Tarih boyunca halkların ilk özgürlük talebi Spartaküs öncülüğünde, Romalı kölelerin isyanıyla geldi… Üstünden 2bin yıl geçti…
“Özgür insan” ideası ilk kez “Magna Carta Libertatum’’la (Büyük Özgürlükler Sözleşmesi – 1215) kayıtlara geçti. Hukukun tiranlıktan üstünlüğünün belgelenmiş hâli tarihe yazıldı… Üstünden 8 yüzyıldan fazla geçti…
Aynı yıllarda, Anadolu ahiliği, laiklik ve hümanizm değerlerini hayata geçiren Ankara devleti ve tarihin ilk vatan savunmasıyla, halkların kulluktan bireyliğe evrimi yolunda aydınlanma devrinin önünü açıyordu…
Rönesansla birlikte aydınlanmayı Anadolu’dan sonra yeniden keşfeden Avrupa, karanlığın içinden “tricolor”un “özgürlük-eşitlik-kardeşlik” sloganlarıyla tiranlıkların yıkılmasıyla çıktı. Üstünden 2 yüzyıldan fazla geçti…
Avrupa’nın, özgürlük mücadelelerinin içinde yaşadı Karl Marx. “Filozoflar dünyayı yalnızca farklı şekillerde yorumlamışlardır, mesele onu değiştirmektir” diyerek, kendinden önceki düşünce tarihini ayakları üstüne oturttu ve “Birleşin! Başka yolu yok kurtuluşun” dedi tüm ezilenlere. Düşünceleri neredeyse 200 yıldır ilham veriyor emeğin özgürleşme kavgasına.
100 yılı geçti, Rusya’da Ekim devrimi, açgözlü savaş ve kırımlara rağmen, emeğin gücüyle, başka bir dünyanın mümkün olabileceğini, zenginliğin eşit paylaşımının yolunu gösterdi dünya halklarına…
Daha fazla kâr için, daha fazla talan, daha fazla kırım, daha çok ölümden başka yolu olmayan emperyalizme karşı durmanın ve bağımsızlığın yolunu yine Anadolu halklarının ortak ve birleşik direnişi gösterdi tüm dünyaya… 100 yıldan fazla geçti üzerinden…
“Dayanışma ezilenlerin inceliğidir” diyordu Che, özgürleşme özlemindeki dünya halklarına, dünyanın bir ucundan, Sierra Maestra dağlarında Fidel ve yoldaşlarıyla birlikte devrimin ateşini yakarken. 50 yıldan fazla oldu katledileli…
Çok değil, daha 12 yıl oldu, Gezi isyanında tiranlık heveslilerine karşı, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber! Ya da hiçbirimiz!” diye hep birlikte haykırdığımız…
İnsanın insan olmaya ve kendi emeğine yabancılaşmasından kurtulup, özgür bir dünyada, zenginliği barış içinde adilce paylaştığı güvenli bir yaşam özlemi her geçen yıl daha da fazla artıyor dünyanın her köşesinde. En çok da kendini dünyanın sahibi sanan ve milyarların emeğiyle yaratılan zenginliğe zor yoluyla el koymuş bir azınlığın güç ve iktidar hegemonyası farkında bu özlemin… O yüzden, her gün daha çok gerilim, daha çok savaş, daha çok ayrımcılık, daha çok tutsaklık, daha çok kırım, daha çok ölüm, daha çok yoksulluk, daha çok yoksunluk içinde tüm dünya.
Biten yıl, sadece bizde değil, her coğrafyada insanlık ve özgürlük düşmanı hegemonyanın halklara çok yönlü zulmünün giderek daha da arttığı bir yıl oldu…
“Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına, yok olup gidecekler” şair’in dediği gibi…
Başka yolları yok… Kötücüllüğün sürmesi, doğanın ve tarihin akışına aykırı… Ölümden önceki son çıkışlarıysa, en büyük korkularının, “yoksulluk ve yoksunluğun birleşik direnişi”nin önüne geçmek… Her türlü yolla; yalanla, talanla, tutsaklık ve kırımla…
Tarih boyunca özgürlük mücadelelerinin izinde, yeni yıldan ve sonraki tüm yıllardan umudumuz, yaşanan bunca kötücüllüğün ve adaletsizliğin üstesinden gelebilecek, tek gücün, “tüm halkların, her yerde, özgür insan ve adaletli paylaşım idealiyle, ayrımsız, birleşik dayanışması”nın hayata geçmesi…
Hiç birimizin, huzur ve güvenli günler için, çocuklarımıza bırakabileceğimiz yaşanabilir ve adil bir dünya için, başka yolu yok! Şimdiden kutlu olsun!..
Yorumlar (0)