Avrupa Parlamentosu 2025 Türkiye Raporu

Rapor, muhalefet partilerinden 28 belediye başkanının tutuklanmasını ve 11 belediyeye kayyum atanmasını “yerel demokrasinin işleyişine vurulan ağır bir darbe” olarak tanımlıyor. Halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin yok sayıldığını belirten AP, bu uygulamaların Türkiye’de demokratik normlardan uzaklaşmanın somut bir göstergesi olduğunu kaydetti.

Avrupa Parlamentosu 2025 Türkiye Raporu

 

 Demokrasi ve Hukuk Devleti İçin Sert Uyarı

 Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye’deki demokratik gerileme, yargı bağımsızlığının erozyonu ve temel hak ihlallerini ağır bir dille eleştiren 2025 Türkiye Raporu’nu yayımladı. Rapor, özellikle yerel seçimler sonrası artan siyasi baskılar, muhalif belediye başkanlarına yönelik tutuklamalar ve ifade özgürlüğüne yönelik sistematik müdahaleler üzerine yoğunlaşıyor. Raportör Nacho Sánchez Amor’un hazırladığı metin, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir gerilim dönemine işaret ediyor.

Raporun en dikkat çeken bölümü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun durumu. 19 Mart 2025 tarihinden beri “uydurma suçlamalarla” cezaevinde tutulduğu belirtilen İmamoğlu’nun durumu, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi ana muhalefetin en güçlü adayını tasfiye girişimi olarak nitelendiriliyor. Raporda, bu gelişmenin “Türkiye’de siyasi rekabetin ve yargı bağımsızlığının geldiği tehlikeli noktayı gözler önüne serdiği” vurgulanıyor.

Raportör Sánchez Amor, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bu karar, Türkiye’de siyasi rekabetin ve yargı bağımsızlığının geldiği tehlikeli noktayı gözler önüne seriyor.”

Yerel Demokrasiye Ağır Darbe: Kayyum Rejimi

Rapor, muhalefet partilerinden 28 belediye başkanının tutuklanmasını ve 11 belediyeye kayyum atanmasını “yerel demokrasinin işleyişine vurulan ağır bir darbe” olarak tanımlıyor. Halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin yok sayıldığını belirten AP, bu uygulamaların Türkiye’de demokratik normlardan uzaklaşmanın somut bir göstergesi olduğunu kaydetti.

Avrupa milletvekilleri, kayyum atamalarının yalnızca yerel yönetimleri değil, aynı zamanda Türkiye’nin genel demokrasi seviyesini de derinden sarstığını ifade ediyor. Rapor, bu tür müdahalelerin AB standartlarıyla bağdaşmadığını ve Türkiye’nin reform sürecini olumsuz etkilediğini belirtiyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’e Yaptırım Çağrısı

Raporun bir diğer önemli maddesi, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında. Bakanın, devletin baskıcı mekanizmalarındaki rolü mercek altına alınıyor. AP, Gürlek’in AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi (Magnitsky benzeri mekanizma) kapsamında kısıtlayıcı tedbirlere tabi tutulması çağrısını yineliyor. Bu çağrı, Türk yargı sistemindeki siyasi etkilenmeye karşı Avrupa’nın artan tepkisini yansıtıyor.

Basın Özgürlüğüne Sistemik Baskı

Bağımsız medyaya yönelik baskılar, raporun en kapsamlı bölümlerinden birini oluşturuyor. Rapor, son dönemde yaşanan tutuklama ve cezalandırma örneklerini tek tek sıralıyor:

  • Gazeteci Alican Uludağ’ın ailesinin gözü önünde gözaltına alınması,
  • Tele1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın “casusluk” suçlamasıyla cezaevinde tutulması,
  • Gazeteci Furkan Karabay’a verilen ev hapsi,
  • Fatih Altaylı’ya verilen hapis cezası.

Bu vakalar, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün ciddi bir tehdit altında olduğunu bir kez daha uluslararası gündeme taşıyor. Rapor, bağımsız medyanın susturulmasının, demokratik denetim mekanizmalarını felç ettiğini vurguluyor.

Ülkü Ocakları ve Aşırılık Endişesi

Raporun dikkat çeken bir başka başlığı da Ülkü Ocakları (Bozkurtlar). İktidar koalisyonunun ortağı MHP ile bağlantılı olduğu belirtilen örgütün ırkçı ve aşırılıkçı faaliyetleri, özellikle AB ülkelerindeki yayılımı nedeniyle büyük endişe yaratıyor. Avrupa Parlamentosu, Ülkü Ocakları’nın AB genelindeki faaliyetlerinin yasaklanması olasılığını resmen gündeme getiriyor.

Bu talep, Türkiye’deki milliyetçi-muhafazakâr ittifakın Avrupa’daki Türk diasporası üzerindeki etkisine dair artan kaygıları yansıtıyor.

Gri Pasaport İstismarı

Rapor ayrıca Türk Hükümeti’nin “hizmet pasaportu” olarak bilinen gri pasaportların kötüye kullanımını da eleştiriyor. Bu pasaportların özellikle belirli kişiler ve kurumlar tarafından sistematik olarak istismar edildiği, uluslararası güveni zedeleyen bir ihlal olarak kayıtlara geçti.

Genel Değerlendirme

Avrupa Parlamentosu 2025 Türkiye Raporu, Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut durumunu özetleyen en kapsamlı eleştirel metinlerden biri olarak öne çıkıyor. Rapor, Türkiye’de hukukun üstünlüğü, temel haklar ve demokratik kurumların işleyişi konusunda derin kaygılar taşıdığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Uzmanlar, raporun AB Komisyonu ve üye ülkeler üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde Türkiye ile yürütülecek müzakerelerde belirleyici olabileceğini belirtiyor. Özellikle gümrük birliği güncellemesi, vize muafiyeti ve mali işbirliği gibi başlıkların, Türkiye’deki reform adımlarına bağlı olarak şekilleneceği öngörülüyor.

Raporun yayımlanmasının ardından Türkiye’den resmi bir tepki gelmesi beklenirken, muhalefet partileri metni “objektif ve cesur bir tespit” olarak değerlendirdi. Konunun yakından takip edileceği belirtiliyor.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış

İlginizi Çekebilir