İsrail’in Kirli Savaş Politikaları ve Gerçekler

Başkan Amil, yaptığı açıklamada “Bu haber tamamen asılsızdır. Güneydeki hiçbir belde Netanyahu’nun iddia ettiği yönde bir talepte bulunmadı. Böyle bir şeyi düşünmek bile söz konusu olamaz” dedi. Bu sözler, sadece bir belediye başkanının tepkisi değil; aynı zamanda Lübnan’ın güneyinde yaşayan Hristiyan toplulukların ortak duruşunu yansıtan tarihi bir beyandır. Amil’in ifadeleri, Lübnan’ın ayrılmaz bir parçası olan bu beldelerin, ne baskı ne de manipülasyon karşısında kimliklerinden ve topraklarından vazgeçmeyeceğini bir kez daha tüm dünyaya ilan etti.

İsrail’in Kirli Savaş Politikaları ve Gerçekler

 

Lübnan’ın Güneyi  Gerçeklikle İle Yalan Arasındaki Keskin Çizgi

 

Lübnan’ın güneyinde, yıllardır süren gerilim ve çatışmaların gölgesinde, bir kez daha gerçeklik ile yalan arasında keskin bir çizgi çekildi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Fox News kanalına verdiği röportajda, Lübnan’ın güneyindeki bazı Hristiyan kasaba ve beldelerin Hizbullah’tan korunmak amacıyla İsrail’e katılmayı talep ettiğini öne sürdü. Bu iddia, hem Lübnan halkı hem de uluslararası kamuoyu nezdinde büyük tepkiyle karşılandı. Rumeyş Belediye Başkanı Amil, bu asılsız iddiayı en net ve en kararlı şekilde yalanlayarak, Lübnan’ın ulusal bütünlüğüne ve vatansever ruhuna güçlü bir vurgu yaptı.

Başkan Amil, yaptığı açıklamada “Bu haber tamamen asılsızdır. Güneydeki hiçbir belde Netanyahu’nun iddia ettiği yönde bir talepte bulunmadı. Böyle bir şeyi düşünmek bile söz konusu olamaz” dedi. Bu sözler, sadece bir belediye başkanının tepkisi değil; aynı zamanda Lübnan’ın güneyinde yaşayan Hristiyan toplulukların ortak duruşunu yansıtan tarihi bir beyandır. Amil’in ifadeleri, Lübnan’ın ayrılmaz bir parçası olan bu beldelerin, ne baskı ne de manipülasyon karşısında kimliklerinden ve topraklarından vazgeçmeyeceğini bir kez daha tüm dünyaya ilan etti.

Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın da aktardığı üzere, böyle bir ihtimalin gündeme gelmesi dahi mümkün değildir. Başkan Amil, daha önce 15 Hristiyan beldesinin benzer iddiaları açıkça yalanladığını hatırlatarak, Netanyahu’nun açıklamalarının ne kadar gerçek dışı ve provokatif olduğunu ortaya koydu. Bu beldeler, yıllardır Lübnan’nın bir parçası olmuştur.  Onlar için Lübnan kimliği, sadece bir coğrafi aidiyet değil; aynı zamanda onur, direnç ve mirastır.

Güney Lübnan’ın Hristiyan beldeleri, tarih boyunca hem dış tehditlere karşı hem de iç bölünmelere karşı Lübnan’ın birliği için önemli rol oynamıştır. Netanyahu’nun iddiası, bu beldeleri Hizbullah’tan “korunmak” bahanesiyle İsrail’e bağlamak istemektedir. Oysa gerçek, tam tersidir: Bu kasabalar, Lübnan’ın  bir parçası olduklarını sıkça dile getirmektedirler.  Başkan Amil’in altını çizdiği gibi, bu topluluklar “Lübnan’ın ayrılmaz bir parçası olduğunu, toprağa bağlılığı ve Lübnan kimliğine sahip çıkmasıyla öne çıkmaktadır.” Bu vurgu, son derece önemlidir. Çünkü güneydeki Hristiyan vatandaşlar, ne Hizbullah’la ne de başka herhangi bir güçle çatışma içinde değildir; onlar Lübnan’ın bir parçası olarak, kendi topraklarında huzur ve egemenlik içinde yaşamak istemektedir.

Netanyahu’nun bu tür açıklamaları tesadüf değildir. Uzun zamandır İsrail’in Lübnan politikası, bölgede kaos yaratmak, toplulukları birbirine düşürmek ve nihayetinde Lübnan’ın güneyini istikrarsızlaştırmak üzerine kuruludur. Daha önce defalarca yalanlanan iddiaların yeniden gündeme getirilmesi, bu stratejinin bir parçasıdır. Başkan Amil’in de ifade ettiği üzere, bu yalanların tekrar tekrar ortaya atılmasına şaşırmamak elde değil. Lübnan halkı, bu tür manipülasyonlara karşı yılların tecrübesiyle donanmıştır. Güneydeki beldeler, ne İsrail’in vaatlerine ne de korku siyasetine kanmayacaktır.

 Netanyahu’nun Fox News’teki açıklamaları, Lübnan’ın güneyindeki gerçekliği yansıtmamaktadır. Rumeyş Belediye Başkanı Amil’in cesur ve net tavrı, bu gerçeği bir kez daha tescil etmiştir.

Bu topraklar, binlerce yıllık bir medeniyetin, direnişin ve barış arayışının yurdudur. Hiçbir yalan, hiçbir provokasyon, bu gerçeği tersine çevirmeyecek gibi görünmektedir. Rumeyş’ten tüm güneye, oradan da Beyrut’a uzanan bu güçlü irade beyanı, Lübnan’ın geleceğinin en büyük güvencesidir.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış