Ne Olacak Bu S-400’ler
Türkiye’nin 2017’de Rusya’dan yaklaşık 2,5 milyar dolara satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri, aradan geçen yıllarda bir “stratejik başarı” öyküsü olmaktan çok, ağır bir yük ve derin bir stratejik hata olarak kalmaya devam ediyor. Hulusi Akar’ın son açıklamalarında “bir şekilde çözülecek” diyerek F-35 programına dönüş umudunu dile getirmesi, aslında bu kararın yarattığı devasa maliyeti ve telafisi zor zararı bir kez daha gözler önüne seriyor. Ekonomik krizin pençesinde kıvranan bir ülkede böylesine pahalı bir silah sisteminin neden alındığı, hangi acil ihtiyaca dayandığı ve bugün hangi sonuçları doğurduğu hâlâ cevap bekleyen temel sorular.
AKP iktidarı, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Rusya ile ilişkileri onarma gayreti içinde S-400 anlaşmasını imzaladı. Resmi gerekçe, Türkiye’nin uzun menzilli hava savunma ihtiyacını karşılamak ve “ulusal egemenlik” adına Batı’dan bağımsız hareket etmekti. ABD ile Patriot görüşmeleri teknoloji transferi ve fiyat konusunda tıkanınca Rusya tercih edildi. Sistem NATO’ya entegre edilmeyecek, “müstakil” kullanılacaktı. Oysa NATO ve ABD, S-400’ün F-35 gibi kritik platformların güvenliğini riske atacağını defalarca ve net bir şekilde uyarmıştı. Bu uyarılar kulak arkası edildi.
Bugün ortada acı bir gerçek var: NATO ülkelerine ait silahları “düşman” olarak algılayan bir Rus yapısı olan S-400, Türkiye’nin savunma sistemine entegre bile edilemedi. Baştan beri bilinen bu uyumsuzluk, milyarlarca doları çöpe atmak anlamına geldi. Ekonomik krizle boğuşan halk için bu alım, zamlar, enflasyon ve yoksulluk olarak geri döndü. “Stratejik derinlik” ya da “çok yönlü dış politika” diye pazarlanan bu macera, aslında daha derin bir bağımlılığa yol açtı. Emperyalist güçler arasında top çevirme oyunu oynanırken, fatura yine halka kesildi.
Şimdi aynı sistemden kurtulma çabası yeni bir kriz başlığı haline geldi. “Nasıl çözülecek?” sorusunun cevabı muhtemelen yeni maliyetler, yeni tavizler ve yeni zamlar olacak. Halkın cebinden çıkan her kuruş, birilerinin jeopolitik hesaplarının bedeli olarak geri dönüyor. Ne F-35’lere dönüşün garantisi var ne de S-400’lerin yarattığı hasarın telafisi kolay. Bu tablo, iktidarın “bağımsızlık” söyleminin ne kadar sığ olduğunu gösteriyor.
Yorumlar (0)