Eğitim Emekçilerinden Datça’da “Güvenli Okul, Güvenli Gelecek” Çağrısı
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından Datça’da eğitim emekçileri bugün (23.09.2026) alanlara çıktı. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş Datça temsilcilikleri, farklı saat ve noktalarda yaptıkları basın açıklamalarıyla okullarda artan şiddete dikkat çekerek güvenli eğitim ortamı çağrısında bulundu.
Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan ve 11 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının ardından eğitim kurumlarındaki güvenlik ve şiddet sorunu Datça’da protesto edildi.
İlk Açıklama Eğitim-Sen’den
Eğitim-Sen Datça Temsilciliği, saat 17.00’de Berkin Elvan Yontusu önünde bir araya geldi. Eğitim emekçileri, yaşanan saldırının okullardaki güvenlik sorununu bir kez daha gündeme getirdiğini belirterek, öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının can güvenliğinin sağlanması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi.
“Güvenli Okul, Güvenli Gelecek” çağrısının öne çıktığı açıklamada, eğitim kurumlarının şiddetin ve korkunun değil; bilginin, dayanışmanın ve güvenliğin hâkim olduğu alanlar olması gerektiği vurgulandı.

Eğitim-İş: “Okullarda şiddete dur de”
Datça’daki ikinci açıklama ise Eğitim-İş Datça Temsilciliği tarafından saat 18.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve istiklal marşı okunmasının ardından basın açıklaması yapıldı.
Eğitim-İş üyeleri de okullarda yaşanan şiddet olaylarına ve güvenlik sorunlarına dikkat çekerek, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin güvenli koşullarda eğitim hakkının güvence altına alınması gerektiğini dile getirdi.
“Okullarda şiddete dur de” çağrısıyla gerçekleştirilen açıklamada, eğitim kurumlarında şiddetin önlenmesine yönelik kalıcı ve etkili politikaların hayata geçirilmesi istendi.
Eğitim-Sen’in Datça’dan yükselttiği mesaj ise açıktı: “Güvenli okul, güvenli gelecek.”
Eğitim-Sen adına açıklama yapan İdris Eroğlu, okullarda giderek artan şiddetin tek tek olaylar olarak ele alınamayacağını belirterek, yaşananların eğitim sistemindeki yapısal sorunlar, toplumsal şiddet ortamı ve öğrencilerin güvenliğine ilişkin ihmallerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Eğitim Sen’den MEB’e Eleştiri
Basın açıklamasında Millî Eğitim Bakanlığına da eleştiriler yöneltildi. Sendika, Bakanlığın öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin güvenliğine öncelik vermesi gerektiğini belirterek, “güvenli okul, güvenli gelecek” talebinin eğitim politikalarının temel başlıklarından biri olması gerektiğini ifade etti.
“Okullar Polisiye Yöntemlere Teslim Edilmemeli”
Eğitim Sen, çözümün okulları yalnızca daha yoğun güvenlik denetimine tabi tutmak olmadığını vurguladı. Açıklamada Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik hizmetleri ile sosyal hizmet uzmanlarının eğitim sürecindeki rolünün güçlendirilmesi istendi.
Psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanı görevlendirmelerinin yalnızca kontenjan hesabıyla değil, okulların bulunduğu çevrenin sosyoekonomik koşulları, öğrencilerin ihtiyaçları ve mevcut riskler dikkate alınarak planlanması gerektiği belirtildi.
Kalabalık Sınıflar Azaltılsın, Sosyal Destek Güçlendirilsin
Sendikanın sıraladığı talepler arasında kalabalık sınıfların azaltılması da yer aldı. Müfredatın yalnızca sınav ve rekabet merkezli olmaması gerektiği belirtilirken; öfke kontrolü, akran zorbalığıyla mücadele, kültür, sanat ve spor faaliyetleriyle desteklenen bir eğitim ortamının oluşturulması istendi.
Eğitim Sen, MEB’e yaptığı çağrıda öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlandığı, pedagojik bağların güçlendirildiği nitelikli ve demokratik bir okul ortamının oluşturulması için gerekli önlemlerin gecikmeden alınmasını istedi.
Datça’dan Ortak Mesaj: Okullar Güvenli Olmalı
Farklı noktalarda gerçekleştirilen iki açıklamada da eğitim kurumlarında şiddetin normalleştirilemeyeceği mesajı öne çıktı. Eğitim emekçileri, öğrencilerin korkmadan okula gidebildiği, öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının güven içinde görev yapabildiği bir eğitim ortamının oluşturulmasının kamusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Datça’dan yükselen ortak talep ise netti: “Okullar şiddetin değil, eğitimin ve yaşamın güvenli alanları olmalıdır.”
Eğitim-Sen Datça Temsilciliği’nin basın açıklaması tam metni Şöyle:
OKULLARDA ŞİDDETİ SONA ERDİRECEK SOMUT ADIMLAR ACİLEN ATILMALIDIR!
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde, sabah saatlerinde öğrencileri hedef alan silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralanmıştır. Okullarda her geçen gün tırmanan şiddet olayları ve öğrencilerin yaşam hakkını tehdit eden saldırılar, artık münferit vakalarla geçiştirilebilecek basit bir asayiş sorunu olarak görülemez. Okullarda yaşananlar; eğitim sistemimizin içine sürüklendiği yapısal krizin, derinleşen toplumsal şiddet ikliminin ve öğrencilerin can güvenliğini yok sayan ihmaller zincirinin doğrudan bir sonucudur. Millî Eğitim Bakanlığı, bütün enerjisini ve mesaisini “önlük” gibi şekilci dayatmalarla, öğretmenlerin giyim kuşamıyla veya mevzuatın etrafından dolanan yüzeysel düzenlemelerle harcamaktan derhal vazgeçmelidir. Okullarda ve okul çevrelerinde öğrenciler saldırıların hedefi olurken, eğitim emekçileri her gün şiddet riskiyle yüz yüze çalışırken, Bakanlığın eğitimin asıl ve hayati sorunu olan “güvenli okul güvenli gelecek” talebini görmezden gelmesi ve kamuoyunu tamamen şekilci meselelerle meşgul etmesi kabul edilemez. Okullarda öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkını ve güvenliğini tehdit eden sorunları ve giderek derinleşen şiddet iklimini halı altına süren bu anlayış, MEB’in eğitimin gerçek ihtiyaçlarından ve sahadaki yakıcı gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu açıkça göstermektedir. Okulları aşırı güvenlikçi denetim alanlarına dönüştüren, eğitim kurumlarının toplumsal ve demokratik dokusunu zedeleyen ve öğrencileri potansiyel birer “suç öznesi” olarak gören yaklaşımlar çözümsüzlüğü daha da derinleştirmektedir. Bu doğrultuda kalıcı çözüm, okulları sadece güvenlikçi bir anlayışa teslim etmekte değil; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) hizmetleri ile Sosyal Hizmet uzmanlarını eğitim sürecinin tam merkezine koymakta yatmaktadır. Okullarda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesi sıradan kontenjan hesaplarına ya da masa başında belirlenen sayılara göre değil; her okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik koşulları, öğrencilerin ihtiyaçları ve somut riskler dikkate alınarak planlanmalıdır. MEB, eğitim ortamlarında yaşanan sorunlara şekilci ve polisiye yöntemlerle yaklaşmaktan vazgeçmeli; önleyici, koruyucu, pedagojik ve sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmelidir. Eğitim sisteminin uzun süredir devam eden temel sorunlarından biri olan kalabalık sınıf mevcutları derhal azaltılmalı, öğrenciler ve eğitim emekçileri açısından daha sağlıklı ve güvenli eğitim ortamları oluşturulmalıdır. Müfredat ise sadece sınava odaklı eleme ve yarıştırma mantığından çıkarılarak; öfke kontrolü, akran zorbalığıyla mücadele, kültür, sanat ve sporla desteklenen güçlü bir pedagojik yapıya kavuşturulmalıdır. Okulların güvenliği polisiye yöntemlerle sağlanmaya çalışılmamalı; bunun yerine öğrencilerin sosyal, duygusal ve pedagojik ihtiyaçlarına yanıt verecek yeterli sayıda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanı istihdam edilmelidir. Eğitim Sen olarak MEB’e sesleniyoruz; Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlandığı, güçlü pedagojik bağların kurulduğu nitelikli ve demokratik okul iklimi inşa etme yönündeki her türlü adım derhal atılmalı, yeni saldırıların önüne geçilmesi için gereken önlemler vakit geçirmeksizin alınmalıdır.
Yorumlar (0)