Kırmızı Selam Yoldaş
Bugün, 20 Haziran 2026, devrimci sosyalist lider Clara Zetkin’in aramızdan ayrılışının 93. yıldönümü. 1857’de doğup 1933’te SSCB’de sürgünde hayata gözlerini yuman Zetkin, 20. yüzyılın en önemli kadın devrimcilerinden biri olarak tarihe geçti. Almanya işçi hareketinin önde gelen figürlerinden, Sosyal Demokrat Parti’nin radikal kanadının militanı, Spartakist Birlik’in ve Almanya Komünist Partisi’nin (KPD) kurucularından ve Komünist Enternasyonal’in önde gelen yöneticilerinden biriydi. Proleter kadın hareketinin en güçlü seslerinden olan Zetkin, kapitalizm altında kadının ezilmişliğine karşı teorik ve pratik mücadele verdi. Kadın özgürlüğünü sosyalizmle iç içe geçiren vizyonuyla, emekçi kadınların haklarını işçi sınıfı mücadelesinin ayrılmaz parçası haline getirdi.
Clara Zetkin, 1857’de bir öğretmen ailesinin kızı olarak dünyaya geldi. Gençliğinde Sosyal Demokrat Parti’ye (SPD) katıldı ve partinin Marksist kanadında hızla yükseldi. O dönemlerde kadınların siyasete katılımı neredeyse imkânsız görülürken, Zetkin hem teorisyen hem de örgütleyici kimliğiyle öne çıktı. Kapitalizmin kadınları nasıl çifte sömürüye maruz bıraktığını – hem ücretli işçi hem de ev içi emekçi olarak – keskin bir biçimde analiz etti. Ona göre kadınların kurtuluşu, ancak sınıf mücadelesi ve sosyalizmle mümkün olabilirdi. Bu görüşlerini “Kadın ve Sosyalizm” gibi çalışmalarında sistematik olarak geliştirdi.
Zetkin’in en kalıcı katkılarından biri, uluslararası proleter kadın hareketini örgütlemesiydi. 1910 Ağustos’unda Kopenhag’da toplanan İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda, Dünya Kadınlar Günü’nün her yıl kutlanması yönündeki tarihi öneriyi sunan kişiydi. Bu öneri kabul edildi ve 8 Mart, kadınların eşitlik, adalet ve barış mücadelesinin sembolü haline geldi. Zetkin için 8 Mart, yalnızca bir kutlama günü değil, kapitalizme karşı örgütlenme ve mücadele çağrısıydı. Kadınların oy hakkı mücadelesinin de öncülerindendi; ancak burjuva feminizminin sınıf gerçekliğinden kopuk yaklaşımını eleştirerek, emekçi kadınların taleplerini ön plana çıkardı.
Birinci Dünya Savaşı yılları, Zetkin’in devrimci kimliğinin en net ortaya çıktığı dönem oldu. Savaşa karşı tutumu nedeniyle SPD’den ayrıldı. Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg ile birlikte Spartakist Birlik’i kurdu. 1919’da Almanya Komünist Partisi’nin kuruluşunda aktif rol aldı ve partinin önde gelen yöneticilerinden biri haline geldi. Weimar Cumhuriyeti döneminde KPD’yi Reichstag’da temsil etti (1920-1933). Parlamentoda sadece konuşmacı değil, aynı zamanda devrimci mücadelenin bir sözcüsüydü. Kapitalizmin krizini, faşizmin yükselişini ve emperyalist politikaları keskin bir dille eleştirdi.
Zetkin’in en unutulmaz anlarından biri, Nazilerin iktidara geldiği 1933’te yaşandı. Reichstag’ın en yaşlı üyesi sıfatıyla parlamento oturumunu açma görevi ona düşmüştü. Hitler ve Nazi Partisi’ne yönelik 40 dakikalık ateşli bir konuşmayla kürsüye çıktı. Faşizmin tehlikesini, işçi sınıfına ve demokrasiye yönelik tehditleri cesurca teşhir etti. Bu konuşma, onun devrimci inancının ve korkusuzluğunun sembolü oldu. Kısa süre sonra Nazi teröründen kaçarak Sovyetler Birliği’ne sığındı ve 1933’te orada hayata veda etti.
Clara Zetkin, sadece bir politikacı ya da feminist değildi; o, bütünlüklü bir devrimciydi. Kadın sorununun sınıf sorununun parçası olduğunu savundu. “Kadınlar, sizler evin köleleri olmaktan çıkıp toplumun özgür yurttaşları haline geleceksiniz” derken, sosyalizmin vaat ettiği özgürlüğü işaret ediyordu. Mücadelesi, bugün de devam eden cinsiyet eşitliği ve sınıf mücadelesi tartışmalarına ilham veriyor.
93 yıl sonra onu anarken, Zetkin’in hayatı bize şunu hatırlatıyor: Gerçek özgürlük, bireysel değil kolektiftir. Kapitalizmin yarattığı çifte sömürüye karşı durmak, örgütlenmek ve uluslararası dayanışmayı büyütmek gerekir. Dünya Kadınlar Günü’nün mimarlarından birinin mirası, hâlâ kadınların ve tüm emekçilerin mücadele bayrağıdır.
Kırmızı Selam, Yoldaş Clara Zetkin!
Mücadelen devam ediyor.
Yorumlar (0)