de cabası: Çiftçiler hem KDV hem de özel tüketim vergisiyle boğuşuyor. AB’nin Ortak Tarım Politikası (CAP) ise vaat ettiği destekleri zamanında ve yeterli miktarda sağlayamıyor. 2023-2027 dönemi için ayrılan fonların büyük kısmı bürokratik engellere takılıyor, küçük ölçekli çiftçiler ise bu fondan neredeyse hiç pay alamıyor.

Siyasi destek eksikliği de ayrı bir yara. Yeni Demokrasi hükümeti, seçim vaatlerinde “tarım sektörünü güçlendireceğiz” demişti. Ancak enflasyonla mücadele programı kapsamında tarım sübvansiyonlarında kesintiye gidildi. Muhalefet partileri (SYRIZA, PASOK, KKE) ise meydandaki çiftçileri ziyaret ederek destek açıklamaları yapıyor. KKE’nin açıklamasında “AB’nin neoliberal tarım politikaları köylüyü yok ediyor” denirken, SYRIZA lideri “Hükümet çiftçiyi değil, büyük tarım şirketlerini koruyor” eleştirisini getirdi. Siyasetteki bu radikalleşme , protestonun sesini daha da yükseltiyor.

Meydandaki atmosfer hem kararlı hem de endişeli. Çadırların arasında dolaşan genç çiftçiler, “Babalarımız 2010 krizinde toprağı bırakmadı, biz de bırakmayacağız” diyor. Kadın üreticiler ise “Aile çiftliklerimizi kurtaracağız” pankartları taşıyor. Polis ise meydanın etrafında barikat kurmuş durumda ama şimdilik müdahale yok. Yetkililer, “Diyalog kapısı açık” açıklaması yapıyor; ancak çiftçiler, somut bir takvim ve rakam duymadıkça dağılmayacaklarını belirtiyor.

Bu protesto sadece Yunanistan’a özgü değil. 2024’te başlayan Avrupa çapındaki çiftçi eylemleri (Fransa, Belçika, Polonya, Romanya) hâlâ devam ediyor. Hepsinin ortak talebi aynı: ucuz ithalata karşı koruma, adil fiyat garantisi, yeşil dönüşümün maliyetini çiftçiye yüklememek. Yunanistan’da ise durum biraz daha kritik çünkü ülke ekonomisinin yüzde 4’ü tarıma dayanıyor ve kırsal nüfus hızla yaşlanıyor. Gençlerin şehre göçü, tarım arazilerinin boş kalmasına yol açıyor.

Syntagma Meydanı’ndaki direniş, önümüzdeki günlerde hükümetin alacağı karara göre şekillenecek. Eğer Başbakan Mitsotakis ek yakıt sübvansiyonu, vergi indirimi ve AB fonlarının hızlı dağıtımı gibi adımlar atarsa, meydan boşalabilir. Aksi takdirde protesto ülke geneline yayılabilir; Selanik, Patras ve Girit’te de benzer eylemler planlanıyor. Çiftçiler, “Bu sadece bir başlangıç” diyor.

Sonuç olarak, Syntagma Meydanı’nda yükselen ses, sadece Yunan çiftçisinin değil, tüm Avrupa’nın küçük üreticilerinin ortak çığlığı. Artan maliyetler karşısında ezilen, iklim kriziyle mücadele etmek zorunda bırakılan, bürokratik engellerle boğuşan çiftçiler, artık “susmayacağız” diyor. Hükümetlerin bu çığlığa kulak vermesi, hem gıda güvenliği hem de kırsal kalkınma açısından hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, Avrupa’nın tarım haritası önümüzdeki yıllarda çok daha boş görünecek.

Haber Nur Akalın

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış