Yaşlı Kadının Yuvası da mı Kamu Yararı
Kamulaştırma kararları artık Türkiye’de “kamu yararı” diye sunulan büyük bir talanın, rant düzeninin en kaba aracı haline geldi. Resmi açıklamalarda her seferinde aynı yalan tekrarlanıyor: “Kamu yararı.” Peki bu “yarar” kimin? Büyük şirketlerin, yandaş müteahhitlerin cebi mi, yoksa evinden, tarlasından, mahallesinden zorla çıkarılan halk mı?
Kütahya’da yaşananlar, bu sistemin ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Evini korumak için direnen yaşlı bir kadının görüntüsü, vicdanları sızlattı. Bir insan yuvasından, emek ömrünün biriktirdiği tek varlığından polis ve zabıta zoruyla nasıl çıkarılır? Bu nasıl “kamu yararı”dır? Gerçekte bu, halkın emeğiyle, alın teriyle kazandığı yaşam alanlarının, rantiyerlerin talanına açılmasıdır.
Köylerde tarım arazileri, şehirlerde dar gelirli emekçilerin, yaşlıların, yoksulların evleri birer birer hedef alınıyor. Ardından kapıya dayanan icra, zabıta ve polis gücü… Mahkemeler, Anayasa’daki mülkiyet hakkı, adil tazminat gibi kavramlar kâğıt üzerinde kalıyor. Acele kamulaştırma kararlarıyla insanlar kapı dışarı ediliyor, teklif edilen tazminatlar ise çoğu zaman piyasanın yarısı bile etmiyor. Şeffaflık yok, hesap verebilirlik yok. Sadece “karar alındı, çıkın” dayatması var.
Yurttaşlar isyan ediyor: “Halkın evi, toprağı, mahallesi rant düzeninin malı değildir!” Uzmanlar da uyarıyor: Bu uygulamalar Anayasa’yı çiğniyor, mülkiyet hakkını yok sayıyor, özellikle savunmasız yaşlıları ve yoksulları mağdur ediyor. Ama iktidar kulaklarını tıkıyor. Resmi makamlar hâlâ Kütahya’daki olayda somut bir açıklama yapmaktan kaçınıyor. Hangi proje için alındı bu karar? Kadına ne kadar komik bir tazminat teklif edildi? Tahliye için hangi yasal kılıf hazırlandı? Bunları hâlâ bilmiyoruz.
Bu olay, Türkiye’nin birçok yerinde tekrarlanan aynı hikâyenin sadece son halkası. Emekçilerin, köylülerin, dar gelirli vatandaşların yaşam alanları sistematik olarak gasp edilirken, “büyüme”, “yatırım”, “kalkınma” gibi kelimelerle perdeleniyor. Oysa gerçek olan çok basit: Halkın sırtından, halka rağmen, halkın aleyhine bir rant düzeni.
Yaşlı kadının direnişi, sadece bir ev mücadelesi değil. Bu, on yıllardır süren talana karşı halkın sessiz çığlığıdır. “Kamu yararı” denilerek yapılan her kamulaştırma, aslında halka karşı işlenen bir kamusal zarardır. Bu talana “dur” demek, artık sadece adalet değil, aynı zamanda onur meselesidir.
Yorumlar (0)