"Şibir" Fevzi Duman
Kendi coğrafyasının imkânsızlıklarını el emeği, alınteri ve zekâsıyla imkâna çeviren; toprağın altına kuyu, üstüne fırın borçlu olduğumuz bir Betçe ustasının hikâyesi...
Yaka Köyü’nde herkes, Fevzi Duman’a bu lakabı bir zamanların efsane muhtarı Ali Eski’nin taktığı konusunda hemfikirdir. Köylüler, eski muhtar olmasından mülhem ona da "Ali Eski" derlermiş zaten. Ancak "Şibir" kelimesinin ne anlama geldiğini bugün köyde kimse bilmiyor. Belki de zamanında buralarda yoğun bir nüfusa sahip olan Rum komşulardan kalan, Rumca bir kelimeden esinlenmişti; bunu artık ebediyete göç eden Ali Eski’ye sormak gerekirdi. Bu gizemli lakabın ardındaki Fevzi Duman abimizin hikâyesi ise Kumyer mahallesinde başlar.

Şibir Usta, Fevzi Duman eşi Sevim Duman ve çocuklarıyla...
"Hatın Omarı'nın Oğlu Fevzi Duman
Fevzi abimiz, 1939 yılında Yaka Köyü’nün Kumyer mahallesinde dünyaya gözlerini açar. O yıllar, her köyün ve mahallenin henüz kendi yağıyla kavrulduğu zamanlardır. Paranın bir değişim aracı olarak neredeyse hiç kullanılmadığı, takas usulünün ve "bugün sana yarın bana" mantığına dayanan imece kültürünün hâkim olduğu bir dönemdir bu. Öyle ki, tek öküzü olan iki komşu, hayvanlarını birleştirip bağlarını bahçelerini birlikte sürerlerdi. Kadınlar, evlerdeki tezgâhlarda ailenin her türlü giysi ve dokuma ihtiyacını kendileri üretirdi. Fevzi Duman, işte böyle dayanışma dolu bir yokluğun içinde büyüdü.
1940’lı yıllarda babası "Hatın Omarı" (Ömer), kardeşi Kadı amca ve köyden üç kişiyle birlikte çalışmak için Rodos Adası’na gider. Ancak 1945 yılında On İki Ada yönetimi Yunanistan’a geçince, bizim köylüler geri dönmek zorunda kalır. Patronu, işçiliğinden çok memnun olduğu Kadı amcayı bırakmaz. Kadı amca uzun yıllar Rodos’ta kalır, orada evlenir ve çocukları olur; hatta iki oğlu oradan emekli edilir.
Oğullarından Gazi’yi erken yaşta kaybetmiş olsak da, diğer oğlu Zeki abi şu sıralar emekliliğinin tadını Palamutbükü’nde çıkarıyor ve yılın belli aylarını hâlâ Rodos’ta geçiriyor. Kadı amcanın kardeşi Hatın Omarı ve diğer köylüler ise yurtlarına dönüp yaşamlarını burada sürdürürler.
Ben Fevzi Duman’ı ve kardeşi Pamuk abiyi yakından tanıdım. Fevzi Duman’ı maalesef 67 yaşında nefes darlığı sebebiyle kaybettik; ışıklar içinde uyusun. Günümüzde Çin mallarının istilasıyla birlikte o eski usta işi, el emeği göz nuru ev eşyalarının pabucunu dama attık. Sağlık ve kalite denetiminden uzak, ucuza piyasaya sürülen bu ürünlerin aksine; Fevzi Duman gibi ustalar doğadan aldıkları malzemeleri el maharetleriyle şekillendirir, hayatımızın her alanına zarafet katarlardı.
Kuyudan Ahşaba Uzanan Çok Yönlü Bir Deha
Küçük yerleşim yerlerinin kaderidir yokluklar ve imkânsızlıklar... Ancak bazı özel insanlar, bu imkânsızlıkları birer imkâna dönüştürmeyi başarırlar. Fevzi Duman, Betçe yöresinde bunun en güzel örneklerinden biriydi.
O, her şeyden önce usta bir kuyu kazıcıydı. Yaka Köyü insanlarının sahil kesimine inmesiyle birlikte palamut ağaçları kesilip araziler tarıma açılınca, bölgede ciddi bir su ve kuyu ihtiyacı doğmuştu. Fevzi Usta, yörenin en aranan kuyu açma uzmanı haline geldi. Öyle ki, bir gün kuyunun içinde yorgunluktan uyuyakaldığını ve el parmaklarının o ağır işçilikten günlerce kapalı kaldığını küçük oğlu Erkan Duman’dan öğrenmiştim. Aynı zamanda maharetli bir kuru duvar ustası olduğu için, kazdığı kuyuların taş örme işçiliğini de baştan sona kendisi yapardı.
Fevzi Usta, evlerde kullanılan ahşap araç ve gereçleri üretmekte de tam bir zanaatkârdı. Semerden kara sabana, hayvanların boyunduruk aksamından çapa, kürek ve balta saplarına kadar her şeyi büyük bir özenle yontardı. Hayıt ve kargı dallarından ördüğü sepetler, seleler ve tütün kelterleri dillere destandı. Özellikle hayıt çalısından yaşlılar için yaptığı zarif ve ince bastonlar, aradan geçen yıllara rağmen bölgede hâlâ kullanılmaktadır.
Betçe'nin Son Fırın Ustası Ve "Gavur Halkası" Mirası
Köy kahvesinde yaşlılarla sohbet ederken sorduğum bir soruya verilen yanıt, bu yazıyı kaleme almamdaki en büyük etken oldu. Köyün tüm çınarları aynı noktada birleşiyordu: "Betçe’nin son fırın ustası Fevzi Duman’dır."
Bu yörede Rumlardan kalan en lezzetli miraslardan biri halka ekmektir; yerel halk buradaki adıyla onu "Gâvur Halkası" olarak bilir. Bu muhteşem ekmekleri yapmak ne kadar maharet istiyorsa, onları pişiren fırının kalitesi de o kadar önemlidir. Fırıncılıkta "külhan" denilen bir bölüm vardır. Fırın iyice ateşlendikten sonra, yanan odunların köz ve külleri fırının kenarındaki bu boşluğa, yani külhana süpürülür.
Fevzi Usta’nın bu temizlik işi için özel defne çalılarından süpürgeler yaptığını biliyoruz. Defne yaprakları, o muhteşem kokusuyla fırının içine siner ve ekmeklerin lezzetine lezzet katardı. Fevzi Usta, kendisinden önceki eski ustalardan devraldığı bilgi birikimiyle yörenin en iyi fırınlarını inşa etti. Bugün Betçe yöresi, onun elinden çıkma fırınlarla doludur.
Büyük Organizasyonların Büyük Ustası : Sevim Duman
Fevzi Duman, halasının kızı Sevim Hanım ile evlenir. Bu evlilikten iki kız, iki de oğlan çocukları dünyaya gelir. Ne yazık ki oğullarından Mehmet’i genç yaşta bir trafik kazasında kaybettik. O da babasının izinden giderek kuru duvar ve fırın ustalığını öğrenmiş, Betçe’nin son duvar ustalarından biri olmuştu. Devran döndü ve şimdi sözü, Datça ve çevresindeki bütün düğün yemeklerinin büyük ustası olan eşi Sevim Duman’a getirmek isterim.
Sevim Abla, hem fiziksel hem de karakter olarak çok güçlü, yeri geldiğinde otoriter ve saygın bir kadındır. Yaka Köyü’nün gurur kaynağı olan bu cefakâr kadın, Datça ve köylerinde neredeyse gitmediği düğün yemeği bırakmamıştır. Oğlu Erkan Duman, günümüzde yapılan et yemeklerinin lezzetinin, annesinin o eski odun ateşinde pişirdiği yemeklerin tadına asla yaklaşamadığını söyler.
Çok yakın tarihlere kadar yöremizde düğün yemekleri, yerel aşçılar tarafından büyük bir emek ve titizlikle hazırlanır, en ufak bir hata payına yer verilmezdi. Artık bu işler profesyonel "catering" şirketleri tarafından yapılıyor olsa da, bu bölgenin kendine has lezzetlerini ancak Sevim Abla gibi işin pirleri geleceğe taşıyabilir. Bu büyük ustaya sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.
SON SÖZ
Fevzi ve Sevim Duman; ikisi de kendi alanlarında zirveye ulaşmış, yetkin kişiliklerdi. Biri, dış dünya ile bağı kopuk olan eski bir toplumun tüm ahşap, taş ve kuyu ihtiyacını el becerisiyle karşılıyor; diğeri ise günlerce süren hazırlıkların ardından hata lüksü olmayan, sorumluluğu çok ağır dev ziyafetleri tek başına yönetiyordu. Ortada muazzam bir emek, alın teri ve harcanan tonlarca enerji vardı.
Fevzi Duman’ı yarım asır önce, briket dökme işinin çok meşhur olduğu yıllarda tanımıştım. Rahmetli Garip Omar ile birlikte o ağır işleri de omuzlamışlardı. Dinlenmek nedir bilmeyen bu yorgun vücut bir gün iflas etti ve onu nispeten genç sayılabilecek bir yaşta kaybettik. Vefatının üzerinden 20 küsur yıl geçmiş olmasına rağmen, ismi Betçe’de hâlâ hürmetle anılıyor. Ruhun şad, mekânın ışıklar içinde olsun Şibir Fevzi Usta...
Yorumlar (0)