Ters Yönde Politikaya Giren Sendikacılar
Sosyalist akımın yarattığı ortamı tersine çevirmek isteyen açıkgöz siyasiler, sendikacıları bu düzen hesabına politikaya sürüklemektedirler. Bu siyasiler gerçekte sendikacıların politikaya girmesine karşıdırlar. Ama bu sökmeyince sendikacıları işçilere karşı politikaya çekmektedirler.
Halkı ezenlerin büyük numarasıdır bu. Canına okuduklarının candostu geçinirler…
...

...
Sendikacılar sosyalist partinin ötesindeki partilere giremezler. Girmemeleri, işçileri sermayeye teslim etmeleri anlamına gelir. Böyle bir davranış hiç lamı cimi yok, çıkarcıların işçiler üzerindeki egemenliğini sürdürmek ve hatta pekiştirmek yönünde gayret göstermekle olur.
Oysa sendikacıların görevi, sömürücülerin işçiler üzerindeki egemenliğini yıkmaktır. İşçiyi ücretli köle durumundan çıkarıp kendisi için insan yapmaktır.
Bir sendikacı nasıl bir işveren sendikasından işçilere hayır bekleyemezse… nasıl bir işveren sendikasına girip orada işçilerin iyiliğine çalışamazsa, işverenlerin partilerine de girip işçilerin lehine iş yapamaz. Yapmağa kalması, akıl dışı bir davranış olur.
Bir sendikacı, sınıf bilinci ve sınıf mücadelesini bütün fırsatlardan yararlanarak geliştirmek görevindedir. Çünkü işçilerin ve diğer emekçilerin kurtuluşu buna bağlıdır. Bugün, işçiler, tamamiyle çıkarcıların tahakkümü altındadırlar. Çıkarcıların bu tahakkümünü yıkmak için işçilerin amansız şekilde mücadele vermeleri zorunludur. Oysa söz konusu sendikacıların yaptıkları iş, sınıf şuurunu ve sınıf mücadelesini köreltmektir. Bu, açıkça, işçilerin ve diğer emekçilerin kurtuluşunu engellemektedir.
Sosyalist mücadeleyi gemleyici, hatta, önleyici davranışlara girerek işçileri ve köylüleri bu düzene boyun eğer halde tutmak, bir sendikacının yapacağı iş değildir. İşçilerin kurtuluşu düzen değişikliğine bağlıdır. Düzen değişikliği üretim ilişkilerinin değiştirilmesine bağlıdır. Yani sermayenin işçilere vurduğu boyunduruğu kırıp almaya bağlıdır. İşçileri sermayedarların boyunduruğundan kurtarmak, giderek işçileri, köylüleri egemen hale getirmek, sosyalizmdir.
Hürriyet, ekonomik ve sosyal şartların insanı tutsak etmesi ve ezmesi demek değildir. Sosyalizm, ekonomik ve sosyal şartları en mükemmel şekle getiren; insanı ekonomik özgürlüğe ve gelişme hakkına kavuşturan bir düzendir. Şu halde hürriyet, gerçekte sosyalizm ile kaynaşmış durumdadır. Hürriyetin var olması için sosyalizmin var olması şarttır...
Şaban Erik, Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri, Emek, Sayı 11, 22 Eylül 1969 (Yazının tamamını okumak üzere bkz:Emek dergisi c 1 sayi 11)
Emek Gazetesinin tüm sayılarına İnternet ortamında TÜSTAV Arşivinden erişebilirsiniz..
.
Şaban Erik, Emek Dergisi/Gazetesi öncesinde de,1960'lı yılların başında Cemal Hakkı Selek'in sahipliğini yaptığı, Sosyal Adalet Dergisinin (bkz:sosyal-adalet-haftalik-01.pdf) sürekli yazarları arasındaydı. Sosyal Adalet Dergisi, işçilerden, aydın ve sanatçılara kadar varan kadrosuyla, Türkiye İşçi Partisinin kitleselleşmesini sağlayan bir yayın organı oldu. Şaban Erik, Sosyal Adalet'te Türkiye'nin dört bir yanında yükselmekte olan sendikal mücadeleden haberleri yazardı. Sosyal Adalet de, Emek Gazetesi de Türkiye İşçi Partisinin iki farklı döneminde Türkiye İşçi Partililerce çıkartıldı.
.
Yorumlar (0)