Datça’da 221. Adalet ve Barış Buluşması: “Fonlarda Milyarlık Soygun, Emekliye Yoksulluk”
Datça’da her hafta düzenlenen Adalet ve Barış Buluşması’nın 221’incisinde, kamuoyunda tartışılan fon işlemleri ile emeklilerin ve dar gelirlilerin yaşadığı ekonomik sorunlar gündeme taşındı. Platform, “Yoksulluk kader değildir” mesajı verdi.
Datça Demokrasi Platformu (DDP), 29 Eylül Salı günü 221. Adalet ve Barış Buluşması kapsamında Berkin Elvan Yontusu önünde bir araya geldi.
Saat 18.00’de gerçekleştirilen buluşmada, “Fonlarda milyarlık soygun, emekliye yoksulluk” başlığıyla basın açıklaması yapıldı.
Eylemde, “Rant değil emek, vurgun değil onurlu yaşam”, “Fonlar birilerine servet, emekliye sefalet” ve “Açlık, yoksulluk, savaş kaderimiz değildir” yazılı dövizler taşındı.

Dönmez: “Yolsuzluklar Bir Avuç İnsanın Servetine Servet Katıyor”
Datça Demokrasi Platformu adına basın açıklamasını okuyan Hasan Hüseyin Dönmez, yolsuzluk iddiaları ile toplumun geniş kesimlerinin yaşadığı yoksulluk arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Dönmez, “Gün geçmiyor ki organize yolsuzluk ve hırsızlık haberleriyle uyanmayalım. Emekçi halk için açlık, sefalet ve umutsuzluk anlamına gelen bu yolsuzluklar, bir avuç insanın servetine servet katmasıyla sonuçlanıyor” dedi.
Açıklamada Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın, “En dehşetli hırsızlıklar, kanunun koruması altında yapılanlardır” sözüne de yer verildi. Dönmez, aradan bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen bu sözün güncelliğini koruduğunu savundu.
“Yoksulluk Kader Değildir”
Platform açıklamasında, Türkiye’de geçmişten bugüne yaşanan banker skandalları, banka ve kamu kaynaklarına ilişkin yolsuzluk iddiaları ile özelleştirme politikaları hatırlatılarak bunların yalnızca tekil olaylar olarak değerlendirilemeyeceği görüşü dile getirildi.
Gelir ve servet dağılımındaki eşitsizliğe dikkat çekilen açıklamada, emeklilerin, işçilerin ve dar gelirlilerin giderek ağırlaşan ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Datça Demokrasi Platformu açıklamasını şu çağrıyla tamamladı:
“Yoksulluk kader değildir. İşçilerin, emekçilerin, dar gelirlilerin, emeklilerin ve yoksulların omuz omuza vermesi gerekiyor. Bir kez daha söylüyoruz: Bu düzen böyle gitmez, gitmemelidir.”
Basın açıklamasının tam metni şöyle:
Basına ve Kamuoyuna
Sevgili Datçalılar, değerli basın emekçileri,
Gün geçmiyor ki organize yolsuzluk ve hırsızlık haberleriyle uyanmayalım. Emekçi halk için açlık, sefalet ve umutsuzluk anlamına gelen bu yolsuzluklar, bir avuç insanın servetine servet katmasıyla sonuçlanıyor.
Edebiyatçı Hüseyin Rahmi Gürpınar, “En dehşetli hırsızlıklar, kanunun koruması altında yapılanlardır” sözünü 20.yy başlarında dile getirmiştir. Yazar, büyük servetlerin yasal kılıflarla nasıl meşrulaştırıldığını, hukukun güçlüleri nasıl koruduğunu eserlerinde ironi yolu ile dikkat çeker. Aradan geçen bir asırdan fazla zamana rağmen bu sözlerin hâlâ güncelliğini koruması, yaşadığımız düzenin karakterini açıkça gözler önüne seriyor.
Zam, zulüm ve işkenceyle yoğrulmuş yoksulluk, ülkenin siyasi özeti haline geldi. Kırk yılı aşkın bir süredir aynı hikâye tekrar ediliyor: 1980’lerde bankerlik dolandırıcılığıyla başlayan, 1990’larda bankaların hortumlanması ve örtülü ödeneklerle süren, 2000’lerde hazine ihaleleri ve kamu kaynaklarının sistematik biçimde boşaltılmasıyla zirveye ulaşan bir süreç… Bunlar münferit sapmalar, “kötü niyetli birkaç kişinin” işi değildir. Yeni zenginler yaratmak, serveti yeniden dağıtmak ve halkın ortak varlıklarını bir avuç azınlığın eline geçirmek için bilinçli olarak kurgulanmış, sistematik girişimlerdir. Özelleştirme talanı ise bütün dönemlerin ortak damgası olmuştur. Her seferinde aynı el, aynı yöntem, aynı sonuç.
Tek adam rejimi pekiştikçe baskı ağırlaştı, yolsuzluk derinleşti. Paralelinde çöpten beslenmek zorunda kalanlar çoğaldı, açlıktan ölenler arttı, onuruna yediremeyenlerin intiharları sessizce yükseldi. Dünya yüksek teknolojinin sunduğu bolluğu, üretkenliği ve refahı yaşarken; burada zengini daha zengin, yoksulu ölüm kıyısında tutan adaletsiz bir dağılım hüküm sürüyor. İnsanın insanca yaşamasına izin vermeyen bu düzen, her yeniliği, her bilimsel ve teknolojik gelişmeyi sermayenin ve otoriter iktidarın hizmetine sunuyor. Ve bunu yapan, bizzat otoriter rejimin kendisidir.
Bugün kamu kaynaklarında yaşanan talanın tek sorumlusu da odur. İşçiden emekliye, dar gelirliden yoksula kadar herkesi hak aramaktan mahrum bırakan, örgütlenmeyi engelleyen, muhalefeti bastıran sistem; soyguna ve talana zemin hazırladığını her gün açıkça gösteriyor. Bu sistemin varlık gerekçesi, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul etmek üzerine kuruludur. Sistemi değiştirmeden soygun devam edecek, açlık artacak, onursuzlaştırma sürecektir.
Buradan bir kez daha sesleniyoruz:
Yoksulluk kader değildir.
Yoksulluk, sistemin adaletsiz dağılımının sonucudur. Sermaye düzeninin ve onu ayakta tutan otoriter yapının eseridir.
Çözüm, emekten, emekçiden ve yoksuldan yana bir düzenin inşası için bütün ezilenlerin ayağa kalkmasından geçiyor. Tek yol vardır: Bütün işçilerin, emekçilerin, dar gelirlilerin, emeklilerin ve yoksulların omuz omuza vererek bu sistemi değiştirmesi.
Bir kez daha söylüyoruz:
Bu düzen böyle gitmez.
Gitmemelidir.
Datça Demokrasi Platformu
Yorumlar (0)