Suriye'de Özerk Yönetimden Merkeziyetçi Yaklaşıma Zorlu Bir Geçiş

Demhat Tolhildan, Suriye, Rojava ve Orta Doğu'daki gelişmeleri yakından takip ederek bölgedeki çatışmaları ve siyasi süreçleri değerlendiren bağımsız bir saha gazetecisi ve analisttir. Çeşitli medya platformlarına ve haber ajanslarına Suriye'nin geleceği, özerk yönetimler ve bölgedeki silahlı çatışmalar üzerine haber ve analizler sunmaktadır.

 Suriye'de  Özerk Yönetimden Merkeziyetçi Yaklaşıma Zorlu Bir Geçiş

 

Entegrasyon Süreci Hangi Aşamada

Gazeteci Demhat Tolhıldan’ın da dikkat çektiği gibi, Suriye’nin kuzeydoğusunda özerk yönetimin Şam yönetimiyle entegrasyon süreci, başlangıçtaki umutlu açıklamalara rağmen pratikte oldukça sancılı ilerliyor. Mart 2025’te imzalanan ilk mutabakattan bu yana geçen sürede, özerk kurumların kendi yapısını koruyarak yeni sisteme dahil olacağı beklentisi, yerini Şam’ın “tam teslimiyet” taleplerine bıraktı. Bugün itibarıyla süreç, askeri ve idari entegrasyonun kısmi adımlar attığı ancak temel siyasi sorunların çözülemediği bir aşamada bulunuyor.

Süreç, 10 Mart 2025 anlaşmasıyla resmen başladı. Bu anlaşma, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG/SDF) Suriye ordusuyla entegrasyonunu, özerk yönetim kurumlarının devlet yapılarına dahil edilmesini ve kuzeydoğunun merkezi otoriteye bağlanmasını öngörüyordu. Ancak pratik uygulama, beklentilerden çok farklı bir tablo çizdi. Gazeteci Demhat Tolhıldan’ın vurguladığı üzere, Şam’ın yaklaşımı baştan beri kurumların bireysel teslimiyetine dayanıyor. Özerk yönetimin (DAANES) kendi kurumsal kimliğini koruma umudu, zamanla erozyona uğradı. Özellikle Ocak 2026’daki askeri gerilimler ve Aleppo’daki çatışmalar sonrası, SDG’nin elindeki bazı bölgelerde hızlı bir güç kayması yaşandı.

Askeri Entegrasyonda Kısmi İlerleme

Ocak 2026’da varılan ateşkes ve takip eden anlaşmalarla askeri entegrasyonda belli adımlar atıldı. SDG’ye bağlı bazı birliklerin Suriye ordusu bünyesinde tugay veya tümen yapısında kalması konusunda mutabakat sağlandı. Haseke ve Kamışlı gibi kent merkezlerine İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerin girişi başladı. Asayiş güçlerinin yerel polis yapısına entegrasyonu için görüşmeler sürüyor. Ancak bu süreç, bireysel katılımı ön plana çıkarıyor; SDG’nin ayrı bir komuta zincirini koruma talebi büyük ölçüde reddediliyor.

SDG Komutanı Mazlum Abdi ve yetkililer, görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini belirtse de, pratikte birçok sorun devam ediyor. Petrol sahaları, sınır kapıları ve stratejik tesislerin yönetimi kademeli olarak Şam’a devrediliyor. Öte yandan, YPJ gibi kadın savunma birimlerinin statüsü ve kadın temsilinin genel yapıda korunması hâlâ tartışmalı başlıklar arasında yer alıyor.

İdari ve Siyasi Boyut: Çıkmazlar Devam Ediyor

Demhat Tolhıldan’ın eleştirdiği temel nokta burada belirginleşiyor: Özerk yönetim kurumlarının korunarak entegrasyonu yerine, tam teslimiyet dayatılıyor. Eğitim diplomalarının denkliği, belediye ve yerel yönetim atamaları, Kürtçe eğitim hakkı gibi konular hâlâ belirsiz. Kadın temsiliyeti konusunda da Şam’ın onayladığı atamalar sınırlı kalıyor.

Büyük umutlarla girilen bu yol, birçok gözlemciye göre bir çıkmaza dönüşme riski taşıyor. Eşit yurttaşlığı esas almayan bir çözümün kalıcı barış getirmesi zor görünüyor. Kuzeydoğu Suriye’nin etnik ve dini çeşitliliği, merkeziyetçi bir modelle yönetilmeye çalışıldığında yeni gerilimlere yol açabilir. Özellikle Arap aşiretleri ile Kürt nüfus arasındaki dinamikler, dış aktörlerin (Türkiye, ABD) etkileriyle daha da karmaşık hale geliyor.

Gelecek Ne Gösteriyor?

Mayıs 2026 itibarıyla entegrasyon süreci “devam ediyor” ancak tamamlanmaktan uzak. Bazı bakanlıklara SDG’den isimler önerildi, yerel idarelerde geçişler başladı. Ancak siyasi temsilde (parlamento, anayasa süreci) Kürtlerin rolü ve özerklik unsurlarının geleceği belirsizliğini koruyor. Tolhıldan gibi yerel gazeteciler, Şam’ın oyalayıcı tutumunun ve pratikteki merkeziyetçi baskının, umutları erittiğini ifade ediyor.

Suriye’nin istikrarı için bu entegrasyon kritik önemde. Ancak eşit yurttaşlık, kültürel haklar ve yerel yönetimlerin belirli bir özerkliğinin tanınmadığı bir model, kağıt üzerinde birleşme sağlasa da toplumsal barışı riske atabilir. Sürecin önümüzdeki aylarda nasıl evrileceği, hem Şam’ın esneklik göstereceğine hem de uluslararası aktörlerin tutumuna bağlı. Şimdilik, “büyük umutlar” ile başlayan yolculuk, zorlu bir gerçeklikle yüzleşiyor.

Bu tablo, Suriye’nin 14 yıllık savaş sonrası yeniden inşasının en kritik sınavlarından biri olmaya devam ediyor. Eşitlik ve kapsayıcılık temel alınmazsa, entegrasyonun kalıcı bir çözüm yerine yeni bir gerilim kaynağı haline gelme ihtimali yüksek.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış