Kadın Komünist Yoldaş

1938 yılı, Fatma Nudiye ve Hikmet Kıvılcımlı için ağır bir darbe yılı oldu. Yavuz Zırhlısı’nda bir öğrencinin dolabında Kıvılcımlı Kütüphanesi’nden çıkma broşürlerin bulunması, ikilinin gözaltına alınmasına yol açtı. Orduyu isyana teşvik ve komünist faaliyet suçlamasıyla yargılandılar. Yargılama sonucunda Fatma Nudiye Yalçı, 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve Sinop Kadın Cezaevi’ne gönderildi.

Kadın Komünist Yoldaş

Sinop Kadın Cezaevi’nde On Yıl

Fatma Nudiye Yalçı, 1904 yılında İstanbul’un köklü ve varlıklı bir ailesinde dünyaya geldi. Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e geçişin çalkantılı yıllarında büyüyen bu aydın kadın, hem dönemin entelektüel birikimini hem de toplumsal mücadele ruhunu şahsında birleştirdi. Darülfünun Felsefe Bölümü’nde yükseköğrenim gördü. Üniversite yıllarında edebiyata duyduğu ilgi, onu sadece bir öğrenci olmanın ötesine taşıdı. Mezuniyetinin ardından dönemin önde gelen gazetecilerinden Nizamettin Nazif’le evlendi ve Nudiye Nizamettin adını aldı. Bu evlilik, hayatının dönüm noktalarından biri oldu. Marksist düşünceyle ilk ciddi tanışmasını eşinden yaşayan Nudiye, bu yeni dünya görüşünü hızla içselleştirdi. Ancak evlilik 1928’de boşanmayla sonuçlandı.

Boşanmanın ardından Fatma Nudiye, dönemin muhalif ve sol eğilimli aydınlarının buluşma noktası haline gelen Resimli Ay dergisi çevresinde yer aldı. Burada, ileride hayatının en önemli insanı olacak Doktor Hikmet Kıvılcımlı ile tanıştı. 1932’den itibaren birlikte yaşamakta karar kıldılar. İkisi de aynı idealin peşinde koşuyordu: Marksist düşünceyi Türkiye’de yaymak ve örgütlemek. Birlikte “Marksizm Bibliyoteki” adlı bir kitabevi kurdular. Daha sonra Kıvılcımlı Kütüphanesi’nde yayıncılık faaliyetlerini sürdürdüler. Fatma Nudiye, kendi kaleme aldığı Sosyete ve Teknik adlı kitabını Hikmet Kıvılcımlı’ya ithaf etti. Bunun yanı sıra, Engels’in Maymunun İnsanlaşması Prosesinde Emeğin Rolü ve Marksizmin Prensipleri ile Marx’ın Klasik Alman Felsefesinin Sonu ve Ludwig Feuerbach ile Enternasyonal İşçiler Cemiyetini Açış Hitabesi gibi temel eserleri Türkçe’ye kazandırdı. Bu çeviriler, o dönemde sol düşüncenin Türkiye’deki gelişimi açısından büyük önem taşıyordu.

1938 yılı, Fatma Nudiye ve Hikmet Kıvılcımlı için ağır bir darbe yılı oldu. Yavuz Zırhlısı’nda bir öğrencinin dolabında Kıvılcımlı Kütüphanesi’nden çıkma broşürlerin bulunması, ikilinin gözaltına alınmasına yol açtı. Orduyu isyana teşvik ve komünist faaliyet suçlamasıyla yargılandılar. Yargılama sonucunda Fatma Nudiye Yalçı, 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve Sinop Kadın Cezaevi’ne gönderildi.

Sinop Cezaevi, o dönemde birçok siyasi mahkûm için hem bir ıstırap hem de direniş mekânıydı. Fatma Nudiye, on yıl boyunca bu hapishanenin dar ve karanlık koğuşlarında kaldı. Varlıklı bir ailenin kızı olarak doğmuş, felsefe okumuş, çeviriler yapmış bir entelektüel için bu yıllar kolay geçmedi. Ancak o, cezaevi koşullarına rağmen ideallerinden vazgeçmedi. Okumaya, düşünmeye ve çevresindekileri etkilemeye devam etti. 1948’de tahliye olduğunda, 44 yaşındaydı ve arkasında on yıllık ağır bir hapis deneyimi bırakmıştı.

Tahliyesinden sonra hayatı yine Hikmet Kıvılcımlı ile iç içe geçti. Kıvılcımlı, Sultanahmet Cezaevi’nden tanıdığı Emine Hanım’la evlense de Fatma Nudiye’nin Kıvılcımlı’ya duyduğu platonik ve derin bağlılık hiç azalmadı. 1954’te Kıvılcımlı’nın kurduğu Vatan Partisi’ne üye oldu ve aktif bir şekilde parti çalışmalarına katıldı. 1957 seçim kampanyasında Sirkeci’de düzenlenen mitingde konuşma yaparken başına kiremit parçası isabet etti ve yaralandı. Bu olay, partiye yönelik baskıların habercisiydi. 1958’de Vatan Partisi kapatıldı ve “ameleden adamları mevki-i iktidara getirmek” suçlamasıyla Fatma Nudiye ve diğer yöneticiler tutuklandı. İki yıl tutuklu kaldıktan sonra beraat etti.

1960’lı yıllardan itibaren Fatma Nudiye Yalçı, aktif siyasi hareketlerden uzak durmayı tercih etti. Sağlığı giderek bozuluyordu. 1965’te kanser tedavisi için yurtdışına çıktı. Romanya üzerinden Bulgaristan’a geçti. 1967-1969 yılları arasında Doğu Almanya’nın Leipzig şehrinde TKP’nin (Türkiye Komünist Partisi) sesi olan “Bizim Radyo” yayınlarında çalıştı. Bu, onun mücadelesinin son halkasıydı. 1969 yılında Sofya’da hayata gözlerini yumdu ve orada defnedildi.

Fatma Nudiye Yalçı’nın hayatı, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde bir kadının entelektüel ve siyasi mücadelede nasıl ön saflarda yer alabileceğinin çarpıcı bir örneğidir. Varlıklı bir aileden gelmesine rağmen konforunu terk edip, düşünce uğruna hapis yatmayı, sürgünü ve yalnızlığı göze alması, onun inancının derinliğini gösterir. Sinop Kadın Cezaevi’nde geçirdiği on yıl, sadece bir ceza değil, aynı zamanda bir direniş okuluydu. O, hem çevirileriyle hem de cesaretiyle Türkiye sol hareketine iz bırakan kadınlardan biri olarak tarihe geçti.

Bugün onun adı, belki de yeterince anılmıyor. Oysa Fatma Nudiye Yalçı, Türkiye’nin çağdaşlaşma serüveninde düşünceyle eylemi birleştirmiş, bedel ödemiş ve sessizce tarihe karışmış bir aydın portresidir. Onun gibi kadınların hikâyeleri, sadece geçmişin değil, bugün de ilham almamız gereken bir mirastır..

Kadın Komünist Yoldaş

Haber nur akman

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış