Bir Eğitim Yılında En Az 95 Çocuk İşçi Hayatını Kaybetti
İSİG Meclisi’nin 2025-2026 eğitim-öğretim yılına ilişkin çocuk işçiliği raporuna göre, 1 Eylül 2025 ile 31 Ağustos 2026 arasında en az 95 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi. Çocuk işçi ölümleri bir önceki eğitim-öğretim dönemine göre yüzde 32 arttı. Raporda özellikle MESEM uygulamaları, kırsal yoksulluk ve çocuk emeğinin kentlerde yaygınlaşmasına dikkat çekilerek, “MESEM’ler kapatılmalıdır” çağrısı yapıldı.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 2025-2026 eğitim-öğretim dönemindeki çocuk işçi ölümlerini ele alan raporunu açıkladı.
İSİG Meclisi’nin bu yıl çocuk işçiliği üzerine hazırladığı dördüncü çalışma olan raporda, çocuk işçiliğinin kırsal alanlarla sınırlı olmadığı; sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinin yaygınlaşmasıyla kent merkezleri ve çeperlerinde de giderek görünür hale geldiği belirtildi.
Rapora göre 1 Eylül 2025-31 Ağustos 2026 tarihleri arasında en az 95 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.
Çocuk İşçi Ölümlerinde Yüzde 32 Artış
İSİG Meclisi verilerine göre 2023-2024 eğitim-öğretim döneminde 66, 2024-2025 döneminde ise 72 çocuk işçi yaşamını yitirmişti.
2025-2026 döneminde sayının 95’e yükselmesi, bir önceki eğitim-öğretim yılına göre yaklaşık yüzde 32’lik artış anlamına geliyor.
Raporda, ölümlerin yüzde 34’ünün yerel kaynaklardan ve İSİG Meclisi’ne ulaşan bildirimlerden tespit edildiğine dikkat çekilerek, tablonun çocuk işçiliğinin “yoksulluk-güvencesizlik ekseninde derinleştiğinin önemli bir göstergesi” olduğu ifade edildi.
İSİG Meclisi, çocuk işçi tanımında uluslararası ölçütleri esas aldığını ve 18 yaşını doldurmamış kişileri çocuk olarak değerlendirdiğini de vurguladı.

28 Çocuk Henüz 15 Yaşına Bile Gelmemişti
Rapordaki verilere göre yaşamını yitiren 95 çocuğun 28’i 5-14, 67’si ise 15-17 yaş grubundaydı.
Hayatını kaybedenlerin 14’ü kız, 81’i oğlan çocuklardan oluştu. Ölen çocuklardan 14’ünün mülteci veya göçmen olduğu; bunların 11’inin Suriyeli, ikisinin Afganistanlı ve birinin Iraklı olduğu belirtildi.
Çocuk işçi ölümlerinin illere göre dağılımında Antalya 9 ölümle ilk sırada yer aldı. Antalya’yı 6 ölümle Şanlıurfa, 5 ölümle Mersin izledi. Diyarbakır, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş ve Kocaeli’nde ise dörder çocuk işçi hayatını kaybetti.
En Fazla Çocuk Tarımda Hayatını Kaybetti
Sektörel dağılım da çocuk emeğinin ulaştığı boyutu ortaya koydu.
Son bir yılda tarım sektöründe 37 çocuk, sanayide 27 çocuk, inşaatta 18 çocuk, hizmet sektöründe ise 13 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi.
Böylece çocuk işçi ölümlerinin yüzde 39’u tarım sektöründe meydana geldi.
İSİG Meclisi, tarımın hâlâ çocuk işçi ölümlerinde ilk sırada olduğunu ancak çocuk işçiliğinin ağırlık merkezinin giderek kentlere kaydığına dikkat çekti.
Rapora göre 5-14 yaş grubundaki çocuk işçilerin tamamı kayıt dışı çalışıyor. Bu yaş grubundaki çocukların özellikle mevsimlik tarımda, sokakta, tekstil, gıda, kimya ve metal atölyelerinde ve inşaatlarda çalıştırıldığı belirtildi.
Çocuk İşçiliğinin Yeni Merkezi Kentler
Raporda dikkat çekilen en önemli değişimlerden biri ise 15-17 yaş grubundaki çocukların çalışma alanlarının dönüşmesi oldu.
Bu yaş grubunda mevsimlik tarımın yerini giderek sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinin aldığı belirtilirken, İSİG Meclisi bu dönüşümde Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarının ve Türkiye genelinde Organize Sanayi Bölgelerinin yaygınlaşmasının önemli rol oynadığı görüşünü dile getirdi.
Raporda, çocukların düşük ücretli, uzun çalışma saatlerine dayalı, çoğu zaman güvencesiz ve sendikasız bir işgücü haline getirildiği savunuldu.
Raporda kırsalda çalışan çocukların koşullarına da geniş yer verildi.
Mevsimlik Tarımda Eğitimden Barınmaya Ağır Sorunlar
Aileleriyle birlikte mevsimlik tarım için şehir değiştiren çocukların tarla, bağ ve bahçelerde çalıştığı; eğitimlerini sürdürebilmeleri amacıyla yapılan düzenlemelerin uygulamada yetersiz kaldığı belirtildi.
Çocukların barınma, temiz su, hijyen ve güvenli ulaşım gibi temel ihtiyaçlarının karşılanamadığına dikkat çekilirken, tarım alanlarına traktör kasaları veya uygun olmayan araçlarla taşınmalarının da ciddi bir yaşam riski yarattığı ifade edildi.
İSİG Meclisi, tarımda çocuk işçiliğinin önlenmesine ilişkin yürütülen projeleri de eleştirerek kamu kurumlarına “PR çalışması değil, somut önlem” çağrısında bulundu.
MESEM Tartışması: “BİR GÜN OKUL, DÖRT GÜN İŞYERİ”
Raporun önemli bir bölümünü Mesleki Eğitim Merkezleri oluşturdu.
İSİG Meclisi, MESEM modelini mesleki eğitimden çok çocuk emeğini işyerlerine yönlendiren bir sistem olarak değerlendiriyor.
Raporda MESEM öğrencilerinin genel olarak haftanın bir günü okulda, dört günü ise işletmelerde bulunduğuna dikkat çekildi. Uygulamada bazı çocukların haftada 5-6 gün ve günlük 10-12 saate varan sürelerle çalıştırıldığı ileri sürüldü.
Çocuklara ödenen ücretlerin önemli bölümünün İşsizlik Sigortası Fonu üzerinden karşılandığına dikkat çeken İSİG Meclisi, sistemin işletmelere düşük maliyetli çocuk emeği sağladığını savundu.
Raporda MESEM uygulamalarının özellikle ekonomik durumu kötü ailelerin çocuklarını işyerlerine yönlendirdiği belirtilerek, çocukların eğitimden koparak sanayi ve hizmet sektörlerinde “ara eleman” haline getirildiği görüşüne yer verildi.
Yorumlar (0)