Kürt Sorununda Demokratik Çözüm: Barış, Demokrasi ve Emekçilerin Ortak Mücadelesi

Kürt sorunu Türkiye’nin yalnızca bir “güvenlik meselesi” değildir. Aynı zamanda demokrasi, eşit yurttaşlık, hukuk, emek ve toplumsal barış sorunudur. On yıllardır uygulanan güvenlikçi politikaların kalıcı bir çözüm üretemediği ortadadır. Çatışmanın sürmesi ise yalnızca Kürt halkının değil, bütün Türkiye halklarının ağır bedeller ödemesine yol açmıştır. Bu nedenle bugün silahların devreden çıkarılmasından ve demokratik siyasetin esas alınmasından söz ediliyorsa, bunun gerektirdiği siyasal ve hukuksal koşullar da yaratılmalıdır.

Kürt Sorununda Demokratik Çözüm: Barış, Demokrasi ve Emekçilerin Ortak Mücadelesi

Kürt Sorununda Demokratik Çözüm: Barış, Demokrasi ve Emekçilerin Ortak Mücadelesi

Kürt sorunu Türkiye’nin yalnızca bir “güvenlik meselesi” değildir. Aynı zamanda demokrasi, eşit yurttaşlık, hukuk, emek ve toplumsal barış sorunudur. On yıllardır uygulanan güvenlikçi politikaların kalıcı bir çözüm üretemediği ortadadır. Çatışmanın sürmesi ise yalnızca Kürt halkının değil, bütün Türkiye halklarının ağır bedeller ödemesine yol açmıştır.

Bu nedenle bugün silahların devreden çıkarılmasından ve demokratik siyasetin esas alınmasından söz ediliyorsa, bunun gerektirdiği siyasal ve hukuksal koşullar da yaratılmalıdır.

Silahsız Siyaset İçin Demokratik Siyaset Alanı Açılmalıdır

Bir taraftan “silahlar bırakılsın, siyaset yapılsın” denilirken diğer taraftan demokratik siyaset alanının daraltılması temel bir çelişkidir.

Silahsız siyasetin gerçek anlamda mümkün olması; ifade, örgütlenme, basın ve siyasal faaliyet özgürlüklerinin güvence altına alınmasını gerektirir. Seçilmiş temsilcilerin ve muhalif siyasetçilerin durumları da evrensel hukuk ilkeleri, adil yargılanma hakkı ve bağlayıcı yargı kararları çerçevesinde ele alınmalıdır.

Abdullah Öcalan'ın hukuki statüsü ve cezaevi koşulları dahil olmak üzere cezaevindeki siyasal aktörlere ilişkin tartışmalar da hukuk devleti ilkeleri temelinde yürütülmelidir. Barış ve silahsızlanmaya yönelik bir süreç geliştirilecekse bunun hukuksal zemini açık, öngörülebilir ve herkes bakımından eşit olmalıdır.

Silahlı mücadeleyi bırakarak demokratik siyasal yaşama katılmak isteyenlerin ülkeye dönüşlerinin hangi hukuki mekanizmalarla mümkün olacağı da TBMM'nin dahil olduğu şeffaf bir süreçte düzenlenmelidir.

Güvenlik Paradigması Yerine Demokratik Çözüm

Kürt sorununun çözümü yalnızca Milli Güvenlik Kurulu'nun, güvenlik bürokrasisinin ya da yürütme organının kararlarına bırakılamaz.

Sorunun çözüm adreslerinden biri demokratik siyaset ve TBMM olmalıdır.

Çünkü mesele yalnızca silahların bırakılması değildir. Anadilin kullanımı ve kültürel haklardan siyasal temsile, yerel demokrasiden ifade ve örgütlenme özgürlüğüne kadar uzun yıllardır tartışılan sorunların demokratik mekanizmalar içerisinde ele alınması gerekir.

Kürt sorununu sürekli güvenlik başlığı altında tutmak, sorunun siyasal ve toplumsal nedenlerinin tartışılmasını da zorlaştırmaktadır.

Barışın Sınıfsal Boyutu da Görülmelidir

Sosyalistler açısından mesele bununla da sınırlı değildir.

On yıllardır devam eden çatışma ortamının ekonomik ve toplumsal maliyetini ağırlıklı olarak emekçiler ödedi. Savaş ve güvenlik politikalarına ayrılan kaynakların büyüklüğü ile eğitimden sağlığa, barınmadan sosyal güvenliğe kadar kamusal ihtiyaçlar arasındaki tercihlerin demokratik biçimde tartışılması gerekir.

Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ve bütün kimliklerden emekçilerin ortak çıkarı birbirleriyle çatışmakta değil; yoksulluğa, sömürüye ve hak gasplarına karşı demokratik zeminde birlikte mücadele edebilmektedir.

Milliyetçilik emekçileri birbirinden uzaklaştırdığında sınıfsal eşitsizliklerin üzerini de örtebilir. Bu nedenle barış mücadelesi ile emek, demokrasi ve sosyal adalet mücadelesini birbirinden koparmamak gerekir.

Kürt Sorununun Çözümü Türkiye'nin Demokratikleşmesinden Ayrı Düşünülemez

Yargının siyasal iktidarın etkisinden bağımsızlaştırılması, kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesi, parlamentonun etkinleştirilmesi ve temel hakların anayasal güvenceye kavuşturulması yalnızca Kürtlerin değil, bütün toplumun meselesidir.

Seçilmişlerin seçilmiş organlara hesap verdiği; yargının yürütmeden bağımsız olduğu; düşüncenin suç sayılmadığı; basının özgür olduğu; sendikal örgütlenmenin engellenmediği ve insanların kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir demokratik düzen, toplumsal barışın da temelidir.

Dolayısıyla Kürt sorununun demokratik çözümü, Türkiye'nin demokrasi sorunundan ayrı ele alınamaz.

Barış Yalnızca Silahların Susması Değildir

Barış, çatışmanın geçici olarak durmasından daha kapsamlıdır.

Gerçek ve kalıcı barış; silahların siyasal mücadeleden çıkarılması kadar, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasını, hukukun üstünlüğünün sağlanmasını ve toplumun bütün kesimlerinin eşit yurttaşlar olarak siyasal yaşama katılabilmesini gerektirir.

Bu nedenle silahsızlanma ile demokratikleşme birbirinin karşılığı olarak pazarlık konusu yapılmamalıdır. Birbirini tamamlayan toplumsal süreçler olarak görülmelidir.

Türkiye'nin ihtiyacı yeni güvenlik doktrinleri değil; halkların eşitliği, emekçilerin ortak çıkarları, demokratik hukuk devleti ve toplumsal barış temelinde yeni bir siyasal zemindir.

Türk ve Kürt emekçilerinin geleceği birbirinden ayrı değildir. Kalıcı barışın yolu halkları karşı karşıya getiren politikalardan değil; eşitlikten, özgürlükten, sosyal adaletten ve ortak demokratik mücadeleden geçer.

 

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış